Dünyanın her bir noktası kendi iradesiyle asimile olmayı kabullenmişken Nairobi hâlâ vahşi yaşamını muhafaza etmeye devam ediyor. Vahşi yaşamının yanında doğal manzaralarıyla ziyaretçilerini büyülerken kültüründen hiç denebilecek kadar az şey kaybetmiş bir başkent Nairobi.
Kenya doğal güzellikleriyle, ard arda sıralanan doğalarıyla, gölleriyle, vadileriyle, otlaklarıyla, sahilleriyle, sayısı elliye varan yerli kabileleriyle kendini asimile eden değil, varlığını bozulmadan sürdürebilen bir yer. Buna karşın adını son zamanlarda La Casa de Papel dizisinde duyduğumuz Nairobi, tıpkı dizideki karakter gibi yaşadığı yaşadığı bedenden farklı bir karaktere sahip. Kenya’nın tanımından oldukça farkı, ticaret ağı gelişmiş, içinde gökdelenleri olan, İngilizlerden kalan alışkanlıklarıyla takım elbiselerle dolaşan yerel halkıyla Afrika’nın çağdaş bir yüzü.
Türkiye’de etek ve ceketle işe giden orta yaşlı bir hanımefendi gördüğümüzde kurumsal bir şirketin yöneticilerinden biri olduğunu düşünüyoruz genellikle. Oysa Nairobi’de çalışan, çalıştığı statüyü önemsemeden her zaman takım elbise ile işe gidiyor.
Nairobi adının önüne eklenen pek çok sıfattan birkaçı ”Afrika’nın Paris’i”, ”güneşli yeşil ve sulak şehir”, ”Dünyanın safari başkenti”,. Nairobi başkent sıfatını Mombasa’dan 1907 yılında devralmış. Mombasa ve Uganda’yı birbirine bağlayan demiryolu inşası sırasında, 1899 yılında bölgeye İngilizler tarafından bir demiryolu kampı kurulmuş. Ardından bu kamp demiryolu merkezine dönüştürülmüş. O dönemler ”İngiliz Doğu Afrikası”nın merkezi durumunda iken günümüzde ”Doğu Afrika”nın merkezi konumunda.
Ekvatora 145 kilometre uzaklıktaki Nairobi, Güneş ışınlarını yıl boyunca neredeyse her gün dik açıyla aldığından dolayı şehirde yıl boyunca 12 saat gündüz, 12 saat gece yaşanıyor. Gene bulunduğu enlemden dolayı ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olarak dört mevsim değil, yağışlı ve yağışsız olarak adlandırılan iki mevsimi var. Mart, nisan, mayıs ayları en yağışlı aylar iken, Kasım, aralık ayları en kurak dönem.

Tezatlıklar Ülkesi Kenya

Ülkede halen İngilizlerin işletmekte olduğu oldukça lüks imkanlara sahip tesislerin yanında son derece fakir olan bölgeler de mevcut. Ülke genelinde doğanın cömertliğine karşı ekonomik açıdan kısıtlı imkanlarla yürütülen hayatta kalma mücadelesinden Nairobi’de üzerine düşen payı almış. Birbirine paralel iki sokağın birinde gökdelenler, malikaneler varken diğer sokakta tenekelerle inşa edilen derme çatma evler bulunuyor.
Teneke evlerin çoğunlukta bulunduğu mahallelerin birinde 2011 yılında korkunç bir felaket yaşanmış. Mahallenin yakınından geçen bir petrol hattının patlamasıyla 128 kişi ne yazık ki hayatını kaybetmiş. Petrol hattı kendi kendine patlamamış elbette, hattan sızan petrolü para kazanma amacıyla toplamaya çalışan bir kişinin sigara izmaritini bulunduğu yere atınca yangın çıkmış. Böylece patlama olmuş ve 128 kişi bir sigara izmaritinin bedelini canıyla ödemiş.
Seyahatinize başlangıç noktanız İstanbul ise yaklaşık yedi saatlik uzun bir uçuşla ulaşabileceğiniz, Kenya’nın başkenti Nairobi, Afrika denildiğinde akla gelen görünümden oldukça uzak, gökdelenlerin bulunduğu, yoğun trafikle karşılaşılabilen fazlasıyla şehirli bir şehir. Eskiden oldukça büyük bir bataklık olan Nairobi, Afrika’nın doğusunun nüfus ve yüzölçümü bakımından en büyük şehirlerinden. Nairobi Masai dilinde soğuk su ya da soğuk suyun kaynağı anlamına geliyor.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-Mail adresime kayıt olursanız haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz.

Bir yorum bırak

Yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın