Korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Safranbolu, 1975’lerde başlayan çalışmalarla, Türkiye’de “Korumanın Başkenti” olarak ismini duyurdu. Konumu ve ulaşım kolaylığı nedeniyle de kısa sürede yerli-yabancı turistlerin ziyaret ettiği bir kente dönüştü. UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Safranbolu, Batı Karadeniz havzasının kendini korumayı başarmış en önemli kenti. Bu nedenle geçen yıllarda kurulan Batı Karadeniz Kalkınma Birliği için de kilit noktası. Kısa adı BAKAB olan kalkınma birliğinin ve Safranbolu’nun gelecek hedeflerini belirlemek için, Safranbolu’da tarihi önemde bir toplantı yapıldı.

ÇEKÜL Vakfı’nın öncülüğünde, Karabük Valiliği’nin himayesinde her kesimden yaklaşık 200 kişi “Havza Ölçeğinde Bütüncül Koruma” için bir araya geldi.

Mimarlar, şehir plancıları, turizmciler, gazeteciler ve bilim adamlarından oluşan altmış kişilik ÇEKÜL Vakfı Heyeti, ulusal ve yerel basının temsilcileri, BAKAB üyeleri, STK temsilcileri, kent yöneticileri, kanaat önderleri, havza kentlerine önceki yıllarda hizmet vermiş eski belediye başkanları gibi pek çok katılımcı toplantıyı takip etti.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Tarihi toplantı, Cuma günü Safranbolu gezisi ile başladı. Tarihi dokudaki koruma çalışmaları tek tek incelenerek, yaklaşık 35 yıl önce Prof. Dr.

Metin Sözen ve arkadaşlarının Safranbolu’da düzenlediği 200 kişilik toplantının ardından kentte başlayan koruma ve yaşatma hareketinin izlediği süreç anlatıldı.  ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr.

Metin Sözen önderliğinde yapılan kent gezisinde, ilk yıllardaki heyecanlar, karşılaşılan zorluklar ve zorlukların nasıl aşıldığı da paylaşıldı.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Havza Boyutunda Koruma ve Havza Birlikleri

Tarihi buluşmanın ikinci gününde, iki oturum gerçekleşti. “Havza Boyutunda Koruma ve Havza Birlikleri” başlığı altında, Prof. Dr. Metin Sözen, İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr.

Hasan Canpolat ve Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Osman Arolat’ın moderatörlüğünü yürüttüğü ilk oturumda, havza boyutunda koruma ve planlama, yerel gıda ve tarım, ekonomi, kültür turizmi ve tanıtım alanlarında Batı Karadeniz havzasında yapılması gerekenler tartışmaya açıldı.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Toplantı, ev sahibi Karabük Valisi ve BAKAB Başkanı Nurullah Çakır’ın açılış konuşmasıyla başladı: “ÇEKÜL’ün kurumsallaştığı 90’lı yıllardan itibaren havza boyutunda koruma felsefesinin ve pratiğinin oluşması, TKB’nin de aracılığıyla ulusal boyuta ulaştı.

BAKAB bir yıl önce kurulmasına rağmen, ortak aklın oluşturulmasında önemli bir yol aldı.  Havzanın tanıtıldığı faaliyetler de bunların arasında geliyor. Bu yıl EMITT fuarına katılarak havza ölçeğinde korumayı, 200 m2'lik bir alanda tanıttık ve plaket aldık.

  Bu toplantıda çizilecek yol haritasıyla da hem kendi içinde hem Türkiye ölçeğinde yolumuza devam edeceğiz. Safranbolu’da emeği geçenlerin emeğinin daimi olmasını diliyorum.”

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Toplantıya Tarihi Kentler Birliği Başkanı Mehmet Özhaseki de katıldı ve bir konuşma yaptı; “Eğer siz doğru bir amaç için doğru bir yola çıkmışsanız, bu birliktelik yaşıyor ve devam ediyor demektir. Çocukluğumda yazın bağlara göçerdik.

İlkel şartlarda elektrik olmadan yaşardık; ama son 30-40 yıldır öyle bir değişim yaşıyoruz ki başımız dönüyor. Bu değişim çok boyutlu yaşanıyor. Bunu mesleklerimizde, özelimizde, kamu yönetiminde yaşıyoruz. Artık kamu yönetiminde verimsiz hantal bir yapı var.

Belediye Başkanları kendini yenilemek zorundadır. Bundan önce şehre su getiren, yol yapan, park yapan başkan başarılı sayılabilirdi; ama bugün başka türlü sorumluklar üstlenmek zorundadır. Kentte yaşayan insanların yaşam standardını yükseltecek tüm işlere omuz vermek zorundadır.

BAKAB gibi birliklerin ülkemizin kalkınmasında birincil adım olacağına inanıyorum.”

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Safranbolu’daki koruma çalışmalarının başlamasına öncülük eden ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ise açılış konuşmasında şu cümlelere yer verdi; “1950’li yılların sonuydu.

Ben ve arkadaşlarım, ‘İpek Yolu Kültür Yolu’ başlığında, İstanbul’dan başlayarak Taraklı, Mudurnu, Göynük üzerinden Safranbolu, Bartın, Amasra hattını, Ayaş ve Beypazarı ile bağlayarak bu kültür aksını ana yolla buluşturmayı hedef edindik.

Tarihin bize verdiği doğruyu bugüne aktararak, olanaklar ölçüsünde kalkınma ve beraber yaşama kültürünü bağdaştırmak istedik; bu düşünceyle yola çıktık. Doğu-Batı aklını birbirine bağlamak, Akdeniz coğrafyasının içine girmek ve Orta Anadolu’nun binlerce yıllık zenginliğini ortaya çıkarmak istiyorduk.

'O günden bu güne pek çok şey başardık. İşte bu toplantı geldiğimiz yeri görmek ve gelecek hedeflerimizi belirlemek için çok önemli. 50 yıl önceki ülke şartlarında, Safranbolu korumanın kilit noktası diyebilecek ortamı yaratmak için çok uğraştık; çünkü ülkenin öncelikleri başkaydı.

Kente yukarıdan baktığınızda, çarşıyı ve mahalleyi, kentin yaşam alanlarını algılamanız gerekiyor. Safranbolu Kıranköy, Bağlar mevki ve çarşısıyla üçlü yaşamın özelliklerini korumuş bir kentti. Bunun için koruma çalışmalarına buradan başlamaya karar verdik. Büyük kentler geliştikçe, merkez noktalarını kaybediyor.

İstanbul’un neresinden tutacağımı şaşırdım; ama Safranbolu öyle değil. Dün en mutlu günümü yaşadım; çünkü 50’li yıllardan beri Safranbolu için hep gergindim. Burada hata yapma şansımız yoktu. Oturduğu yerden fetva verenlerle değil, alanda çalışanlarla bu günlere geldik. Bugün görüyorum ki aynı birliktelik devam ediyor.

Safranbolu’daki toplantının devamı diğer kentlerde yapılmalı. Bundan sonraki hedefimiz bu olmalıdır.” 

Her kesimden uzmanlar söz aldı…ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu üyesi, şehir plancısı Faruk Göksu, kalkınma, planlama ve yol haritası üzerinden BAKAB’ın hedeflerine nasıl ulaşabileceğini anlattı. Göksu, havzadaki beklentilerin, her kesimden insanın katılımıyla hayata geçebileceğini vurgulayarak, ekolojinin ve eşitliğin, havza boyutunda kalkınmanın vazgeçilmezi olduğunu belirtti.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Osman Arolat ise, KELKİT Havzası Kalkınma Birliği’nin kuruluş sürecini aktardı. Bilgi taraması, envanter ve proje üretme aşamalarının ardından KELKİT havzasının sonuca ulaşmaya başladığını vurguladı.

Havza birlikleri alanında deneyimli, Sivas ve Denizli eski valisi,  Dr. Hasan Canpolat da hizmet sektöründeki eğitimin rolünden, havzadaki üniversitelerin geliştirilmesi ve ihtisaslaşmasının öneminden bahsetti.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Merkez Valisi Kayhan Kavas, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey, Şanlıurfa Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve KELKİT Havzası Kalkınma Birliği’nin kurucu üyelerinden olan Erbaa Belediye Başkanı Ahmet Yenihan da söz alarak görev aldıkları kentlerde kamu-yerel-sivil-özel birlikteliğini nasıl sağladıklarının örneklerini vererek, ortak paydadan bahsetti. 

Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi, ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu üyesi Dr.

Yusuf Örnek ise, ÇEKÜL Vakfı’nın “Köyler Yaşamalıdır” projesi üzerinden,  BAKAB üyesi köylerin kültür turizmine sağlıklı bir şekilde açılabilmesinin püf noktalarını anlattı.

Köylerde turizmin başlaması için bozulmamış doğal çevrenin mutlaka olması gerektiğini vurgulayarak, özgün mimarinin korunmuş olması, temiz ve sağlığa uygun konaklama koşullarının oluşturulması gerektiğini söyledi.

You might be interested:  Golf turizminin parlayan yeni yıldızı: türkiye

Slow Food Türkiye birimlerinden “Yağmur Böreği” lideri Ayfer Yavi ise, ÇEKÜL Vakfı ile birlikte yürüttükleri “Tohumdan Sofraya-Mevsiminde Sebze Meyve Tüketimi” eğitimi hakkında bilgi vererek, Batı Karadeniz havzasında yetişen tohumlarla ilgili bir envanter çalışması yapmak istediklerini söyledi. BAKAB kentlerinden bu konuda yardım isteyerek, Türkiye’de ilk defa uygulanması tasarlanan “Gıda Kütüğü” çalışmasının önemine değindi.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Havza birliklerinin kuruluş çalışmalarını yıllardır izleyen ve destekleyen gazeteci-yazar Nail Güreli de toplantıyı takip edenler arasındaydı.

Batı Karadeniz Havzası’nın en az Safranbolu kadar önemli bir diğer kenti de Taraklı… Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman, kentte yürüttükleri koruma çalışmalarını anlatarak, tarihi çarşının hareketlenmeye başladığını, özellikle kadınların restore edilen dükkânları kiralayarak, yöresel el sanatları ve yöresel tatlar üzerine işletmeler açmaya başladığını söyledi. Safranbolu’da yapılan çalışmaları örnek aldıklarını, Osmanlı döneminden kalan sivil mimari eserlerin restore edilerek yatak kapasitesinin çoğaltılmaya başlandığını belirtti. 

Bartın Valisi Veli İsa Küçük, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan ve Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Uysal da söz alarak, tüm imkânlarını havza çerçevesinde seferber etmeye hazır olduklarını söyledi; dayanışma ve birliktelik mesajları verdi.

ÇEKÜL Safranbolu gönüllüsü Safranbolu Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi, şehir plancısı Yrd. Doç. Dr. Suat Çabuk, Kilis Eski Kültür Müdürü ÇEKÜL Zonguldak gönüllüsü Raif Tokel deneyimlerini aktardı.

1975’ten 2010’a Safranbolu ve Gelecek Hedefleri…

“Dünya Miras Kenti Safranbolu ve Gelecek Hedefleri” başlıklı ikinci oturumda ise, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, Safranbolu’daki son çalışmaları aktardı.

Restorasyonlarda, geleneksel malzemeye ulaşmakta zorluk çektiklerini belirten Aksoy, eski ustaların sayısının da gün geçtikçe azaldığını, bunun için yeni ustaların yetişeceği kent atölyesinin acilen açılması gerektiğini söyledi. Aksoy, tarihi çarşıda çin malı ürünlerin satılmasından rahatsızlık duyduğunu ve önlem almak için çalışma yapılması gerektiğini vurguladı.

  • Safranbolu’da koruma hareketinin başladığı yıllarda belediye başkanlığı yapmış olan Kızıltan Ulukavak, yine Safranbolu’da başkanlık yapmış olan Karabük milletvekili Mehmet Ceylan ve ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu Üyesi Hurşit Arslan, ÇEKÜL Vakfı Yüksek Danışma Kurulu üyesi turizmci Mehmet Ata Tansuğ,  ÇEKÜL Vakfı Başkan Yardımcısı mimar Mithat Kırayoğlu ve turizmci-mimar İbrahim Canbulat da tarihi toplantıda söz alarak deneyimlerini paylaştı.
  • Tüm bu önemli konuşmaların ardından, Safranbolu Belediyesi yetkilileri kentin hazırlanmakta olan koruma amaçlı imar planı hakkında bilgi verdi.

Safranbolu ve Batı Karadeniz havzasının gelecek hedeflerinin konuşulduğu tarihi toplantıda;  “Korumanın Başkenti Safranbolu”nun 35 yıldır yürüttüğü örnek çalışmaların havza ölçeğinde paylaşılması için, “Koruma Enstitüsü”nün kurulmasına karar verildi.

Batı Karadeniz havzasının kültür aksındaki kilit noktasında olan Safranbolu’dan başlayan kültür turizminin, diğer havza kentlerine de ulaşması için yeni bir yol haritası hazırlanması, bunun için öncelikle diğer kentlerin doğal ve kültürel özelliklerini vurgulayan tanıtım çalışmalarının başlaması gerektiği sonucuna ulaşıldı.

Tarihi önemdeki toplantıda Safranbolu’nun gelecek hedeflerinin, havza ölçeğinde kalkınma politikalarına göre yeniden şekillenmesine karar verildi. 

Korumanın Başkenti: Safranbolu

4 Ocak 2018 Perşembe , 11:03

Yeni yılın ilk yazısında tarihi kent ve koruma denilince akla gelen ilk yerlerden birine, Safranbolu'ya gidiyoruz. Adeta başka bir yüzyılda yaşayan Safranbolu, başarılı bir koruma anlayışı sayesinde bugünlere gelebilmiş. Burada görülecek, gezilecek çok şey var, bu yüzden de her yıl binlerce kişi Safranbolu'ya geliyor.

Antik dönemde Safranbolu'nun bulunduğu bölge Paflagonya olarak adlandırılıyordu.

İlk kez Bizans kaynaklarında Dadybra olarak söz edilen ilçenin adı birçok kez değişmiş; sırasıyla Zalifre, Borlu, Taraklıborlu, Zağfiran-ı Borlu, Zağfiran-ı Benderli, Zağfiranbolu ve Zafranbolu adlarını almış; 1940 yılından sonra da Safranbolu denilmiş.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Safranbolu'nun en parlak dönemini Osmanlı döneminde yaşadığı; kervan yolları üzerinde olması nedeniyle önemli bir ticaret merkezi haline gelip zenginleştiği kabul ediliyor.

1940'lı yıllarda Karabük'e demir-çelik fabrikası kurulmuş. Bir zamanlar Safranbolu'ya bağlı bir bucak merkezi olan Karabük hızla gelişince yeni binaların da çoğu oraya yapılmış.

Bu sayede Safranbolu beton canavarının hışmına uğramaktan kurtulmuş. 1975 yılında daha ortada kültür turizmi, tarihi mirası koruma gibi kavramlar yokken Belediye Başkanı Kızıltan Ulukavak'ın girişimiyle korumaya alınmış.

İlk başlarda bu durum halkın çok hoşuna gitmemiş, hatta Kızıltan Ulukavak koruma sevdası yüzünden neredeyse seçimleri kaybedecekmiş (Şimdi hepsi ona dua ediyor).

Bir yandan restorasyonlar için Metin Sözen, Doğan Kuban ve Çelik Gülersoy'la birlikte hareket ederken, diğer yandan da turizmin gelişmesi için çaba göstermiş. Her türlü engele rağmen gerçekleştirmiş bu düşünü.

Öyle ki o yıllarda ilçeye atanan kaymakamlardan biri yardımcı olacağına yapılan işlerle alay etmiş, “Siz burada turizmden 25 kuruş kazanın, ben köpek gibi ulurum” demiş.

Kaymakam'a inat evlerin büyük bir bölümü onarılmış, birçoğu otel, pansiyon ve restoran olarak kullanılmaya başlamış, bunu tarihi yapıların restorasyonları izlemiş, velhasıl Safranbolulular turizmden para kazanmaya başlamış. Eski çarşılar da onarılarak ilçenin kaybolmaya yüz tutan el sanatları canlandırılmış.

Safranbolu kültürel mirasını koruyabilmesini ve turizmden büyük gelirler elde etmesini işte bu “çılgın” belediye başkanına borçlu. Öte yandan elleri öpülesi Metin Sözen hocamızı da hayırla yad etmek gerek. Zira bugün Türkiye'nin dört bir yanında şu ya da bu şekilde korunmuş tarihi kent dokuları kaldıysa bunu büyük ölçüde Metin Hoca'nın gayretine borçluyuz.

KORUMANIN BAŞKENTİ

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

1975 yılında Anıtlar Yüksek Kurulunun Safranbolu'yu kentsel sit ilan etmesiyle korumaya alınan Safranbolu'da 1985 yılında da Bağlar ve Çarşı bölgesinde yer alan iki kentsel sit alanı ve doğal sit sınırlarındaki 810 sivil mimarlık örneğiyle, 165 anıt eserin tesciline karar verilmiş.

Bu yüzden UNESCO Safranbolu'yu “Dünya Mirası Listesi“ne almış. Şimdi Safranbolu korumanın başkenti olarak görülüyor, çünkü Türkiye'de bulunan yaklaşık 50 bin kadar korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının bin 131'i Safranbolu'da.

Koruma altına alıp çivi çakmayan ya da çaktırmayan zihniyete teslim olunmamış, koca ilçe neredeyse baştan aşağıya restore edilmiş, tarihi yapılara turistik işlevler kazandırılarak halkın bu işten kazanç elde etmesi sağlanmış.

You might be interested:  Ülkelerin kendine Özgü kahvaltı kültürleri

Bu nedenle Safranbolu “Dünya Miras Şehirleri Organizasyonu“na (OWHC) kabul edilmiş, 2003 yılında Rodos'ta yapılan OWHC toplantısında dünyanın en iyi korunan 20 kentinden biri ilan edilmiş.

Safranbolu ilçe merkezinde 18.ve 19.yy'da inşa edilmiş 2 bine yakın ev var. Aynı yıllarda inşa edilmiş hanlar, hamamlar ve camiler kent dokusunun diğer önemli unsurları.

Tarihi evler Safranbolu'nun iki ayrı kesiminde toplanmış. Birincisi “Şehir” denilen ve kışlık olarak kullanılan bölge, ikincisi “Bağlar” denilen ve yazlık olarak kullanılan bölge.

İki derin vadinin içinde gelişen Şehir; Kale, dükkanların yer aldığı Çarşı, kışlık evlerin bulunduğu Akçasu, Gümüş, Musalla, Kalealtı ve Tabakhane semtlerinden oluşuyor.

Safranbolulular kışın Şehir'deki evinde yaşar ve yazın havalar ısındığında birkaç yüz metre daha yüksekte bulunan Bağlar'daki yazlık evlerine göçermiş. Ancak Çarşı'da yazın da üretim ve ticaret hayatı sürermiş.

Son yıllarda restore edilen Safranbolu evlerinin bir bölümü butik otel olarak hizmet veriyor, Şehir'de yeni bina inşa edilmesine asla izin verilmiyor, modern yerleşim Kıranköy ile Hastarla civarında gelişmiş.

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Safranbolu'da görülmeye değer yüzlerce ev var, ancak bunlardan çok azı gezilebiliyor, diğerlerini görebilmek için ev sahibinden izin almak gerek. Safranbolu evlerinin en ünlüsü hiç kuşkusuz Kaymakamlar Evi.

Safranbolu kışlası kumandanı Hacı Mehmet Efendi'ye yarbay anlamına gelen “Kaim-Makam” denilmesi nedeniyle evi de böyle adlandırılmış. Kültür Bakanlığı'nca kamulaştırılan ev gündelik yaşamın canlandırıldığı bir müze gibi düzenlenmiş. Kileciler ve Mümtazlar Evleri de Safranbolu'nun gezilebilir evlerinden.

Turing'in restore ettirip otel olarak kullandığı Asmazlar Konağı da ilçenin en güzel evlerinden biri, ancak dışarıdan görülebiliyor.

EVLER BİRBİRİNİN MANZARASINI KAPATMIYOR

korumanın ve restorasyonun başkenti safranbolu

Safranbolu evleri ilçenin topoğrafyasıyla uyumlu olarak inşa edilmiş, hiçbiri diğerinin manzarasını kapatmıyor. Çıkmalarla sokağa taşmış Safranbolu evlerinin çoğu üç katlı ve geniş hacimli.

Evlerde mahremiyete büyük önem verilmiş; bu nedenle evler birbirlerinden yüksek duvarlarla ayrılmış, pencerelere de ahşap kafesler konulmuş. Safranbolu evinin girişinde hayat yer alıyor. Bu bölüm taşla kaplıysa taşlık olarak adlandırılıyor. Zemin katta ahır, ocaklar ve ambarlar bulunuyor.

Gündelik yaşam ise orta katta geçiyor. Evlerin en süslü yerleri ise üçüncü kat, burada diğer odalardan daha özenli yapılmış tavanı, dolapları, sediri ve şimdinin duş kabinleri gibi görülebilecek dolapların içindeki gusülhaneleriyle başoda yer alıyor.

Genellikle misafirlerin ağırlandığı başoda dışında, gelin odaları da bu katta. Asmazlar Konağı gibi bazı evlerin üçüncü katlarında havuzlar da var.

Çarşı ilçenin en canlı ve turistik yeri. Burada şimdinin pasajlarını andıran avlulu çarşılar var. Bunların en bilineni halkın Arasna dediği Yemeniciler Arastası. Eskiden yemeni denilen ayakkabıların üretildiği çarşıda artık hediyelik eşyalar satılıyor.

Çarşının büyüklüğü geçmişte Safranbolu'nun ne denli önemli bir ticaret merkezi olduğunu da gösteriyor. Çarşının tam ortasında ise Cinci Hanı'yla ve hamamı var.

Bu iki görkemli yapı Padişah Deli İbrahim zamanında Cinci Hoca olarak bilinen Safranbolulu Karabaşzade Hüseyin Efendi tarafından 1645 yılında yaptırılmış.

Safranbolu'yu kuşbakışı seyretmek isteyenler ya Hıdırlık Tepesi'ne ya da Kale'ye çıkmalı. Kale'deki Safranbolu Kent Tarihi Müzesi'ni de görmek gerek.

Uzun yıllar boyunca hükümet konağı olarak kullanılan bina müze olarak ziyarete açılmış.

Müzede Safranbolu'nun günümüze kadar geçirdiği evreleri kronolojik olarak izleyebilir, kültürünü tanıyıp esnafların canlandırıldığı eski bir çarşısını gezebilirsiniz.

ESKİ BİR RUM MAHALLESİ: KIRANKÖY

İlçenin bir başka ilginç köşesi ise şimdi Safranbolu'nun bir mahallesi olan Kıranköy. Eskiden burada Rumlar yaşarmış.

Rumlardan kalma Hagios Stefanos Kilisesi mübadeleden sonra camiye çevrilmiş, giriş kapısındaki Yunanca yazıt dışında kilise olduğunu gösterir bir işaret kalmamış.

Bitişiğindeki papaz evi depo, okul ise kültür merkezi olarak kullanılıyor.

Safranbolu evlerinin görkemi mutfağına da yansımış. İlçenin birçok yerinde tarhana, yayım (erişte) ve pekmez gibi yöresel ürünler satılıyor.

Safranbolu'ya özgü yemekler arasında ise yayım çorbası, sirkeli kelle, tereyağlı taze fasulye ve cevizli keşli yayım (erişte) başta geliyor. Safranbolu'nun lokumu ve cevizli yaprak helvası da çok ünlü.

Safranbolu'ya adını veren safran ise lokum ve zerde tatlısı yapımında kullanılıyor. Gıda, ilaç ve kimya sanayinde kullanılan safran gramla satılan çok değerli bir bitki. Bir zamanlar Safranbolu civarındaki köylerin çoğu geçimini safran üretiminden kazanıyormuş.

Ancak zahmetli bir iş olması nedeniyle Davutobası köyündeki birkaç aile dışında safran yetiştiren kimse kalmamış. Şimdi ilçede satılan safran İran ve Yunanistan gibi ülkelerden ithal ediliyormuş.

NASIL GİDİLİR?

Safranbolu; Karabük'e 8 km, Gerede'ye 90 km, Ankara'ya 220 km, İstanbul'a 395 km ve Bursa'ya 439 uzaklıkta. Birçok kentten Karabük'e otobüs seferleri yapılıyor.

Korumanın ve Restorasyonun Başkenti Safranbolu

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde bulunan ilçede, 18. ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başında yapılmış genellikle üç katlı, 6-8 odalı, ihtiyaçlara uygun tasarlanmış, estetik biçimde şekillendirilmiş geleneksel konaklar başta olmak üzere korumaya yönelik restorasyon çalışmalarına ara verilmeden 35 yıldır devam ediliyor.

UNESCO tarafından dünyanın en iyi korunan ilk 20 kenti arasında gösterilen Karabük'ün tarihi evleri ile ünlü ilçesi Safranbolu'da bulunan han, hamam, cami, çeşme, konak, su kemeri ve köprü gibi tarihi eserden 35 yılda yaklaşık 300'ü restore edildi.

Çok büyük ödeneklerle gerçekleştirilen restorasyonların çoğunluğunu geleneksel Türk evleri oluşturuyor. İlçede bulunan 865 evin yaklaşık yüzde 60'ının restorasyonu tamamlandı. Restore edilerek geleneksel butik otel haline dönüştürülen 95 konak ilçeye gelen yerli ve yabancı turistlere hizmet veriyor.

Karabük Valisi İzzettin Küçük, yaptığı açıklamada, Safranbolu Konakları'nın yüzlerce yıllık bir süreçte oluşan Türk kent kültürünün günümüzde yaşamaya devam eden en önemli yapı taşlarından olduğunu söyledi.

Küçük, 1970'li yıllarda başlayan koruma bilincinin her geçen gün artarak devam ettiğini anlatarak, “Atalarımızdan bizlere kalan bu mirası gelecek kuşaklara aktarmak bizim birincil görevimiz. İlçemizde bin 400 kadar yasal koruma altında olan tarihi yapımız var.

3 bin yıllık geçmişe sahip ilçede ilk resmi restorasyon 35 yıl önce Kaymakamlarevi'nde başlamış. Özellikle son yıllarda restorasyona hız verdik. 35 yıllık süreçte 300 yapı restore edildi.

You might be interested:  Teknoloji İle büyüyen z kuşağı İçin İnteraktif müzeler

Şu anda ilçemizde konak, cami, çeşme, okul, han ve hamam olmak üzere yaklaşık 100 yapıda halen restore devam ediyor” diye konuştu.

Koruma bilincinin ilçedeki her bireye işlemesinin bu kenti ayrıcalıklı kıldığını vurgulayan Küçük, şöyle devam etti:

“Safranbolu, geleneksel Türk toplum yaşantısının tüm özelliklerini yansıtan ve uzun tarihi geçmişinde yarattığı kültürel mirası çevresel dokusu içinde koruyan örnek bir kenttir.

1990'lı yılların başından bu yana küçük ve orta ölçekli turistik tesislerin oluşumu ile turizm ilçe ekonomisindeki yerini hissettirmeye başlamış, terk edilen konaklar, otel, lokanta gibi işlevlerle yaşama dönüştürülmüş, bozulan arnavut kaldırımları yeniden yapılmış, anıtsal eserler restore edilmeye başlanmış, kaybolmak üzere olan eserler, turistik amaçla yeniden canlılık kazanmıştır.”

Kaynak: AA

Kaymakam Ürkmezer Safranbolu’nun Sit alanı ilan edilişinin 43. Yılı ve Yapılan Restorasyonlar Hakkında İHA’ya Mülakat Verdi

  • UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Safranbolu, tescilli tarihi eserleri restore ederek geleceğe taşırken, “En İyi Korunan 20 Kent” arasında yer alıyor. 
  •  “Korumanın Başkenti” unvanıyla da anılan Safranbolu, 8 Ekim 1976'da Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın aldığı “Koruma Kararı” ile 700'e yakın tarihi eser restore edilerek turizme kazandırıldı.
  • Türkiye'de kent ölçeğinde UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde tek yer olma özelliği taşıyan tarihi ilçemizde,  “Tarihsel ve Doğal Sit Alanı” kararının alınmasının ardından geçen 43 yılda, tarihi eserlerin geleceğe taşınması için çok sayıda restorasyon çalışması yürütüldü.
  •  “Açık Hava Müzesi”ni andıran, Osmanlı mimarisini, şehir hayatını ve kültürünü yansıtması dolayısıyla “Osmanlı'nın parmak izi” olarak da tabir edilen, o dönemden kalma han, hamam, konak, çeşme, cami ve köprülerin yer aldığı İlçemizde, vatandaşlar da koruma bilincini benimseyerek tarihi dokunun bugünlere gelmesi ve geleceğe aktarılmasına katkı sağlıyor.
  • Türk belgesel sinemacılığının ustası olarak gösterilen ve 2004 yılında hayatını kaybeden Suha Arın tarafından 1976 tarihinde çekilen Altın Portakal Ödüllü “Safranbolu'da Zaman” belgeseli ve Yüksek Mimar Yavuz İnce'nin çalışmaları da Safranbolu'nun koruma altına alınarak kültürel varlıkların restore edilmesinde önemli rol oynadı.

Restorasyon çalışmaları devam ediyor. Kaymakam Dr. Fatih Ürkmezer, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, 8 Ekim 1976 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın almış olduğu “Koruma Kararı”nın Safranbolu'nun uyanışını hızlandırdığını söyledi.

Safranbolu'nun geçen 43 yılda “Korumanın Başkenti” unvanını aldığını ifade eden Kaymakam Ürkmezer, “Safranbolu 1994 yılında UNESCO Dünya Miras Lisesi'ne girmesiyle beraber zirveye ulaşıyor.

O günden bugüne de Safranbolu'da görev yapan bütün idareciler, vatandaşlar, çalışanlar, konak sahipleri, restoran sahipleri, yerel ve ulusal medya Safranbolu'yu apayrı bir noktaya koydu.

Safranbolu da bunun hakkını veriyor” dedi.

Yerli ve yabancı turistlerin, günün her saatinde, yılın her mevsiminde Safranbolu'yu ziyaret ettiğini aktaran Kaymakam Ürkmezer, şöyle konuştu: “Bu turizm anlamında hem Safranbolu ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine büyük bir katkı sağlıyor. Safranbolu'da koruma altındaki bütün eserler bu uyanışla beraber; Safranbolu'daki insanlar, kurumlar, Safranbolu evlerini, camilerini, hanlarını, hamamlarını korumak için büyük yatırımlarda bulunuyorlar.”

Kaymakam ve belediye başkanı olarak iki yıl görev yaptığını hatırlatan Kaymakam Dr. Fatih Ürkmezer, “O dönemde de bu anlamda çalışmalarımız oldu.

Özellikle Akçasu Vadisi'ni turizme açtıktan sonra oradaki 17 evin projesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan 550 bin lira ödenek çıkartarak, 17 evin koruma ve restorasyon projesini hazırladık. Elimizde planı projesi hazırlanmış konak, ev, hamam var.

Bunlar dabir yandan devam ediyor. İlçede bir de Kaymakamlar Evimiz var. Safranbolu'ya gelen yerli ve yabancı turistler, Safranbolu'da bundan 200 yıl önce nasıl yaşandığını görmek için Kaymakamlar Evi'ne geliyorlar.

İçişleri Bakanlığımız, Vilayetler Birliği vasıtasıyla buraya ödenek gönderdi. Projesi onaylandı, şimdi ihale ön hazırlıklarını yapıyoruz. İhalesi tamamlandıktan sonra aslına uygun bir şekilde restore edeceğiz” diye konuştu.

“Yekpareliği sağlamak için 1/500 planı çok önemli” Devletin haricinde vatandaşların, kurumların da ilçede restorasyonlar yaptığını vurgulayan Kaymakam Ürkmezer, şöyle devam etti:

 “Devletimizin yaptığı yatırımlar devam ediyor. Kalealtı İlkokulunun restorasyon projesi var.

Şu an durdu, ancak biz tekrar devletimizin imkanlarıyla Kalealtı İlkokulunu, müze olarak faaliyete geçirecek şekilde restorasyonunu tamamlamak istiyoruz, Kültür ve Turizm Bakanlığının bu konuda destekleri çok önemli.

Bütün bakanlıklarımızın Safranbolu'daki değerlerin korunması anlamında bir destekleri var. Bugünden düne baktığımızda 43 yıl önce alınan kararın, Safranbolu tercihinin ne kadar doğru olduğunu, Safranbolu’luların da bu karara sahip çıkarak bu güne getirdiğini görüyoruz.”

Tarihi Çarşı bölgesindeki trafik, aydınlatma, kaldırım ve sokakları düzenleyecek şekilde olan 1/500 planına başladıklarını kaydeden Kaymakam Dr. Fatih Ürkmezer, “İnşallah yeni yönetim de buna devam eder. Burada yekpareliği sağlamak için 1/500 planı çok önemli. Onunla beraber Safranbolu'nun bütün sokaklarına girdiğimizde aynı standardı görmüş olacağız” dedi.

 “Bugüne kadar 700'e yakın eser restore edildi” Safranbolu'da sivil mimari, anıtsal mimariler, camiler, çeşmeler gibi merkez ve köylerde bin 750 tescilli eser olduğunu belirten Kaymakam Ürkmezer, şu ifadelere yer verdi:

 “Son 4 yılda projesi onaylanan 200 eser var. Projesi olsa bile bunların hemen yapılması söz konusu değil. Sonradan restore edilebiliyor. Bin 700 eserden bugüne kadar yaklaşık 600'ün üzerinde 700'e yakın eser restore edilmiş durumda. Bu çalışmalar bir yandan devam ediyor.”

Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde “Safranbolu Tarihi Çarşıları Gün Yüzüne Çıkıyor” projesini hayata geçirdiklerini anlatan Ürkmezer, “Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) bize bu konuda destek verdi.

BAKKA ve Safranbolu Belediyesi işbirliği içerisinde Kunduracılar ve Saraçlar Sokak'taki yaklaşık 67 dükkanı restore etmeye başladık. Oralar şu anda işleyen dükkanlar, esnafımızın da elini taşın altına koyması da var.

Onlar bittikten sonra bu dükkanlar sağlıklı bir şekilde hizmete girmiş olacak, aslına uygun şekilde restore edilmiş olacak, projesi olması bu anlamda önemli. Projelerde Kültür ve Turizm Bakanlığı yüzde 100 hibe veriyor.

Onu da sıraya koyuyor, çünkü Safranbolu'dan proje anlamında başvuru daçok. Yapım aşamasında hem hibe hem krediler söz konusu” ifadelerine yer verdi.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *