Bir kadınla seyahate Çıkmanın 9 avantajı

İstediklerini giyiyor, kendi saatlerini seçiyor ve bir daha asla işe gidip gelmek zorunda kalmıyorlar: Evden çalışanların hayatı, ofis çalışanları için adeta bir gıpta konusu. Takım elbiseyi ve çalışma masasını bir kenara atıp pijama ve kanepeyi tercih etmek kulağa daha rahat gelebilir. Peki bu gerçekten üretkenliği artırıyor mu?

ABD’de(2) ve Birleşik Krallık’ta(3) rekor sayıda insan artık evden çalışıyor. Uzmanların tahmini ise bu sayının artmaya devam edeceği yönünde.

Boston merkezli danışmanlık şirketi Strategy Analytics’in araştırmasına göre, dünya çapındaki uzaktan çalışan iş gücü 2016 yılında tüm çalışanların yaklaşık yüzde 38,8’ini oluştururken 2022’de bu oran yüzde 42,5’e yükselebilir(4).

Başka bir araştırma ise 10 yıl içinde, çalışanların üçte birinin evden çalışıyor olacağını gösteriyor(5).

Aslında bu rakamlar çok da şaşırtıcı değil. ABD kariyer sitesi FlexJobs tarafından 2017’de yapılan bir anket, uzaktan çalışmanın en çok aranan avantaj olduğunu gösterdi ve çalışanların yüzde 81’i bunu en çok istediği esnek çalışma türü olarak seçti(6).

Giderek daha fazla şirket, çalışanlarına uzaktan veya evden çalışma olanağı sunarak artan talebe karşılık veriyor. 2017 yılında Amazon, yıl sonuna kadar, uzaktan çalışacak 5.000 kişiyi işe alacağını açıkladı(7).

Apple ise kısa süre önce evden çalışma pozisyonları için bir iş ilanı yayımladı(8).

Daha fazla katılım

Dışarıdan bakıldığında evden çalışmanın sağlam bir temeli var gibi görünüyor. Sayıları giderek artan araştırmalar, evden çalışanlar da dahil olmak üzere uzaktan çalışanların, ofis personeline kıyasla günlük rollerinde daha etkili olduklarını gösteriyor.

Çin seyahat web sitesi Ctrip’teki çalışanlarla ilgili 2014 yılında yapılan bir araştırmada, yalnızca ofisten çalışan personelle düzenli olarak uzaktan çalışan personelin verimliliğini karşılaştırıldı. Araştırmanın sonucunda, uzaktan çalışanların ofis çalışanlarından yüzde 13,5 daha fazla satış görüşmesi yaptığı görüldü(9).

Bu rakam, neredeyse tamamen ekstra bir günlük işe denk geliyor. Ayrıca ofisteki insan oranı yarıya indirildi ve iş memnuniyetinin daha yüksek olduğu bildirildi.

2016 yılında Amerika’daki uzaktan çalışanlarla yapılan bir ankete göre, evden çalışanların yaklaşık yüzde 91’i, ofiste olduğundan daha üretken olduğunu düşünüyor(10).

Ayrıca, Canada Life Group tarafından yapılan araştırma sonucunda, evden çalışanların üretkenliklerine 10 üzerinden 7,7 puan verirken açık planlı ofislerde çalışanların puanın 6,5 olduğu görülmüştür(11).

Yakın zamanda yapılan bir Gallup araştırması da, haftada üç ila dört gün evden çalışan kişilerin, her gün ofiste çalışan kişilerden daha çok “katılım sağladıklarını” hissetiklerini göstermiştir(12).

Sistemdeki eksiklikler

Ancak, evden çalışma sistemine geçiş için her ne kadar acele edilse de herkes ikna olmuş durumda değil.

500’den fazla çalışan ve yöneticinin esnek çalışmaya karşı tutumunu inceleyen, LSE’nin gerçekleştirdiği bir araştırma(13) sonucunda, olumlu etkilerin çoğunun zaman içinde azaldığı görüldü.

Çalışanlar artık evden çalışmayı bir ayrıcalık olarak görmüyor ve ofis çalışanlarından farklı davranmadan benzer sonuçlara ulaşıyorlardı.

İşverenlerden gelen profesyonel desteğin eksik olduğu hissedildi ve araştırma sonucunda, iş arkadaşları arasındaki iletişimin zayıf ve yüz yüze etkileşimlerin sınırlı olduğu görüldü. Sonuç olarak, çalışanlar işverenlerine mesleki gelişimlerini aksatmalarından dolayı sinirlendiler ve şirkete olan bağlılıkları azaldı.

IBM ve Yahoo gibi büyük şirketler, sonuç olarak üretkenlikte bir düşüş görünce bu araştırmayı da destekleyerek uzaktan çalışma politikalarını tersine çevirdiler(14).

You might be interested:  Dünyanın en dikkat Çeken futbol stadyumları

Evden çalışmanın başka bir yanıysa insan psikolojisini temelinden değiştirmemesi. Eğer ofiste çalışırken üretken değilseniz televizyon, ev işi ya da buzdolabındaki yarısı yenmiş cheesecake gibi dikkat dağıtan bir çok unsurun olduğu ev ortamında çalıştığınızda da bu durum değişmeyecektir. Etkili bir şekilde çalışmanıza yardımcı olacak taktik ve stratejilere hâlâ ihtiyaç duyarsınız.

Hatta 2017 yılında gerçekleştirilen Regus anketine katılanlar, evden çalışırken yalnız kaldıklarını, diğer profesyonellerle etkileşim kuramadıklarını, sık sık buzdolabına yöneldiklerini ve aile üyelerinin gürültüsünden rahatsız olduklarını belirtti.

bir kadınla seyahate Çıkmanın 9 avantajı

Evde çalışırken üretkenliğiniz kadar soyutlanma hissiniz ve yalnızlığınız da artabilir

İş birliğine dayalı alanlar

Belki de ihtiyaç duyulan şey, koltuğa yayılmayı ortadan kaldırırken uzaktan çalışmanın üretkenlik avantajlarını birleştiren bir çalışma alanı çözümüdür.

Öyleyse, uzaktan veya evden çalışmanın artmasıyla birlikte, üyelerin işbirliği yapabilecekleri ve benzer fikirlere sahip insanlarla iletişim kurabilecekleri ortak çalışma alanlarına duyulan ihtiyacın da artması şaşırtıcı değil.

2017 yılında, dünyada 15,500 ortak çalışma alanı vardı(15). Bu rakam, 2016 yılındaki 12,100 seviyesinden yükseldi ve 2018 yılında 18,900’e çıkması bekleniyor.

Sanal asistanlık hizmeti Time etc’nin(16) kurucusu Barnaby Lashbrooke, ofis kavramının yok olmayacağına inanıyor ve ofislerin birçok insan için verimli bir çalışma alanı olduğunu düşünüyor.

Evden çalışmanın şirketindeki her çalışan için en verimli yol olmayacağını fark etti ve bu nedenle evden çalışmayı isteğe bağlı bir seçenek olarak sundu.

Lashbrooke, bazı işletmelerin ve çalışanların evden çalışma konusunda, kişiliklerine uygunluğunu düşünmeden çok hızlı karar vermiş olduğunu öne sürüyor.

Lashbrooke şöyle açıklıyor: “Evden çalışma her birey için özel olarak şekillendirilmelidir. Eğer hiçbir değerlendirme yapmadan tüm çalışanları evden çalışmaya zorlarsanız enerji ve insan etkileşimine ihtiyaç duyan insanları ıssız bir depoya kapatmış gibi olabilirsiniz ve bu uygulama büyük olasılıkla pek verimli olmaz.”

Evden çalışanlar için en büyük zorluklardan biri, sosyal etkileşim için fırsat bulmaktır. Kudzi, ofis ortamının, ister geleneksel bir ofis isterse ortak çalışma alanı olsun, toplantıları kolaylaştırmak ve önemli bağlantılar kurmak söz konusu olduğunda üst sıralarda yer aldığını söylüyor.

Şunları söylüyor Kudzi: “Ayaküstü muhabbetler genellikle resmi olmayan anlarda gerçekleşiyor. Bu muhabbetlerle şirket içinde neler olup bittiğine dair birçok şey öğreniyorsunuz.

Ofiste çalışmanın bazı unsurlarının önemli olduğunu düşünüyorum.

Kendiniz için çalışıyor olsanız bile, başka insanların yanında olduğunuz ve bazı resmî olmayan bağlantılar kurabileceğiniz bir zaman yaratmak da aynı derecede önemli.”

Dengeyi bulmak

Tüm bunlarla birlikte, evden çalışma kavramını bütünüyle ortadan kaldırmak zorunda değiliz. Yapmamız gereken şey, dengeyi bulmak. Örneğin toplantılar ve zaman sınırı olan işler için paylaşımlı ofis alanlarını, daha yaratıcılığa dayalı veya tek kişilik işler için ise evden çalışmayı kullanabiliriz.

Bu, evden çalışma ile ofiste çalışmayı bambaşka iki şey olarak görmeyi bırakmamıza yardımcı olur. Yaşam tarzı blogu All Things Bright & Good’un kurucusu ve Work From Home’un yazarı Judy Heminsley, evden çalışan birçok insanın ilk zamanlar 9-5 çalışma alışkanlığından kurtulmakta zorluk çektiğini ve başlarda bu düzeni korumanın onlar için daha kolay olabileceğini söylüyor.

Heminsley durumu şöyle açıklıyor: “Konuştuğum birçok insan 9-5 çalışma alışkanlıklarından ancak birkaç yıl içinde kurtulabildiğini söylüyor. İnsanlar sanayi devriminden beri bu şekilde çalıştıklarından bu durum sosyal bir alışkanlık hâline gelmiş durumda. Uzaktan çalışmaya başladığınızda bu güvenceyi oluşturmanız gerekiyor.”

Ayrıca iş koçu Ruth Kudzi’ye göre, nerede olduğunuz fark etmeksizin, evden çalışırken olabildiğince üretkenlik sağlayabilmek için gününüzü bir düzene oturtmalısınız.

Kudzi: “İşlerinizi planlamalı ve düzenli aralıklarla mola vermelisiniz. Aynı anda birden fazla şeyle ilgilenmemelisiniz.

You might be interested:  Manzarası ile görülmeye değer 7 Öğretmenevi

Ofis saatlerine bağlı kalmanıza gerek yok ancak en üretken şekilde çalıştığınız saati belirlemeniz ve disiplinli olmanız gerekiyor.”

Matthew Jenkin, İngiliz serbest gazeteci ve The Guardian gazetesinin iş arayanlar ve kariyer değiştirenler için sunduğu topluluk sitesi Guardian Careers’ın eski editörüdür

Kaynaklar:

(1) https://www.flexjobs.com/2017-State-of-Telecommuting-US/

(2) http://money.cnn.com/2017/06/21/pf/jobs/working-from-home/index.html

(3) https://www.tuc.org.uk/news/home-working-fifth-over-last-decade-tuc-analysis-reveals

(4) https://www.strategyanalytics.com/strategy-analytics/news/strategy-analytics-press-releases/strategy-analytics-press-release/2016/11/09/the-global-mobile-workforce-is-set-to-increase-to-1.87-billion-people-in-2022-accounting-for-42.5-of-the-global-workforce#.Wv28O0gvw2w

(5) https://www.inc.com/suzanne-lucas/survey-most-companies-lack-a-telecommuting-policy-heres-how-to-get-yours-started.html

(6) https://www.cnbc.com/2018/01/04/the-top-25-companies-that-will-let-you-work-from-anywhere.html

(7) https://www.cnbc.com/2017/04/17/amazon-is-hiring-5000-remote-workers-this-year–but-theres-a-catch.html

(8) https://www.apple.com/jobs/us/aha.html

(9) https://hbr.org/2014/01/to-raise-productivity-let-more-employees-work-from-home

(10) https://www.forbes.com/sites/victorlipman/2016/05/02/are-remote-workers-happier-and-more-productive-new-survey-offers-answers/#32fb739e6663

(11) http://autotime.co.uk/homeworkers-more-productive-than-office-based-staff/

(12) https://www.nytimes.com/2017/02/15/us/remote-workers-work-from-home.html

(13) http://etheses.lse.ac.uk/3349/

(14) https://www.forbes.com/sites/carolkinseygoman/2017/10/12/why-ibm-brought-remote-workers-back-to-the-office-and-why-your-company-might-be-next/#6350779316da

(15) https://www.statista.com/statistics/554273/number-of-coworking-spaces-worldwide/

Prof. Dr. Azap: Korona 6-9 ayda grip gibi mevsimsel bir hastalığa dönüşebilir

DUVAR – Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, korona virüsü pandemisinin endemik bir hastalığa dönüşeceğini tahmin ettiklerini söyledi ancak aşıdan kaçan yeni bir varyant çıkmasının en az 1 yıl kaybettireceği uyarısında bulundu.

KLİMİK tarafından İstanbul'da düzenlenen ve tüm Türkiye'den enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı 400'e yakın hekimin katıldığı “KLİMİK COVID-19 Simpozyumu”nda SARS-COV-2 virüsü son bilimsel gelişmelerle bütün yönleriyle ele alındı.

Düzenlenen basın toplantısına KLİMİK Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap, Genel Sekreteri ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, Dernek Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, Doç. Dr. Süda Tekin ve Prof. Dr. Neşe Demirtürk ile Doç. Dr. Mehtap Aydın katıldı. Basın toplantısında konuşan Prof. Dr.

Alpay Azap, '2 yıl öncesine baktığımızda Covid-19'da geldiğimiz noktanın oldukça iyi olduğunu söyledi. Azap, “Oldukça etkili aşılara sahibiz. Elbette hastalığın tüm dünyada kontrol altına alınabilmesi için ülkelerde eşit ve yaygın aşılama son derece önemli.

Bu sağlanana kadar da aşıyla birlikte diğer önlemlerin de devam etmesi gerekiyor” dedi.

'MU VARYANTI HENÜZ 'ENDİŞE VARYANTI' KATEGORİSİNDE DEĞİL'

SARS-CoV-2'nin beklenenden daha fazla mutasyon geçirmesinin en önemli nedenlerinden birinin, enfeksiyonun kontrolsüz bir şekilde hızla yayılması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Azap, şu ana kadar 4 adet 'endişe yaratan varyant' tanımlanmış olduğunu ancak Mu varyantının henüz bunlardan biri olmadığını söyledi.

Prof. Dr. Azap, “Ancak dikkatle takip edilmesi gereken bir varyant. Delta'nın bulaşma hızı ile kıyaslandığında Mu varyantı yarışı kaybediyor. Delta çok daha bulaşıcı olduğu için Mu varyantının toplumdaki yayılımını baskılıyor. Ama Mu varyantının da (kendi açıcından) şöyle bir avantajı var, ön veriler de bunu söylüyor, Delta'ya nazaran aşılara biraz daha dayanıklı.

Aşılanmış veya hastalığı geçirmiş kişilerde, Delta'ya kıyasla daha avantajlı bu bakımdan. Delta gibi birkaç ay içerisinde bütün topluma yayılmıyor henüz. Düşük bir oranda, yüzde 10'un altında seyrediyor görüldüğü ülkelerde. Ama şöyle bir tehdit var, o yüzden çok yakın izliyoruz, insanlarda dolaşmaya devam ettiği için hastalık yaptıkça değişime uğrama riski var.

Üzerinde mutasyon biriktirme riski var ve bu kazandığı yeni mutasyonlar onu Delta'dan daha avantajlı hale getirebilir yayılım açısından. Birdenbire nasıl Delta Alfa varyantını süpürdüyse Mu varyantı da Delta'yı süpürebilir ve bu da aşıların etkisini azaltabilir.

İşte bizim bütün gayretimiz, bütün dünyanın gayreti, aşıdan kaçan daha bulaşıcı varyantlar çıkmadan önce salgını kontrol altına alabilmek” diye konuştu.

'KÖTÜ AŞI YOK, SADECE UZUN SÜRE KORUMA DOZLARINI HENÜZ BİLMİYORUZ'

Prof. Dr. Alpay Azap, şu an kullanımda olan aşıların hiçbirisi için “kötü aşı” olarak nitelendirilemeyeceğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda acil kullanım onayı almış 12 farklı aşının hepsi, DSÖ'nün istemiş olduğu yüzde 50'den daha fazla korumayı sağlıyor.

Ama bütün aşılar için şöyle bir sorun var, henüz bir insanı uzun süreli hastalıktan koruyacak primer doz şeması belli olmadı. Örneğin bu, Hepatit B için 0, 1 ve 6. aylarda yapılan 3 doz aşıdır. Hepatit A için 0 ve 6. aylarda yapılan 2 doz aşıdır. Bizim ülkemizde uygulanan her iki aşı için de bir 3. doz gerekliliği var gibi görünüyor. Ama bu 3.

You might be interested:  Ekimde gidilecek yerler: sonbahara Özel 9 rota

dozun aralığı inaktif virüs aşısında (Sinovac) bağışıklık daha erken azaldığı için 3 ay gibi makul görünürken BioNTech için 8-9 ay olacak gibi görünüyor.”

'SEYAHAT İÇİN 4. DOZ OLMAZ, DÜNYADA BUNUN DÜZELTİLMESİ LAZIM'

Belli risk grubu dışındakiler için BioNTech aşısında iki dozun üzerine 3. dozun henüz gerekli olmadığını da vurgulayan Prof. Dr. Azap, “Çünkü mRNA aşılarında 2 dozun da ağır hastalık ve ölümden korumaya etkisi epeyce uzun devam ediyor. Ama bazı risk gruplarına yapılması faydalı olabilir.

Zaten dünyadaki pek çok ülke bunu yapıyor, DSÖ de tam olarak bunu söylüyor. Zira dünya'nın tamamında aşılamayı belli bir orana ulaştıramadan üçüncü dozlara geçseniz bile, aşılanmanın düşük yapıldığı ülkelerde virüs değişime uğrayıp aşıdan kaçabilir hale gelecek.

Ondan sonra da siz toplumun yüzde 90'ını 3 doz aşılsanız bile insanlar hasta olacak. Bütün aşılama çöpe gitmiş olacak. Biz KLİMİK Derneği olarak da zaten özellikle Sinovac sonrası 3. Dozunu BioNTech ile olanların 4 dozdan kaçınması gerektiğine dikkat çektik. Maalesef dünya bu konuda çok kötü bir sınav veriyor.

Seyahat gerekliliği yüzünden insanlar gerekmediği halde 4. dozlarını olmak zorunda kalıyorlar. DSÖ gibi kurumların bunu düzeltmesi lazım” şeklinde konuştu.

'AŞILANAN İKİ KAT DAHA AZ BULAŞTIRIYOR, SEKEL KALMADAN İYİLEŞİYOR'

Aşı karşıtlarının “Aşılananlar da bulaştırıyor, hastalanıyor, aşı işe yaramıyor” iddialarına da yanıt veren Prof. Dr. Azap, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok yanlış. Aşılananlar hastalansa da her zaman aşılanmayanlara göre daha az bulaştırıyor.

İngiltere'de çok güzel bir çalışma şunu gösterdi bize, aşılanmış bir birey hastalansa aynı hanede ev halkına hastalığı bulaştırma riski aşısızlara göre yarı yarıya düşük. Yani bir evde 4 kişi yaşıyorsa, aşılanmamış biri hastalığı 2 kişiye bulaştırırken aşılı birey sadece 1 kişiyi enfekte ediyor.

'Nasıl olsa hastalanacağım' diye bir şey yok. Hastalanma olasılığınızı da yüzde 60'dan fazla azaltıyor tüm aşılar. Ayrıca hastalansanız dahi kesin olarak hafif geçirmenizi sağlıyor. Hastalığı şiddetli geçirdiğiniz zaman hasar kalma riski çok daha yüksek.

Akciğerlerde hasara, felç gibi, kalp krizi gibi durumlara sebep olabiliyor. Dolayısıyla hafif geçirdiğiniz zaman, bunlardan da korunuyorsunuz.”

'YENİ İLAÇLAR DA PANDEMİNİN BİTİŞİNE YARDIM EDECEK'

Dünyada aşılamanın hızlanması, aşılama oranlarının artması ve en önemlisi bu virüsü etkili bir şekilde durdurabilecek ve ağızdan kullanılacak hap şeklindeki kolay uygulanabilecek ilaçların da birkaç ay içerisinde kullanıma girecek olması sayesinde Covid-19 pandemisinin 'endemiye' dönüşeceğini düşündüğünü vurgulayan Prof. Dr. Azap, şunları söyleyerek sözlerini noktaladı:

“6-9 ay içerisinde bu hastalığın pandemiden çıkıp endemik bir hastalığa, yani kışın artan, yazın azalan tıpkı grip gibi bir hastalığa dönüşme olasılığı var. Ama bunu belirleyen en kritik faktör, yeni bir varyantın ortaya çıkmaması.

Dünya önümüzdeki senenin ortaları veya sonuna doğru atlatmış olabilir pandemiyi. Hatta gelişmiş ülkeler, bizim ülkemiz de dahil, önümüzdeki yılın ortalarından önce atlatabiliriz pandemiyi. Ama aşıdan kaçan bir varyant çıkarsa, bize fazladan en az 1 yıl daha kaybettirir.

Bu yeni varyantı engellemenin de tek yolu, insanların hastalanmasını önlemekten geçiyor.

Bu da DSÖ pandemi bitti diyene kadar kişisel önlemlere, maske mesafe temizlik, havalandırma önlemlerine dikkat etmek, kalabalıkların bir araya gelmesini engelleyecek toplumsal kısıtlamaların bir süre daha sürdürülmesi ve en önemlisi de yaygın bir şekilde aşılamanın gerçekleştirilmesi ile olabilir.” (DHA)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *