Afkule: fethiye dalış rehberi

afkule: fethiye dalış rehberi
afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi

Tarayıcınız bu özelliği desteklemiyor.

     Antik çağlarda ışıklar ülkesi olarak adlandırılan Likya, Fethiye ile Antalya arasındaki Teke yarımadası üzerinde yer alır. Kendilerine özgü dilleri, anaerkil yaşam biçimleri, kaya anıtları, mezarları, özgürlük ve bağımsızlıklarına düşkünlükleri ile bilinen Likya'lılar, Kadeş'te Mısırlılara, Truva'da, Akha'lara karşı Anadolu Birliğinin savunucuları arasında tarihe geçmişlerdir.      Fethiye'nin Likya dönemindeki adı Telmessos'tur Yazılı kaynaklarda kentin bu ismi tanrı Apollon'un oğlu Telmessos'tan aldığı belirtilmektedir. İ.Ö. 5. Yy dan başlayarak, yaşamın kesintisiz süreci içinde Perslerin, Roma'nın ve Bizans'ın yönetiminde kalmasına karşın, özgün yapısını korumayı başarabilmiştir.      1284'te Menteşeoğulları'nın yönetimi altına girmiş ve 1424'te Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu dönemde Meğri olan kentin adı, 1914'te uçağı düşen ilk hava şehitlerinden Fethi Bey'in anısına Fethiye olarak değiştirilmiştir.      Fethiye'de Antik Telmessos'tan günümüze ulaşan eserlerin en görkemlisi, İ.Ö. 4. Yy da Hermapias oğlu Amintas adına inşa edilen ve İon düzenindeki bir tapınağı andıran kaya mezarıdır. Ünlü gezgin Charles Texier'in, 1850 lerdeki ziyareti sırasında kazıyarak yazdığı ismi mezarın giriş bölümünde görülebilmektedir. Likya sanatının ve taş işçiliğinin seçkin örnekleri olarak kabul edilen lahit tipi mezarlar, Fethiye'nin kent dokusu içinde ayrı bir güzellik sergiler. Özellikle Hükümet Konağı'nın bahçesinde, Nekropolde ve iskelenin karşısındaki örnekler dikkat çekicidir.      Telmessos Tiyatrosu Helenistik dönemde yapılan ve depremlerle yıkılan tiyatronun üzerine 2. y.y da Roma üslubu ile yeniden inşa edilmiştir. Yaklaşık 6.000 kişi kapasiteli olarak planlanmıştır. Fethiye Arkeoloji Müzesinin girişimleri ile kazı çalışmaları tamamlanan antik tiyatroda restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir.      Kale, nekropolün hemen yanında, kentin hakim tepesinde 11. Yy da inşa edilmiştir. Bu yapının da restore edilmesi için Fethiye Belediyesince çalışmalar yürütülmektedir

     Fethiye Arkeoloji Müzesi, erken Likya, Pers, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait birbirinden değerli eserler sergilemektedir. Müze her gün ziyaretçilere açıktır.

     Çalış adının, Ahmet Gazi'nin Çalış sahiline yakın bir yerde yaptığı savaş sırasında, düşman saldırısı karşısında direnen yaşlı bir alperene “Dayan baba, biraz daha çalış, düşmanı yenmemize az kaldı.” şeklindeki sözünden kaynakladığı rivayet edilir.

İyi rüzgâr aldığı için sörf yapmaya da elverişli olan Fethiye Çalış Plajı sık sık sörf yapanların renkli görüntüleri ile süslenir. Plaj boyunca palmiye ağaçlarının bulunduğu ve parke kordon üzerinde bulunan birçok bar, kafe ve restorantta güneşin batışını tarifsiz bir güzellikte izleyebilirsiniz.

Eğlenceniz için köprü mevkisinde bulunan gece kulüpleri ve farklı alternatifli eğlence yerlerinden birini de seçebilirsiniz.

     Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ'da “Uzak Diyar” olarak tanınır, Anadolu'nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası'da bulunur. Türkiye'de bulunan deniz kulağı (lagün) oluşumlarından biridir. Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir.

En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz'de sadece çırpıntılar meydana gelir. Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz'de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açıkdenize doğru bir akıntı yaratmaktadır.

İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açıkdenizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.
     Bir akşamüstü denizle buluşmak…

     Hissetmek masmavi gökyüzünü ellerinizin arasında…
     Tatlı Akdeniz rüzgarlarıyla dansetmek ve kumsalda bırakmak ayak izlerinizi…
     Ölüdeniz, “Cennetin Kapısı” Ölüdeniz, “Özgürlükler Plajı”…

     Korunaklı durgun suyuyla Ölüdeniz ve hemen yanı başındaki Belceğiz Plajı, Akdeniz’in beyaz köpüklerini, çam ağaçlarının yeşiliyle buluşturuyor.

Dünya turizminin gözdesi Ölüdeniz Kumburnu Milli Parkı ve Belceğiz Plajı, Fethiye ilçe merkezine 15 km uzaklıkta ve zengin florası, yamaç paraşütü için elverişli konumu ile bir “dünya mirası” olmayı hak eden Babadağı’nın eteklerinde yer alıyor. Belceğiz Plajı, denizden, kumdan ve güneşten yararlanırken bir yandan da her türlü su sporunu yapabileceğiniz olanaklar sunuyor…

     Yine, plajdan kalkan günübirlik tekne turlarına katılarak, Ölüdeniz’in çevresindeki diğer güzellikleri keşfedebilir, mini bir mavi yolculukla, Akdeniz’in engin maviliklerinin, kıyılarda Toros’ların yeşiline nasıl dönüştüğüne tanıklık edebilirsiniz. Ölüdeniz Lagünü’nde, kışın su sıcaklığının 19° nin altına düşmemesi ve bölgedeki hava sıcaklığının gece ve gündüz ortalamasının 12°C dolayında olması, kış tatilinizi de Ölüdeniz’de geçirmeniz için tercih nedeniniz…

Tarayıcınız bu özelliği desteklemiyor.

     Kaya Köyü, antik Karmylassos’tan günümüze uzanan, farklı kültürlerin birbiri ile kaynaştığı, konup göçtüğü kesintisiz bir yaşamın mekanı olarak önem taşıyor.

Yamaçların üzerinde birbirinin ışığını kesmeden yapılmış tipik Akdeniz mimarisi örneği taş evler, kiliseler, okullar, şapeller, iş atölyeleri, diğer yapılar ve birbirine açılan dar sokaklar adeta bir mimari laboratuvarı görünümünde… Türk-Yunan Hükümetleri arasında imzalanan Lozan Antlaşması gereği yapılan nüfus değişimi sonucunda, Kaya Köyünde yaşayan Rum halkı ile, Batı Trakya’da yaşayan Türk Halkı karşılıklı olarak yer değiştirmiş, ancak Türk göçmenlerin buradaki yaşam biçimini benimseyememeleri yüzünden köyde, bu günkü terkedilmişlik görünümü sergileyen süreç başlamıştır. Kaya Köyü, Anadolu kültürler mozayiğinin önemli bir örneği olarak korunuyor ve geçmişte hüzüne dönüşen çoşkuların, umut çiçekleri açması amacıyla çağdaş bir turizm anlayışı içinde yeniden değerlendiriliyor. Yakın bir gelecekte restorasyon ve planlama çalışmalarının tamamlanmasıyla, dünyaya örnek olacak bir dostluk, barış, bilim, kültür, sanat köyü idealinin gerçekleşmesi için kamu ve sivil girişimlerin çalışmaları sürdürülüyor. Kaya Köyü’nün kök boyası tekniğiyle elde edilmiş, özgün renklerle yapılan Kaya Halıları ünlüdür. Ayrıca; incir, nohut, kavun, nar gibi ürünleri çok özeldir. Konaklama tesisleri, lokantalar, şarap evleri ve Kaya Sanat Kampı hizmet vermekte…Çok yakınındaki Gemiler Koyu ve Afkule Manastırı da önemli çekim alanı olarak, Kaya’yı farklı kılmaktadır. Ayrıca sağlıklı yaşam olanağı sunan iklimi de farklı bir ayrıcalığıdır.

     Saklıkent Kanyonu, Fethiye’ye 50 Km. uzaklıkta benzersiz bir doğa harikasıdır. 200 mt derinliğinde ve 18 Km. uzunluğundaki kanyon, binlerce yıl boyunca dağlardan gelen akarsuların, kayaları aşındırması sonucunda, bugünkü biçimini almıştır.

Kışın, içerideki su seviyesinin yükselmesi nedeni ile, ziyaretçilerin yalnızca yaz aylarında kanyonun içine girmeleri mümkün olabiliyor. Eğer hobilerinizin arasında fotoğrafçılık da varsa, Saklıkent ve çevresinin bozulmamış doğallığından muhteşem görüntüler yakalayabilirsiniz. Saklıkent Kanyonunun bir rastlantıyla ortaya çıkartılışının öyküsü ilginç.

Bölgede alabalık üretimi için girişimde bulunmak isteyen bir çobanın yaptığı çalışmalar sırasında zorunlu olarak inşa edilen bir servis köprüsü, gizli cennetin kapılarını tüm gezginlere açmış. Başlangıçta, yalnızca alabalık üretimi için kullanılması düşünülen kanyon, yoğun ilgi nedeni ile ziyaretçilerin gereksinimlerini karşılayacak biçimde yeniden planlanmış.

Kanyonun içinde ve dışında hızla akan suların üzerinde kurulu bulunan ahşap dinlenme platformlarında ziyaretçilere sunulan alabalık ve geleneksel börekler, tatil anılarını zenginleştiriyor ve tatil keyfini artırıyor… Saklıkent’e Fethiye’den dolmuşla ya da seyahat acentalarının düzenlediği günübirlik turlarla gitmek mümkün.

Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuk sırasında otantik yaşamın sürüp gittiği küçük köy yerleşimlerinin arasından geçerken, tütün, pamuk, anason, susam, buğday tarlaları ve sebze seralarını görebiliyorsunuz. Kanyonun içine güvenli bir servis köprüsü ile giriliyor.

Daha başlangıçta, bembeyaz köpükleri ile çağlayan kaynak suları ile karşılaşan gezginleri, gizli cennetin yemyeşil ortamı büyülüyor. Yazın sıcağından bunalanlar için bir sığınma yeri olan Saklıkent’te suların içinde yapılacak yaklaşık 3 Km. lik yürüyüş, herkes için ideal bir spor etkinliği…

     Ahşap cumbalı evleri ile Fethiye'nin en eski yerleşim noktalarından biri olan Paspatur, alışveriş olanakları, barları ve restoranları ile her yıl binlerce turistin ziyaret duraklarından birisidir. Fethiye'ye gelip de Paspatur'un suyundan içenlerin bir daha Fethiye'den ayrılamayacaklarına dair meşhur bir söylence de vardır.

     Kelebekler Vadisi, Muğla ili, Fethiye ilçesi Ölüdeniz belde sınırları içerisinde bulunan vadi. Sahip olduğu endemik türler nedeniyle dünya mirası olarak korunması önerilmiş 100 dağdan biri olan Babadağ'ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi, 8 Şubat 1995'de 1. derecede doğal Sit ilan edilmiş ve her türlü yapılaşmaya kapatılmıştır.

350 metreye ulaşan sarp kayalık duvarlarla çevrili olan Vadi ismini, barındırdığı 80'den fazla kelebek türünden ve özellikle kaplan kelebeğinden almıştır. Kaynağı Faralya mahallesinde bulunan ve 50 metre yükseklikten dökülen şelale, Vadi'nin ortasından geçen bir dere ile Akdeniz'e ulaşır.

     Kelebekler Vadisi'nin özgün coğrafi yapısı, bitey ve direyi bilim çevrelerinin, özellikle botanikçilerin ve entomologların inceleme ve laboratuvar çalışmalarına konu olmakta; ulusal ve uluslararası çevre örgütlerinin ve ekolojik oluşumların dikkatini çekmektedir.      Kelebekler Vadisi'ne ulaşım Ölüdeniz'den kalkan teknelerle sağlanır.

Faralya (Uzunyurt) mahallesinden bir patika Vadi'ye ulaşır; fakat ipli tırmanış rotaları ve değişken yüzeyi nedeniyle, bir rehber eşliğinde yapılmalıdır.

     Kelebekler Vadisi'nde doğal yaşamı korumak ve bunun için gereken önlemleri alarak projeleri hayata geçirmek amacıyla bir tesis meydana getirilmiştir.

Ziyaretçilere çadır ve ağaç evlerde konaklama imkânları sunan işletme günlük 500 konuk kapasitesine sahiptir ve Kelebekler Vadisi'nin 100 dönümlük arazisi üzerinde ekolojik tarım yapmanın yanı sıra; arıtma, deniz temizliği ve temiz enerji hususlarında projeler gerçekleştirmektedir.

     Koy ve plaj, korunaklı oluşu, çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili güzel kumsalıyla, sadece gezi teknelerinin değil, özellikle yaz aylarında karayoluyla Fethiye – Hisarönü – Kayaköy üzerinden gelen piknikçilerin de akınına uğramaktadır. Koyun Kayaköy’e uzaklığı sadece 6 km.

olduğundan buradan Gemile'ye yürüyerek de gelinebilmektedir. Trekking parkuru durak noktası olacak şekilde düzenlenmiştir.      Gemiler Adası’nın eski adı Aya Nikola ’ydı. Adada erken Hıristiyanlık dönemi ve Bizans İmparatorluğu 'na tarihlenen (5. yüzyıl ile 11. yüzyıl arası) kilise kalıntıları bulunmaktadır.

Büyük kilisenin freskleri iyi durumdadır. Deniz kıyısında sarnıç kalıntıları da bulunmaktadır. En ilginç kalıntı ise iki kiliseyi birbirine bağlayan bir tüneldir. 500 metrelik tünelin bazı kısımları yıkık durumdadır.

Tünel içindeki merdivenlerin aralarında 17 durak yeri bulunmakta olup, bunlar İsa peygamberin çarmıha gerilmeye götürülürken yolda 17 defa bekletilmesini temsil etmektedir.

     240-241 yıllarında meydana gelen depremler sonucu kıyıdaki kalıntıların bir bölümü sular altında kalmıştır. Batık kalıntılar denizin iki metre derininde görelebilmektedir.

     Dik yamaçlardan aşağıya yürüyerek ya da cip/traktör gibi araçlarla ulaşılabilen Kabak Vadisi'nin Türkiye'de pek benzeri olmayan bitki örtüsü zenginliği, vadinin “buzul çağındaki” buzlanmadan etkilenmeden bugünlere gelebilmesine bağlanıyor.

     Vadinin en tepesinde yer alan Faralya Köyü'nden ya da vadinin bir parçası olan antik Likya Yolunda yapılan doğa yürüyüşleri esnasında zirvelerden bakıldığında; koyun, açık denizin girişinde genişleyen, kıyıya yaklaşırken daralan haliyle aynen bir su kabağına benzediği açıkça görülebiliyor.

     1987 yılına kadar ayak basılmamış olan Kabak Koyu'na ilk yerleşen kişi, yurt dışındaki yaşamından Kabak Koyu'nu görünce vazgeçen Turan Pirendeoğlu'dur. O tarihte elektrik ve suyun bağlanmamış olması ve araçla ulaşılmaması, koya aşık olan Turan'ı caydırmaya yetmez ve böylece koyun ilk yerleşimi olan “Turan Kamp” kurulur.

Koyun hem sekiz yüz metrelik dağlar hem de deniz ile çevrelenen en güzel manzarasına kurulan kamp, bugünlere kadar gelişerek devam etmiştir.

     Kabak Koyu, şehir yaşamının karmaşasından, görüntü ve ses kirliliğinden uzaklaşmak, doğaya yakın olmak isteyenler için mükemmel bir inziva ortamı sunar. Bu inzivayı denemek isteyenlere de lüksü aratmayan bir özenle hizmet veren bir tatil, bir dinlenme bölgesidir.

Hem dokunulmamış güzelliği hem de tarihsel özellikleriyle dünyanın en özel birkaç bölgesi arasında adı geçen Kabak Koyu'nu her yıl yerli yabancı yüzlerce kişi ziyaret ediyor.

Fethiye'den başlayarak Antalya'da son bulan antik Likya Yolu'nu yürümek ve yol üzerinde konaklamak isteyenler için de vazgeçilmez bir uğrak noktası.

Vadide antik yola ait kırmızı beyaz çizgilerle birlikte, binlerce yıllık antik taşlarla örülü Likya mezarlığını, yüzlerce kelebek ve kuş çeşidine bir yuva olan Aladere Şelalesi'ni, nadir görülen hayvan ile bitki türlerini görmek mümkün.

İçinde derin bir çeşitlilik barındıran vadi, gene tamamen bakir, gri – beyaz kumun hakim olduğu bir kumsala açılarak insanın aklına Robinson Crusoe hikayelerini getiriyor. Denizden yüzerek yirmi, yirmi beş dakikada ulaşabileceğiniz mağara ise dalıştan veya doğayı keşfetmekten hoşlananlar için muhteşem bir sürpriz oluşturuyor. Meraklıları, mağaranın alt tarafındaki güneşin yansımasıyla parlayan delikten dalarak yüzüp, dışarı çıkabiliyorlar.

     Muğla'nın Fethiye ilçesinde en görülesi yerlerden biridir Af Kule Manastırı. Tarihi bir kalıntı olan manastıra yolculuğunuz sırasında muhteşem manzaralara tanık olacaksınız.      Kayaköy'den çıkıp dağ yolundan 3-4 kilometre sonra karşınıza çıkacak olan Af Kule Manastırı, yorgunluğunuzu bir anda alacak.

Denize karşı konumlanmış olan manastır hakkında halkın söyledikleri ve rehberlerin söyledikleri biraz çelişiyor. Kimine göre bu manastırda Hz. İsa yıllarca saklanmıştır, kimine göre ise papazlar bu manastırda inzivaya çekilip af diledikleri yermiş.

Af Kule Manastırı'nda vakit geçirip çevreyi keşfederken bol oksijen biraz başınızı döndürebilir.

Fethiye Af Kule Manastırı Nerede – Nasıl Gidilir? – Fethiye Gezilecek Yerler

afkule: fethiye dalış rehberi

Seyyahlar bu yazımızda sizlere Fethiye Af Kule Manastırı Nerede – Nasıl Gidilir? – Muğla Gezi Rehberihakkında bilgiler vermeye çalışacağım.

Fethiye Af Kule Manastırı

Muğla ilinin Fethiye ilçesi sınırlarında yer alan AF Kule, Kayaköy’ün biraz ilerisindedir. Kayaköy’den çıkıp dağ yolundan 3-4 kilometre sonra karşınıza çıkacak olan Af Kule Manastırı, Belli bir yere kadar arabanızla gidebildiğiniz ve daha sonra tırmanarak çıkabildiğiniz Hakkında birçok rivayet bulunan Hristiyanlık döneminden kalma bir manastırdır.

Fethiye Af Kule Manastırı Hakkında;

AF Kule Manastırı deniz seviyesinden ortalama 400 metre yükseklikte  dik bir yamacın üzerinde yapılmıştır. Ayios Elefterios adlı bir keşiş tarafından 10 metrelik bir alanda kayaya oyularak yapıldığı söylenen bu manastırda Keşişin ömür boyu çile çektiği bir yer olarak bilinmektedir. Hatta buraya yöre halkı tarafından Çile manastırı da denmektedir.

afkule: fethiye dalış rehberi

Keşişler Kimdir? Hristiyanlığı içlerinde en iyi şekilde yaşamaya gayret eden kişiler diyebiliriz. Keşişler, Günlerce, Aylarca, Yıllarca izdavaya çekilip Meditayon yapan, manastırda yaşayıp, hayatını Hristiyanlığın şekillerine göre yönlendiren kişiler olarak bilinmektedir.

Af Kule’nin, müthiş bir deniz manzarası bulunmaktadır. Kule ’den İblis Burnu, Kurdoğlu burnu, Hatta uzaklarda Rodos Adasını bile görebilirsiniz. AF Kule’nin hemen yakınında da Dalış alanları bulunmaktadır.

Fethiye Af Kule Manastırına Nasıl Gidilir;

Fethiye ilçe merkezinden Karaköy’e geldiğinizde buradan (Gemile yönü ) yoluna doğru devam ederek yaklaşık 3 km ilerdeki toprak yola girilerek ulaşıla bilinen bir yerdedir. Araba ile belirli bir yere kadar gidebiliyorsunuz.

Fethiye-Kayaköy arası yaklaşık 8 km uzaklıktadır. Bu mesafe arabayla yaklaşık olarak 12 dakika sürecektir. Buradan sonra yürüyerek yaklaşık 10 dakika sürmektedir.

Fethiye-Muğla arası otalama 124 km uzaklıkta bulunmaktadır.

Gezilecek Yerler Mobil Uygulamasını Telefonunuza indirerek ve Sosyal Medya üzerinde bizleri takip ederek güncel gezilerden ve Gelişmelerden ücretsiz haberdar olabilirsiniz.

afkule: fethiye dalış rehberi afkule: fethiye dalış rehberi

Değerli Okuyucularımız yazılarımızda kullandığımız resimlerin birçoğu bize ait olsa da okuyucularımızdan gelen ve internet ortamından resimler de alınarak yazılarımıza eklenmiştir. Resimlerden dolayı herhangi bir telif durumda bizlere direk İLETİŞİM ' e tıklayarak bize bildirirseniz size ait olan resimlerinizi kaldırabiliriz.

Muğla İlinde Dalış Yapacaklar İçin En İyi 9 Yer

Dünyanın en güzel coğrafi konumlarından bir tanesine sahip olan ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili. Bu durum ülkemizin turizm yönünden popüler bir adrese dönüşmesine sebep olur çeşitli sporlara da imkân tanıyor. Dalış sporu da bunlardan bir tanesi olurken Muğla birçok dalış ustasının ilk tercihi konumunda. Muğla ile ilgili bilinmesi gereken pek çok dalış noktası bulunuyor.

Afkule

Muğla’daki dalış noktalarımıza önce Fethiye bölgesinden başlıyoruz. Afkule hiç kuşkusuz Fethiye bölgesindeki en iyi dalış noktası. Özellikle dalış konusunda uzmanlaşmış olan dalgıçlar için bu bölgede çok sayıda sualtı mağarası bulunuyor. Derinliği 27 metre kadar olan mağaraların içerisinde daha önce hiç görmediğiniz deniz canlılarına rastlama ihtimaliniz oldukça yüksek.

Barakuda Resifi

Muğla şehrinde dalış yapılacak çok yer var.

Barakuda olarak isimlendirilen deniz canlıların bu bölgede çok fazla görülmeye başlamasının ardından bu ismi alan Barakuda Resifi bölgenin en gözde dalış noktalarından bir tanesi.

Dalış için 14 metre ile 42 metre arasında değişen derinlikleri tercih etmeniz mümkün. Daldığınızda sayısız logos ile karşılaşacağınızdan tam bir görsel şölen sizleri bekliyor olacak.

Kızıl Ada Kanyonu

Fethiye bölgesinde tercih edilebilecek olan dalış noktalarının üçüncüsü Kızıl Ada Kanyonu. Bu dalış noktasının en önemli özelliği maksimum dalış derinliğinin 12 metre olması. Bu sebeple de henüz dalış konusunda acemi olan kişiler bu muhteşem maceraya Kızıl Ada Kanyonu ile başlayabilir. Sualtı fotoğrafçıları için de harika bir nokta olma özelliğine sahip.

Akvaryum Koyu

Fethiye bölgesinde sizlere sunabileceğimiz dalış noktalarının sonuncusu ise Akvaryum Koyu. Derinliğin en fazla 10 metre olduğu bu nokta her seviyedeki dalgıç için uygun. Dibinde kayalıklar oldukça yoğun olduğundan gece dalışı yapmak da tercih edilebilir. Özellikle turuncu sünger ve ahtapot çeşitlerine bolca rastlayacağınız bir koy.

Büyük Resif

Dalış yaparken tercihinizi Bodrum’dan yana kullanmak istiyorsanız listemizin ilk sırasında Büyük Resif yer alıyor. Hiç kuşkusuz burası Ege’nin en güzel dalış noktalarından bir tanesi.

Ege sularında yaşamına devam eden canlıların tamamını bu koyda görme şansınız var.

4 metre derinlikten başlayıp 36 metre derinliğe kadar uzanabilen bu resifte rastlayacağınız balık sürüleri unutulmaz bir tecrübe yaşamanızı sağlayacak.

afkule: fethiye dalış rehberi

Kargı Adası

Muğla, pek çok doğa harikası ile dolu bir yer. Bodrum’un Akyarlar mevkiinde bulunan Kargı Adası son derece ıssız bir konum. Fakat bu ıssız yapısı eşsiz bir sualtı görüntüsünün ortaya çıkmasını sağlamış. Bu adanın en önemli özelliği akıntının çok fazla olmasıdır. Bu durum ilk duyduğunuzda sizi endişelendiriyor olsa da balık sürülerine rastlama ihtimalinizi maksimuma çeken bir etmendir.

Gavur Ali ve Deli İbrahim Sığlıkları

Bodrum’dan tekneye bindiğinizde yalnızca 15 dakikalık bir yolculuk ile ulaşacağınız bu nokta geçmiş yıllarda burada süngercilik yapan iki kişinin ismiyle anılıyor. 30 metre derinliğe kadar ulaşan sığlıklarda orgos, logos ve akya sürüleri görmek mümkün. Eğer biraz tecrübeli bir dalgıçsanız ahtapotları görme imkânınız da olacak.

Osmanlı Çapası

Bitez Koyu ve Akvaryum Koyu arasında kalan Osmanlı Çapası dalış noktaları listemizin sondan bir önceki bölgesi. Koyun batısında ve 22 metre derinlikte 19. yüzyıldan kalma bir çağa bulunuyor. Bölgenin bu isimle anılmasının sebebi de bu tarihi çapa. Çok sayıda ahtapot yuvasına ev sahipliği yapan bölge sualtı fotoğrafçıları için çok uygun durumda.

Köçek Adası

Listemizin son sırasına geldik. Son sıramızda yüzölçümü oldukça küçük olan ve Muğla ilinde yer alan Köçek Adası bulunuyor. Bu harika ada Kargı Adası’ndan yalnızca 2 kilometre uzaklıkta. Bir kısmı 20, bir kısmı 32 metre derinlikte olan bu adada daldığınızda barakuda, karagöz balığı ve pina gibi deniz canlılarınız görebilirsiniz.

Türkiye’nin En Güzel Dalış Noktaları

Favoriteİlk dalışını daha henüz 6 yaşında gerçekleştirmiş biri olarak söyleyebilirim ki bu yazıya başlamak bile

İlk dalışını daha henüz 6 yaşında gerçekleştirmiş biri olarak söyleyebilirim ki bu yazıya başlamak bile beni bir hayli heyecanlandırıyor. Söz konusu dalış noktaları olunca Türkiye’nin adeta bir cennet olduğunu söyleyebiliriz.

 Marmara bölgesinden Ege’ye, Ege’den Akdeniz’e danış konusunda seçeneğin bol olduğu Türkiye’nin En Güzel Dalış Noktaları yazımıza hoş geldiniz! Daha önce hiç dalış yapmadıysanız umarız yazımız size ilham olur, 2019’da hayatınıza yeni deneyimler katabilirsiniz.

Dalış noktalarından herhangi birine giderseniz bizimle fotoğraflarınızı paylaşmayı unutmayın.  Hazırsak derin bir nefes sonrası lebiderya denize balıklama atlayarak yazımıza başlıyoruz!

1. Hatay/ Samandağ/ Kel Dağı

Türkiye’nin (hatta Doğu Akdeniz’in) Kızıldeniz’i olarak bilinen Samandağ, adını yeterince duyuramamış olsa da, sualtı zenginliği açısından Türkiye’de 1 numaraya yerleşmiş konumdadır. Sualtı zenginliğine ek olarak dünyanın en uzun 10.plajı olan Samandağ Süveyş kanalına olan yakınlığından ötürü göçmen balıkların en çok görüldüğü yerlerden de biridir.

Türkiye’de sualtı çeşitliliğinin en çok görüldüğü bu bölgeye gelmek ve kendi gözleriyle köpek balığı, manta gibi canlıları görmek isteyenlerin kesinlikle bu dalış rotasına uğramasını öneririz.

2.seviye ve üzeri dalgıçlar için uygun olan bu dalış rotası 12 ay dalış imkanı sunar. Bunun sebebi su sıcaklığının yılın en soğuk dönemlerinde bile 19 derecenin altına düşmemesidir. Yaz kış dalış yapmayı sevenlerin bir numaralı tercihlerinden olan Samandağ görüş mesafesinin oldukça yüksek olduğu bölgelerden de biridir.

Samandağ vatoz tarlalarıyla ünlüdür. Denizin dibinin kumlu olmasından dolayı onlarca vatozu bir arada görebilmenizi sağlar. Bölge de 7 farklı vatoz türü yaşar ve vatozlar Samandağ bölgesini Ekim-Kasım aylarında çiftleşmek için kullanırlar.

Samandağ hakkında belki de olumsuz yorum yapacağımız tek nokta bölgede zaman zaman yerli halk tarafından yapılan dinamitle avcılıktır. Dinamit patlamasının sualtından bile hissedildiği söylenir.https://www.youtube.com/embed/IkrbQZaEGOE?feature=oembed

Samandağ’a Ulaşım

Türkiye’nin en iyi dalış noktalarından biri olan Samandağ’a ulaşım genellikle Hatay üzerinden yapılır. Dalış noktası olarak Samandağ’ı tercih edecekler uçak ile Hataya geldikten sonra otobüsle Samandağ’a ulaşabilirler.

İstanbul-Samandağ arası 1142 km’dir. Araba ve otobüs yolculuğu fazla uzun süreceğinden uçak en pratik ve kolay seçeneklerdendir.

Yolunuzu Samandağ’a çevirecekseniz burada sevdiğimiz bir dalış okulunun ismi ve konaklayabileceğiniz otel ismini  de yazımıza ekliyoruz!

  • Dalış Okulu: Hatay Dalış Merkezi
  • Konaklama: Truva Life Hotel 

2. Kaş/ Uçanbalık Bankosu/ Flaying Fish

Türkiye’nin en güzel dalış noktaları – kaş

Kaş doğumlu biri olarak bu yazıya Kaş’ı eklemenin guru verici olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Su altı yapısıyla Türkiye’nin en güzel, en gözde yerlerinden biridir Kaş. İster dalış için gelmiş olun, ister deniz tatili Kaş’ın suyunu sevmeyenine rastlamak çok zordur!

Gelelim Kaş’ta dalış mevzusuna! Flying Fish Kaş’a gelen bütün dalıcıların gönlünü fetheden bir dalış noktasıdır. Bu dalış noktası ismini 2.

Dünya Savaşı sırasında Meis’i bombalarken uçaksavar ateşiyle düşürülmüş bir savaş uçağından alır. Savaş uçağının kalıntılarına 55 ila 71 metre derinlikte rastlamak mümkündür.

Bu batığa dalış deneyimli dalgıçlar tarafından gerçekleşir ve kimi zaman denizdeki sert akıntı dalışı engeller.

Aynı Samandağ gibi dalışın 12 ay boyunca devam ettiği rotalardan biri de Kaş’tır. Suyun sıcaklığı kış aylarında 17-18 derece olur ve bu dalış noktasında avcı balıkları bir hayli çok görülür.

Türkiye’nin En Popüler Dalış Noktası Kaş’a Ulaşım

Kaş’a İstanbul’dan ortalama 14 saat süren bir yolculukla veya Antalya ve Dalaman üzerinden gerçekleşen bir uçuşla ulaşım sağlamak mümkündür. Eğer yolunuzu Kaş’a çevirecekseniz aşağıda listelediğimiz dalış okulunu ve konaklamayı kesinlikle öneririz!

  • Dalış Okulu: Dragoman Dalış ve Outdoor Merkezi/ https://www.dragoman-turkey.com/tr/dalis/
  • Konaklama: Cappari Hotels

3. Fethiye/ Afkule

türkiye’deki en güzel dalış noktaları – fethiye

Fethiye’nin en gözde dalış noktalarından biri Afkule’dir! Yine ileri seviye dalgıçlar için uygun olan bu dalış noktasında bizi muhteşem bir mağara karşılar. Mağaranın dibi 27 metredir ve dibe indikçe karşımıza farklı türlerde mercanlar çıkar. Mağaranın hemen yanındaki “Türk Hamamı”nda derinlik 10 metredir. Fethiye’de su sıcaklığı en düşük 18 derece olduğu için yine yaz kış dalışa uygun bölgelerden biridir.

Dalış kadar sualtı fotoğrafçılığını sevenler için Fethiye’de yanlarında sualtı kameralarını bulundurmalarını öneririm zira sualtı fotoğrafları çekmek için muazzam yerlerden biridir.

Afkule’ye Ulaşım

Afkule’ye ulaşım yine Dalaman üzerinden gerçekleşir. Uçak ile Dalaman’a geldikten sonra Dalaman-Fethiye arası ulaşım için Havaşları tercih edebilirsiniz. Dalaman-Fethiye arası ortalama 45 kmdir. Havaş fiyatları ise 17.50 TL’dir.

  • Dalış Okulu: Elite Diving Center/ https://www.elitedivingcentre.com
  • Konaklama: Orka Boutique/ http://www.orkaboutique.com

4. Çanakkale/ Saros/ Lundy Batığı

Türkiye’nin en güzel dalış noktaları listemizin sıradaki konuğu onlarca batığa sahip Çanakkale Boğazı ve Saros Körfezi! 1. Dünya Savaşı’nın dönüm noktasının yaşandığı Çanakkale Boğazı’nda savaş döneminde batmış 33 batık bulunmaktadır. Bu batıkların bazılarının etrafında patlamamış top mermilere rastlamak mümkündür. Batıklardan çoğu şiddetli akıntı ve diğer çevre koşulları nedeniyle tahrip olmuş fakat aradan 103 yıl geçmesine rağmen çoğu batık aynı şekilde kendini korumayı başarmıştır.

Kendini korumayı başarmış batıklardan biri de Lundy batığıdır! Lundy batığı rahat ve güvenli dalış yapmak isteyen herkesin tercih edebileceği bir dalış noktasıdır. 28 metrede başlayan bu batık çok fazla canlıya ev sahipliği yapmaktadır.

Batığın etrafında bulunan kumluk alanda çeşitli cephaneler görmek mümkündür. Geminin üstündeki tahtalar çürüdüğü için geminin içerisinde rahatlıkla girmek ve sualtında muazzam fotoğraflar çekmek mümkündür. Lundy batığını görmek isteyenler için aşağıya bir video bırakıyorum:https://www.youtube.com/embed/ln14vFLF_SI?feature=oembed

Çanakkale su sıcaklığı nedeniyle Kaş, Fethiye ve Hatay’ın aksine daha zorlu bir dalış noktasıdır. 9-10 dereceleri gören Çanakkale’de kışın kuru elbise olmadan dalış yapmak imkansızdır. Kışın dalış zorlu olsa da yazın tüm dalış meraklıları için kapıları açıktır.

Dipnot: Sualtı belgesellerine meraklı olanlar Savaş Karakaş’ın bu bölge hakkında çektiği belgesellere göz atabilir.

  • Dalış Okulu: Hotel Artur/ http://www.hotelartur.com.tr
  • Konaklama: Saros Dalış Merkezi http://www.sarosdiving.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *