Türkiye sadece deniz kum güneş değil

‘TOPRAĞAN TADINA BAKIN’ DİYORUZ

Organik tarımı turizmin hizmetine sunan öğretmen Gürsel Tonbul, turizmin Antalya, Bodrum, Kuşadası gibi merkezlere olumlu ekonomik etkisinin yanı sıra ekolojik dengeleri de değiştirmeye başladığını, acilen önlem alınması gerektiğini düşünüyor.

Çocukluğu Antalya’da bir çiftlikte geçen Tombul, 25 yıl önce turizmin doğaya tahribat anlamına da gelebileceğini öngörüsünü ilgilere anlatmaya başlamış. Bir taraftan da Kuşadası Davutlar’da 100 hektar genişliğinde bir çiftlik ve hemen yakınında yine 100 hektar tarla alıp çiftçilik yapmaya başlamış.

Tombul’a göre turizm politikasında değişim kaçınılmaz. Turizmde, doğayı dikkate almadan iyileşme olamaz.

Ege’de10 otelle işbirliği yaptıklarını belirten Gürsel Tonbul, “Değirmen grup olarak farklı otel gruplarının da ilgi odağındayız.

Bir işletmenin bir yerinde eğlence, bir köşesinde şarap, zeytinyağı üretimi, bir başka köşede organik sebzeler, meyveler ve mutfakta hazırlanışları.

Farklı modeller uygulayıp turistlerin kaldıkları yerleri daha çok tanımalarını sağlıyoruz. Onlara ‘Toprağın tadına bakın’ diyoruz” diyor.

TÜRKİYE’NİN RENKLERİNİ DÜNYAYA TANITIYOR

türkiye sadece deniz kum güneş değiltürkiye sadece deniz kum güneş değil

Öger Tours eski Genel Müdürü, Thomas Cook Avrupa Finans Direktörü Björn Walther, Hamburg’ta kurduğu Visit Turkey adlı derneğin colors-of-turkey.de adlı sitesiyle Türkiye’nin renklerini dünyaya tanıtıyor. Almanca yayın yapan colors-of-turkey.

de sitesinde ülkemizin gelenekleri, doğal güzellikleri ve insanlarıyla ilgili birbirinden ilginç bilgi aktaran Walther, genç otelcilerle Delfin ve Paloma gibi bağımsız otel zincirleriyle işbirliği yaptığını söylüyor. Amacının Türkiye’ye köprü oluşturmak olduğunu kaydeden Björn, çok sevdiği Türkiye’nin bir elçisi olduğunun altını çiziyor.

Türkiye’ye göç etmiş Almanlar, İstanbul sokak satıcıları ile ürünleri kadar yaşam öyküleri, ülkemizin doğal güzellikleri ve kıyıları, sitede yer buluyor.

NE İSTENİYORSA ONU YAPIYORLAR

türkiye sadece deniz kum güneş değil

Antalya Kaleiçi’nde yıllar içinde eski sekiz konağı satın alıp restore ettikten sonra Tuvana Butik Otel adıyla hizmete sunan girişimciler Aziz Tankut ve Nermin Sümer ile akademik kariyerini turizmcilikte yapan oğulları Özgür Tangut, Antalya’da fark yaratan isimler.

Otel ve en lüks restoranlardan oluşan Tuvana Butik, her bir köşesi özenle restore edilmiş konakları ve bahçeleriyle Kaleiçi’nin tarihi dokusuna değer katıyor. Ödüllü ‘fine dining’ restoranları, gurme müşterilerin gözdesi haline gelmiş.

Kaleiçi’nin ancak 1972 yılında SIT alanı ilan edildiğini kaydeden Aziz Tankut, işe 1984 yılında anneanesinin evini restore edip 15 odalı otele dönüştürerek başladığını belirtiyor. Tankut, Tuvana’nın hikayesini şöyle anlatıyor:

türkiye sadece deniz kum güneş değil

“Anneanemin konağının yanı sıra hemen yanındaki sekiz konağı daha alıp turizme kazandırdık. 2009 yılında dünya mutfağından VIP yemekler sunacak, kuş cıvıltısı ve başbaşa anlamına gelen ‘Serraser’ restoranımızı hazırladık. Pek çok ünlü isim ile gastronomi ve turizm yazarını ağırladık. Dokuzuncu konağımızı Alman misafirlerimiz için hazırladık.

İtalya’dan getirdiğimiz ustayla, Pio Gastro Bar Bistro’da Antalya’ya gerçek İtalyan makarnası ve gurme pizzasını sunduk. Kente yeni bir seviye kazandırdık. Güney Amerika mutfağını tatmak isteyenlere de İspanya’dan getirdiğimiz ocak ile otelimizde farklı bir mekan daha tesis ettik. Biz Antalya’da neyi eksik hissediyorsak onu hazırlıyoruz.

AVRUPALI GENÇLER İHTİYAÇ VAR

türkiye sadece deniz kum güneş değil

Nurdan Nazlı Bilir Münih’ten, Tuba Kurt Koblenz’den Antalya’ya gitmiş. İkisi de Belek Maxx Royal’de çalışıyor. Avrupa’daki Türkiye kökenli gençlere bulundukları ülkenin diliyle Türkçeyi çok iyi öğrenmelerini tavsiye ediyorlar. İki kültüre hakimiyetin önemli bir artı değer olduğuna dikkat çeken Nurdan Nazlı, “Eğitim şart.

Türkiye’de konusunda uzman, iyi dil bilen, dünya insanını tanıyan, güler yüzlü gençlere ihtiyaç var. Bunun yanında disiplin olacak, istek ve azim olacak. İşini çok sevecek. Turizmde farklı dönemler olabilir. İlgi artıp azalabilir.

Avrupa’daki Türk gençleri istenilen farklılığı yaratabilirse Türkiye’de de dünyanın farklı ülkelerinde de iş bulabilir, kariyer yapabilirler” diyor.

GOLF DEYİNCE BELEK AKLA GELİYOR

türkiye sadece deniz kum güneş değil

Antalya Belek, spor turizminin kalbi… Alman futbol takımları sezon arası hazırlıklarını Belek’te yapıyor. Borussia Gladbach, Bremen, Hamburg, Hannover, Hertha Berlin, Kaiserslautern, VfB Stuttgart, VfL Bochum tercihini Belek’ten yana kullanıyor.

Kuş sütünün eksik olmadığı, beş artı yıldız otellerinin mekanı Belek, gece aydınlatılabilen golf sahalarıyla da öne çıkıyor.

Golf saha sayısı 18’e ulaşan Belek’te ‘Turkisch Airlines Open Competitors’ adı verilen golf şampiyonasına dünyanın önde gelen sporcuları katılıyor.

türkiye sadece deniz kum güneş değil

MAXX Royal yöneticileri Onur Tenekecioğlu ile Tuba Kurt da müşterileri için golf sahasını aydınlatıyor. Belek’e Almanya’nın Koblenz kentinden gelen Tuba Kurt, “Bizde hizmet her şey dahilin ötesinde. Biberondan bebek arabasına kadar her şey bulundururuz.

Sütten mamaya kadar da her şey ücretsiz. 24 saat alakart restoranımız, müşterilerimizin istediği menüyü hazırlar. 80 metrekareden başlayan süit odalarımızda kalan müşterimiz, golfünü oynar, sporunu yapar. Sabah saatlerinden gece yarısına kadar kendisiyle ilgilenilir.

Bu farkı yaşayan otelimizin daimi müşterisi oluyor” diyor.

Turizm Bakanı Ersoy; Sadece Deniz, Kum, Güneş Değil, Tarih de Olmalı

türkiye sadece deniz kum güneş değil

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ilk antik kentlerden birisi olan Yatağan Stratonikeia Antik Kenti’nin ikinci bir Efes olabileceğini söyledi. Bakan Ersoy, “Aynı zamanda Yatağan bölgesinin turizm kaderi ile ilgili bir değişiklik oluşturabilir. Bir farkındalık oluşturabilir…” Dedi.

Bodrum Gündem Haber

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Muğla’da kazı çalışmaları devam eden ilk antik kentlerden birisi olan Yatağan Stratonikeia Antik Kenti’nde incelemelerde bulundu.

Bakan Ersoy’u Vali Esengül Civelek, AK Parti Muğla Milletvekili Mehmet Yavuz Demir, AK Parti İl Başkanı Kadem Mete ve AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Dr. Mehmet Nil Hıdır eşlik etti. Strnatonikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr.

Bilal Söğüt’ten yapılan çalışmalar hakkında bilgi alan Bakan Ersoy, restorasyonu tamamlanan hamam ve camiyi gezdi. Bakan Ersoy, antik kent içindeki Gimnazyom, kuzey giriş kapısı, kazı evi ve kazı çalışmaları devam eden Antik Tiyatro’yu gezdi.

Köy meydanında yöresel ürün satışı yapan vatandaşları da ziyaret eden Bakan Ersoy, Stratonikeia Antik Kenti’nin ikinci bir Efes olabileceğini, tarih ile yaşamın iç içe olabileceği ender antik kentlerden birisi olduğunu söyledi.

Yatağan bölgesinin turizm kaderi ile ilgili bir değişiklik oluşturabilir…

Stratonikeia Antik Kenti’nin çok özel bir kent olduğunu belirten Bakan Ersoy, “12 aylık kazı programına alınan ilk grup içinde Stratonikeia. Açıkçası milattan önce 1500’e dayanan 3 bin 500 yıllık bir tarihi var.

Örnekli olan tarihinin geçmişi olması değil, tarihsel yaşamının uzun yıllara dayandığını görme şansı buluyorsunuz burada. Bir yerde milattan önce 1500’ü görürken, diğer taraftan milattan sonra 1000’i görebiliyorsunuz burada. Bunu farklı aşamaları ile görebiliyorsunuz. Stratonikeia çok önemli bir şehir.

Sık sık ziyaret edeceğiz desteklediğimiz kazı başkanlıklarını ve onun çalışma bölgelerini. Artı başka ihtiyaçları da var. Biraz daha destek olma sözü verdim ben. Kamulaştırma kapsamındaki yerlerin kamulaştırmasını hızlı bir şekilde yapacağız. Stratonikeia çok farkındalık oluşturulmuş bir şehir.

Aslında baktığımız zaman ikinci bir Efes bölgesi olabilir. Aynı zamanda da Yatağan bölgesinin turizm kaderi ile ilgili bir değişiklik oluşturabilir. Bir farkındalık oluşturabilir. Yatağan turizm ile anılan bir bölge değil, geçiş noktası.

You might be interested:  Seyahat Için Ne Gerekiyor?

Aslında bütün özellikle kültürel ziyaret yapan Anadolu turları yapan turistik firmaların güzergahı tanıması gereken bir nokta. Birkaç yıl içinde yoğun ziyaretçi alacak hale getireceğiz…” diye konuştu.

türkiye sadece deniz kum güneş değil“Antik kent meydanı yaşam merkezi olabilir”

Stratonikeia Antik Kenti’nin köy meydanı düzenlemesini çok beğendiğini söyleyen Turizm Bakanı Ersoy, “Ayrıca farklı bir uygulama da var burada. Tarih ile yaşamın iç içe olabileceği, günümüz yaşamının içinde olacağı bir ortam var. Ben köy meydanındaki çalışmalarını çok beğendim.

Orayı da kısa zamanda hayata geçirip, aktif hale getirebilirsek sadece ziyaret değil, yaşam merkezi haline de gelebiliyor. Gelen ziyaretçilerin saatlerce kalabileceği, dinlenebilecekleri, ilginç bir ortam.

Bugüne kadar gördüğüm hiçbir yerde böyle bir ortamı yakalayamamıştık…” şeklinde konuştu.

“Sadece deniz, kum güneş değil, tarih de olacak”

Kazı bölgelerine yapılacak kazı destekleri ile ilgili de bilgi veren Bakan Ersoy, “Sadece kazı desteği vermeyeceğiz, tanıtım desteği de vereceğiz bu bölgeye. Ege Bölgesi’nin ayrışmasını istiyoruz biz, tarih ve sanat ile. Sadece deniz, kum ve güneşin olmasını istemiyoruz. Tarih ile beraber anılmasını istiyoruz.

Elimizdeki en güzel örneklerden biri. O yüzden biz desteğe devam edeceğiz. İlave destek de vereceğiz. Zaten Valiliğimiz bu güne kadar çok sıkı destekleme yapmışlar çalışmalara.

Şimdi Bakanlığın da yoğun desteği ile İnşallah birkaç yıl içinde çok değerli bir turizm noktasını Türkiye’ye kazandırmış olacağız…” ifadesini kullandı.

türkiye sadece deniz kum güneş değil “Başarısız kazı başkanlarını değiştireceğiz”

12 aylık kazı çalışmalarını 20 proje ile başladıklarını belirten Bakan Ersoy, bu sayıyı her yıl 20 projeyi daha ilave edeceklerini söyledi. Bakan Ersoy, ilave ödenek talepleri olan kazı bölgeleri ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kazı başkanı karar veriyor. Kazı başkanı bize oluşturduğu bütçeyi biz onaylayıp destek kapsamında ilave destek veriyoruz.

Kazı başkanından bize gelecek. Şimdi zaten biz şöyle bir şey yapıyoruz. Bu ilk yılı biliyorsunuz. Bu sene 20 tane proje ile başladık. Minimum her yıl 20 tane proje buna ilave etmek ve 122 tane yerel kazı başkanlığı tarafından yapılan ören yerinin desteklenmesi var. Ama ikinci bir çalışmamız daha var.

Taahhüdünü iyi yerine getiren kazı başkanlıklarına genişletilmiş destek vermek gibi. Yani 20 tane gelecek ama taahhüdünü çok güzel yerine getiren dosyasını doğru kapatan kazı başkanlıklarına daha geniş bir destek paketi kapsamında birkaç noktada çalışabilecekleri destekler vereceğiz. Kazı başkanının başarısına bağlı açıkçası.

Ama başarılı olmayan kazı başkanlarını da değiştireceğiz onu da söyleyeyim…” dedi.

türkiye sadece deniz kum güneş değil

Bakan Avcı: Türkiye Sadece Deniz, Kum ve Güneşten Ibaret Değil

Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Türkiye'nin sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını, potansiyelinin bunun çok üzerinde bulunduğunu belirterek, “Sadece deniz, kum ve güneş ile dünyanın 6'ncı büyük destinasyonu olabildiysek, diğer turizm potansiyellerimizi harekete geçirdiğimizde daha ileri noktalara gelmememiz için bir neden yok.” dedi.

Bakan Avcı, Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'nde bir otelde düzenlenen, Uluslararası Medya Forumu 2017 Toplantısı'nın açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin turizmdeki potansiyelini keşfetmeye ihtiyacı olduğunu belirtti.

Türkiye'nin 1980'lerde başlattığı turizm hamlesi sayesinde dünyanın 6'ncı büyük turizm destinasyonu haline geldiğine işaret eden Avcı, “Rahmetli Turgut Özal'ın başlattığı turizm hareketi daha çok kıyı turizmi üzerinden şekillendi.

Türkiye sadece deniz, kum ve güneşten ibaret değil, potansiyeli bunun çok üzerinde.

Sadece deniz, kum ve güneş ile dünyanın 6'ncı büyük destinasyonu olabildiysek, diğer turizm potansiyellerimizi harekete geçirdiğimizde daha ileri noktalara gelmememiz için bir neden yok.” diye konuştu.

  • Türkiye'nin neresinde bulunulursa bulunulsun, 10 kilometrelik bir çember çizildiğinde keşfedilmemiş birçok güzelliklerin görüleceğini anlatan Avcı, ülkenin bu potansiyelinin bugüne kadar gereği gibi değerlendiremediğini vurguladı.
  • “Çocuklarımıza iyi bir dünya bırakabilmek için birlikteliğe ihtiyacımız var”
  • Antalya'ya geçen yıl 6,5 milyonun üzerinden turist geldiğini anımsatan Avcı, şöyle devam etti:

“Yakınımızda Antalya Arkeoloji Müzesi var. Bütünlüğü korunmuş Afrodit heykelleri bakımından bir numara. Bu kadar güzel korunmuş tarihi eserler dünyanın hiçbir müzesinde yok. Ancak geçen yıl müzeyi gezen turist sayısı 68 bin.

İnanılır gibi değil. Bu, misafirlerimizin kabahati değil. Demek ki sahip olduğumuz bu güzelliği yeterince tanıtamamışız. Dini miras alanları bakımından da çok zengin bir ülkeyiz ama onları da yeterince tanıtamadık.

Yayla ve gastronomi turizm de aynı şekilde.”

Türkiye'nin 10 bin yılın üzerinde bir yerleşim ve medeniyet havzasına ev sahipliği yaptığını belirten Bakan Avcı, bugün bile Türkiye'nin farklı kültürlerin buluştuğu bereketli toprakların sahibi olduğunu ifade etti.

“Türkiye doğu ile batının en uyumlu şekilde buluştuğu, görüştüğü ve tanıştığı ülkedir.” diyen Avcı, bunun binlerce yıldır böyle olduğunu kaydetti.

Geçen binlerce yılın bu topraklarda sadece arkeolojik eserler bırakarak değil, farklılıklara nasıl davranılması gerektiği örneğini de gösterdiğine işaret eden Avcı, şunları söyledi:

“Türkiye'nin özellikle bugünlerde dünyaya sunacağı çok önemli değerleri var. Çok derin bir kültürümüz var. Dünyaya çok ihtiyaç duyduğu olumlu mesajı verecek kültür bu topraklarda mayalandı.

Kişi bilmediğinin düşmanıdır. Ağırladığımız siz basın mensuplarının da katkılarıyla birbirimizi daha iyi tanıyacağız. Çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakabilmek için bu birlikteliğe ihtiyacımız var.

  1. “Yabancı yatırımcı sayısı artıyor”
  2. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ise konuşmasında, dünya basınında zaman zaman Türkiye ve ekonomisiyle ilgili olumsuz haberler yer aldığını hatırlattı.
  3. Yabancı gazetecilere bu haberler in doğru olmadığını yakından göstermek amacıyla bu toplantıyı düzenlediklerini anlatan Büyükekşi, halk oylamasıyla, ülke yönetimindeki çift başlılığın ortadan kalkmasıyla, ekonominin yeniden ana gündem haline geldiğini ifade etti.
  4. Türkiye'ye mart ayında gelen yabancı yatırımların yüzde 25 arttığını kaydeden Büyükekşi, Türkiye'deki 55 bini bulan yabancı şirket sayısının her geçen gün çoğaldığını bildirdi.
  5. Büyükekşi, çok önemli bir genç nüfus potansiyeline sahip Türkiye'nin dünya ticaretindeki payının da arttığını vurguladı.
  6. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ile TİM tarafından ortaklaşa düzenlenen ve 25 Mayıs'a kadar sürecek foruma, 50 ülkeden 140'a yakın basın mensubu katılıyor.

türkiye sadece deniz kum güneş değiltürkiye sadece deniz kum güneş değiltürkiye sadece deniz kum güneş değil

AA – Son Dakika Haberleri

Kurtulmuş: Türkiye, sadece deniz, kum ve güneş değildir

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye ile Çin arasındaki yakınlaşmanın, barış ve esenlik düzeninin oluşmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum.

PEKİN- Çin'de “2018  Türkiye Turizm” yılının açılış galasına katılan Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye ile Çin arasındaki yakınlaşmanın, gelişen dünya dengeleri içerisinde yeni barış ve esenlik düzeninin oluşmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum.”dedi.Başkent Pekin'deki Tiençiao Gösteri Merkezi'nde düzenlenen turizm yılı açılış etkinliğinde Bakan Numan Kurtulmuş, Çin Kültür ve Turizm Bakanı Luo Şugang, Türkiye'nin Çin Büyükelçisi Emin Önen, misyon temsilcileri ve çok sayıda davetli yer aldı.

You might be interested:  Pink Floyd Ne Tür Müzik Yapar?

türkiye sadece deniz kum güneş değilTürkiye ve Çin'in tarihi İpek Yolu'nun batısındaki ve doğusundaki iki önemli ülke olduğunu söyleyen Kurtulmuş, İpek Yolu'nun yeniden canlandırılmasını öngören “Kuşak ve Yol” projesi kapsamında iki ülke arasında bir çok alanda gelişmekte olan iş birliğinin kültür ve turizme de yansıyacağını dile getirdi.Türkiye'nin sadece deniz, kum ve güneş turizminden oluşmadığını vurgulayan Kurtulmuş, özellikle Çinli turistler için tarih ve kültür zenginliğiyle öne çıkan bir destinasyon olduğuna dikkati çekti.Kurtulmuş, Türkiye'nin Truva'dan Osmanlı'ya kadar 24 büyük medeniyete ev sahipliği yaptığını anımsatarak, “Anadolu Yarımadası, İtalya'nın sahip olduğundan daha fazla  Roma dönemi eserine, Yunanistan'ın sahip olduğundan fazla Grek dönemi eserine ev sahipliği yapan bir tarih ve medeniyet hazinesidir.” diye konuştu.

  • Kapadokya'dan Mardin'e, Safranbolu'dan Urfa'ya Çinli turistler için Türkiye'de zengin turizm destinasyonları olduğuna değinen Kurtulmuş, Çin'de “2018 Türkiye Turizm Yılı” vesilesiyle bu ülkenin farklı şehirlerinde 60'dan fazla etkinlikle tanıtım faaliyetleri düzenleyeceklerini belirtti.
  • Hedef 500 bin Çinli turist

Kurtulmuş, geçen sene 250 bin Çinli turistin Türkiye'yi ziyaret ettiğini, 2018'de bu sayının 500 bin kişiye çıkmasını beklediklerini ifade ederek, “Türkiye ile Çin arasındaki yakınlaşmanın, gelişen dünya dengeleri içerisinde yeni barış ve esenlik düzeninin oluşmasına katkı sağlamasını temenni ediyorum.” diye konuştu.Çin Kültür ve Turizm Bakanı Sugang da İpek Yolu'nun Asya'nın doğu ve batı uçlarındaki iki büyük medeniyeti birbirine bağladığına işaret ederek, Çin ve Türkiye arasındaki bu tarihi bağların, dostluk ve iş birliği ilişkilerine sağlam temeller kattığını aktardı.Turizmin medeniyetler arası etkileşim ve halklar arasındaki dostluk ilişkilerini sağlamlaştırmada köprü vazifesi gördüğünü söyleyen Sugang, “Çin'de Türkiye turizm yılının ilanı, iki ülke hükümetlerinin halklar arasındaki dostluğun pekiştirilmesi adına aldığı iradenin temsilidir.” ifadesini kullandı.

Kurtulmuş ve Sugang, konuşmalarının ardından Türkiye Turizm Yılı Logo Panosu'nu imzalayarak hatıra fotoğrafı çektirdi.

 Bu arada Anadolu'nun zengin kültürünü danslarla sahneye taşıyan “Anadolu Ateşi”, “Troya” adını verdiği gösterisiyle büyük beğeni topladı.

 Bakan Kurtulmuş'un, ülkenin ekonomi ve finans merkezi Şanghay'a yapacağı ziyaret sırasında da “Anadolu Ateşi” sahne alacak.

Bu haber toplam 1641 defa okunmuştur

Turizm sadece deniz kum ve güneş değil..

  • Türkiye’de turizm denildiğinde akla ilk olarak otel, plaj, deniz, kum ve güneş geliyor.
  • Oysa daha birçok sektör, turizmin ana ögesi içinde olmasına rağmen dillendirilmiyor.
  • Kuşadası’nda halı ve kilim ticaretiyle uğraşan iş insanı Tuncay Tokay, bu konuda çok dertli.
  • Mart başında tüm dünyayı esir olan koronavirüsün kendilerini de olumsuz etkilediğini, aylarca dükkanlarını açamadıklarını, çalışanlarının büyük sıkıntı yaşadığını söyledi.
  • ***
  • Sadece halı ve kilim sektörünün değil, dericilerin, kuyumcuların, hediyelik eşya satanların da turizmin bir parçası olduğunu ancak hiç kimsenin şimdiye kadar bunu gündeme getirmediğinden dertli Tokay.

Sadece Ada’da değil, Marmaris, Bodrum, Fethiye, Kapadokya ve İstanbul Kapalı Çarşı’da da 10 binlerce esnafın aynı sıkıntıda olduğunu belirten Tokay, “Biz de turizmde büyük bir potansiyeliz. Müşteri portföyümüz ağırlıklı olarak turistler, yani gemi turizmi bizim için çok önem taşıyor. Bu yıl gemiler gelemedi, elimiz ayağımıza dolandı” dedi.

***

Kuşadası ve diğer turistik ilçelerin hep otel turizmiyle ön plana çıkarıldığını, kendilerinin hep geri planda kaldığını söyleyen genç iş insanı Tokay, “Turizmin başkenti Kuşadası’nda otelcilik, gemi turizminden dolayı fazla gelişemedi. Bir Bodrum, Çeşme, Fethiye, Marmaris ve Antalya olamadı.

Geçmişti gemi turizmi yoğundu ama bu dönem sıfırı çektik. Sadece halıcı esnafı değil, birçok sektör sıkıntıda. Mesela, ilçemizde irili ufaklı 1000’den fazla mekan var. Bunların içinde iki çalışanı olan da var, 20 çalışanı olan da. Ama turizm söylendiğinde biz hiçbir zaman gündeme gelmiyoruz.

Sanki ülkemizde sadece otel turizmi var gibi gösteriliyor. Bu algının yıkılması gerekli” dedi.

***

Gemi turizmiyle ilgili hiçbir şey kalmadığından dert yanan Tokay, seferler yapılamadığından sektör olarak bitmiş durumda olduklarını kaydetti, şunları söyledi:

“Dert büyük, birçok arkadaşımız dükkanını açamadı. Gider fazla. Elektrik, su, kira, stopaj, çalışanların maaşları ve vergiler belimizi büktü. Yani, şunu söylemek istiyorum. Kuşadası’nda gemi turizmi olmadığı zaman hiçbir şey yok demektir.”

***

15 Temmuz 2016’daki darbe kalkışmasının ardından, bu yıl da pandeminin sektörlerini olumsuz etkilediğini belirten Tokay, “Bizim en büyük müşterimiz ABD, Kanada ve Avustralyalılardı. Bu yıl turist yok. Kredilerimizi ödemede zorluk çektik. Altı aydır kapalıydım, yeni açtım. Tabii ben hiçbir çalışanımı mağdur etmedim.

Ama zor durumdaki birçok esnaf, çalışanlarıyla yollarını ayırmak zorunda kaldı. Bizim sektörden Kuşadası’nda 10 bin kişi ekmek yiyor. Bir kişinin dört kişiye baktığını düşünürseniz, Ada’nın dörtte bir nüfusuna sahibiz. Ülke genelinde 4 milyona yakın halı emekçisi perişan. Daha önce de söylediğim gibi biz turizmin en büyük parçasıyız.

En büyük döviz girdisi yapan sektörüz, turizmin içinde yer almak istiyoruz” diye konuştu.

  1. ***
  2. Turizmde sadece deniz, kum, güneşi ele almamak gerektiğini 2010 yılında Kuşadası vergi rekortmeni Tuncay Tokay’la tanıştıktan sonra anladım.
  3. Şimdiye kadar hep otelleri ön planda tuttuk.
  4. Ancak daha birçok sektörün turizme katkı koyduğunu unuttuk.
  5. Bundan sonraki süreçte sadece Kuşadası değil, Marmaris, Bodrum, Fethiye, Çeşme, Ayvalık, Burhaniye, Edremit ve Antalya gibi turizm bölgelerindeki oda başkanları ile belediye başkanlarının tek ses tek yürek olarak turizmin diğer kollarına da destek vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

2.Elizabeth ile karşı karşıya…

Tuncay Tokay, 2008 yılında İstanbul Feriye Köşkü’nde İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’e yaptığı halı sunumunu hala unutamadığını belirtti, “Çok heyecanlıydım. Kraliçe ile karşı karşıyayım. Bana, ‘Halıyı uçurabilir misiniz’ dediler. Ben de güzel bir hareketle halıyı uçurdum. Kraliçenin tam da ayaklarının önüne serildi. Çok mutlu olmuştum. Kraliçe de beni kutladı” dedi.

Türkiye Sadece Deniz Kum Güneş Değil

Dünyanın en önemli 10 turizm destinasyonundan biri olan Türkiye, sahilleri, tarihi, doğa ve inanç turizminin yanı sıra turistik aktiviteleriyle de öne çıkarıyor.

Adı, son yıllarda daha çok duyulmaya başlasa da Türkiye'de golf sporunun geçmişi 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. İlk golf sahası 1895'de açılan Türkiye'de, bugün birinci sınıf 15 tesiste hizmet veriliyor.

Golf meraklılarının gözdesi Belek'te yer alan büyüklüğü ve zorluğu birbirinden farklı 12 saha, her düzeydeki golfçüye hitap ediyor.

Belek'in yanı sıra Muğla, İstanbul Silivri ve Kemerburgaz'da da uluslararası yarışmalarda kullanılabilecek nitelikte golf sahaları bulunuyor.

Antalya, İstanbul ve İzmir'de 2'şer, Mersin'de 3 ve Muğla'da 1 olmak üzere 10 golf sahasının yapımı da devam ediyor.

Hava sporları

Tatilde özgürlüğünün tadını hava sporlarıyla çıkarmak isteyenler, Fethiye'de Babadağ, Pamukkale'de Çökelen Dağı'nı tercih ediyor.

Babadağı, nisan ayından ekime kadar yamaç paraşütüne elverişliyken, Çökelen Dağı'nda yıl boyunca yamaç paraşütü yapılabiliyor.

Ayrıca Antalya Kaş, Isparta, Erzincan, Eskişehir, Erzurum, Bolu da hava sporlarına elverişli diğer şehirler arasında yer alıyor.

Dalış

Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, dalış sporu tutkunlarının tercih ettiği ülkelerin başında geliyor.

Farklı ilgi alanlarına yönelik dalış noktalarıyla, su altının cazibe merkezlerinden olan Türkiye'de, ünü giderek yayılan “soğuk mağara”yı keşfetmek, 2.

Dünya Savaşı'nda denizin derinliğine gömülen İtalyan 3 pervaneli savaş uçağını veya antik Likya uygarlığı kalıntılarını görmek, ahtapot, müren, deniz foku hatta yunuslarla yan yana yüzmek isteyenlere farklı seçenekler sunuluyor.

You might be interested:  Aydınbey Otel Nerede?

Mağara turizmi

Türkiye'de büyük yer altı göllerine, sarnıçlara, sarkıt ve dikitlere sahip yaklaşık 40 bin mağara bulunuyor. Mağara oluşumları bakımından önemli karstik alanlar Muğla, Antalya, Isparta, Burdur, Konya, Karaman, İçel ve Adana'yı kapsayan Batı ve Orta Toros dağ kuşağında yer alıyor.

Mağaralara ilişkin çalışmalar yapan yerli ve yabancı araştırmacılar, şimdiye kadar 800 mağarayı belgelendirdi. 30 civarında mağara turizme kazandırıldı.

  • Ağrı'da Buzluk Mağarası, Antalya'da Damlataş Mağarası, Dim Mağarası, Karain Mağarası, Yalan Dünya Mağarası, Çankırı'da Tuz Mağarası, İçel'de Cennet Obruğu, Dilek Mağarası, Eshab-ı Kehf Mağarası, İzmir'de Yedi Uyurlar Mağarası, Kahramanmaraş'ta Eshab-ı Kehf Mağarası, Tokat'ta Ballıca Mağarası, Zonguldak'ta Cehennemağzı Mağaraları turistlerin ilgisini en çok çeken yerler arasında bulunuyor.
  • Mavi yolculuk
  • Romantizm, macera ve eğlenceyi aynı anda sunan mavi yolculuklarla, turistler edebiyata, müziğe ve güzel sanatlara ilham veren sahil şeridini, tablo gibi körfezleri, antik kentleri ve ıssız koyları görebiliyor.
  • Genellikle Bodrum'da başlayan ve Antalya limanında sonlanan seyir kapsamında, Sunday Times tarafından dünyada en iyi seçilen Kaputaş Plajı ile Patara kumsalı da görülebiliyor.

Patara yılı: Türkiye sadece deniz-güneş-kum değil kültürel miraslarla da cezbedici

Türkiye'nin sadece deniz-güneş-kum üçgeninden oluşan bir turizm destinasyonu olmadığına vurgu yapan Yağcı, çok fazla sayıda tarihi ve kültürel değerleri olduğunun anlatılmak istendiğini söyledi.

2019'un Göbeklitepe yılı olduğunu anımsatan Erkan Yağcı, “Göbeklitepe gerçekten dünya tarihinin yeniden yorumlanmasına neden oldu. Çok sayıda tarihi mirasımız var, Patara da bunlardan biri. Tanıtılması, kent için de son derece önemli bir olgu” diye konuştu.

Antalya'nın 2020 turist hedefini de aktaran AKTOB Başkanı, geçen yılı yüzde 17 büyüme ve yaklaşık 16 milyon turistle kapatan kentte, bu yıl da çift haneli bir büyüme öngördüklerini söyledi.

‘Bu yıl Patara'nın ziyaretçi sayısı 600 bine ulaşır’

Tur Operatörleri Platformu Sözcüsü Cem Polatoğlu ise her yıl bir turizm bölgesi/ören yerinin seçilerek tanıtılmasının muhteşem bir uygulama olduğuna vurgu yaparak, projeyi hayata geçirenlere teşekkür etti.

Bu kapsamda 2018'de Truva, 2019'da Göbeklitepe yılı olduğunu anımsatan Polatoğlu, bölgeye sapladığı katkıları istatistiklerle ortaya koydu:

“İstatistiklere baktığımızda 2018'de Truva yılında bölgeye gelen turist sayısı yüzde 600 artmış. 2019'da Göbeklitepe'yi ise 400 bin kişi ziyaret etti. Çevresinde, dördü çok yakın olmak üzere altı şehir var. O şehirlerde de müthiş bir hareketlilik oldu, konaklama sayıları arttı. Şu anda nisan ayı için bile turlarımız yüzde yüz dolu.”

Cem Polatoğlu, 2020'nin turizm teması olarak belirlenen Patara antik kentini ise geçen yıl 200 bin kişinin ziyaret ettiğini hatırlatarak, bu yıl bu rakamın 600 binlere çıkacağının tahmin edildiğini söyledi.

Öncelik ağrı, Kapadokya ya da Van’daki tarihi miraslara verilebilir miydi?

Tur Operatörleri Platformu Sözcüsü Cem Polatoğlu, turizm alanındaki bu uygulamaya desteğini yinelerken 'Patara doğru bir seçim miydi?' sorusunu da sordu.

Patara'nın da önemi bir kültürel değer olduğunu ifade eden Polatoğlu'na göre şu dönemde önceliğin Ağrı'nın gözdesi İshak Paşa Sarayı, Kapadokya ya da Kars'ta bulunan Ani Harabeleri'ne verilebileceğini söyledi.

Patara'nın mevcutta Antalya-Kaş bölgesine gelen turisti ağırlayan ve geçen yıl yaz döneminde yüzde 100 doluluklara ulaşan bir yer olduğuna vurgu yapan Cem Polatoğlu, “Şimdi, oraya gelen turisti belki otelinden çıkartmak için elimizde bir öğemiz daha olacak.

Ancak İshak Paşa Sarayı'nı hatta yüzde 90 kayıplar yaşayan Kapadokya'yı, Van'ı, Ani Harabeleri'nin daha ön plana alırdım. Bir bölgemizi, bir şehrimizi daha konaklamalı hale getirerek ayağa kaldırmak için bunu yapardım.

O bölgelerin de turist açısından zenginleşmesi gerektiğini ve ülkenin tanıtımı için çok daha öncelikli olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.

Ayvalık sadece deniz, kum, Güneş değildir!

11 Ağustos 2020, Salı 13:59

Ayvalık an itibari ile pek çok sanatçı insiyatifini kucaklayan ve artık deniz, kum, Güneş’ten çok daha fazlası haline gelen bir yer olmuş durumda.

Her zaman seyahatlerimi “business & pleasure ” felsefesi üzerine inşa etmiş birisi olarak bayram tatili hayalim pandemi nedeniyle kalabalıktan uzak olmak ve hazır gitmişken Hubdesign olarak yurtdışında farklı projelerde temsil ettiğimiz başarılı sanatçımız Seydi Murat Koç’un Barbara Residency programı kapsamında Ayvalık’ta olduğunu öğrenmem ve nazik daveti üzerine ziyaret etmeden dönmem olmazdı. 

2016 yılından bu yana sanata alan tanıyan, yerli ve yabancı pek çok sanatçıyı bulundukları ortamdan bir nebze çıkarmak ve hayat ile sanat bakış açılarına , araştırma ve üretimlerine etki ve katkı yapabilecekleri ortam ve şartlar sunarak misafir eden mekan La Maison de Barbara’nın misyonu kadar hikayesi de oldukça değerli.

Barbara Residency programı Ayvalık’ın sempatik taş evlerinden birisinin restorasyonu gerçekleştirilerek son derece modern bir tasarım ile buluşturulmuş.

İş dünyası için çok önemli bir isim olan ve “headhunter” dediğimizde aklımıza ilk gelen isimlerden Şerif Kaynar tarafından geçirilen proje aynı zamanda Şerif bey’ in 1997 de vefat eden Fransız şarkıcı Barbara’ya olan hayranlığı nedeni ile Barbara’ya adanarak mekana ismini vermiş.

Mekan ; Bugüne kadar Haluk Akakçe, Yiğit Yazıcı, Barış Sarıbaş, Tunca Subaşı gibi isimlerin aralarında bulunduğu geniş bir sanatçı listesine ev sahipliği yapmış.

Seydi Murat Koç’u hepimiz “İnsanlar Alemi” serisi ile geçtiğimiz yıllarda Contemporary İstanbul’da geyikler ile günümüz metropol insanı ile benzerlik kurarak tuvallerine yansıttığı figürlerinin bulunduğu işleri ile mutlaka hatırlıyoruzdur.

Aynı zamanda akademisyen olarak Doğuş Üniversitesi’nde de öğrencileri ile bilgi birikimini paylaşıyor. Barbara Residency Programı süresince ürettiği işlerde ise biraz pandemi sürecinin etkisi bulunuyor.

Özellikle karantina süresinde doğaya ve dış mekana duyulan özlemi konu alan manzara resmine bayıldığımı söylemeden geçemem.

Üretim esnasında endemik bitkilere (dünyanın yalnızca belirli bir bölgesinde yetişen) de sıkça yer vermeye ve yaptığı incelemeler sonrası bu bitkileri canvas üzerinde yaşatmayı da prensip edindiği küçük ebatlarda işleri bulunuyor. Türkiye ‘de 3000 e yakın endemik bitkinin yetiştiği bilgisini Seydi’den aldım. Avrupa’dan bu konuda kat ve kat öndeymişiz. Haberimiz yok…

Burada daha önce atölyesini ziyaret ettiğim Begüm Mütevellioğlu’nu anmadan geçemeyeceğim. Kendisi endemik bitkileri tıpkı bir bilim insanı gibi , uzun süre inceleyerek resimlerinde kullanıyordu. O zaman da oldukça etkilenmiştim.

Konuya dönecek olursak program süresi tamamlandığında Barbara Residency ‘de kalan sanatçılar ürettikleri eserlerden 1 tanesini Barbara Collection ‘a ithaf ederek ilerleyen dönemde sergilenmek üzere Ayvalık’ta bırakıyor bir diğer eseri ise Şerif Kaynar Koleksiyonu’na dahil ediyor.

Bir başka güzel haber ise La Maison de Barbara ‘nın öncü olarak 2016 yılında başlattığı sanata ve sanatçıya alan yaratma misyonuna bir yenisi Gate 27 Residency programı ile Küçükköy’de bu yaz itibari ile hayata geçirilmiş olması.

Umarım ilerleyen dönemde bu katma değeri hayli yüksek ve son derece önemli adımlar örnek alınıp, yenileri eklenerek ve Ayvalık’ın sanat köyü Yeniçarahori ‘nin de genişleyerek çok daha fazla sanata alan tanıyan projelere ve sanatçı atölyelerine ev sahipliği yaptığını görürüz. 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *