Aydos kalesi

Bizans’tan kalma önemli eserlerden olan ve İstanbul’un fethinin başladığı yer olarak da bilinen 325 metre yüksekliğinde bir tepeye kurulu Aydos Kalesi’nde 2010 yılında başlayan kazı çalışmalarında sona gelindi. İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdür Yardımcısı Rahmi Asal, yapılan restorasyon çalışmaları ve ortaya çıkan eserleri Gazete Habertürk'ten Nihat Uludağ’a anlattı.

‘KİLİSE ORTAYA ÇIKTI’

Aydos Kalesi’ndeki kazı çalışmasının 7 yıl önce İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Zeynep Kızıltan ile başladığını anlatan Asal, “Kale, bitki örtüsüyle tamamen kapanmış durumdaydı. Önce iç ve dış surları belirgin hale getirdik.

Kale içinde yaşayan insanların su ihtiyacını karşılayan 2 adet su sarnıcı ve yerleşim yerlerine su taşınmasını sağlayan kanalları ortaya çıkardık.

Su sistemlerinin tümü, kalenin diğer yapılarında olduğu gibi ana kayaya oturtularak yapılmış” dedi.

aydos kalesi

  • Aydos Kalesi’nin içinde yapılan kazılarla ortaya çıkarılan kilisenin duvarları

Bitki örtüsü kaldırıldığında kilise temelini fark ettiklerini söyleyen Asal, kazılar sonrasında 3 nefli kilise ve bitişiğinde başka yapıların da bulunduğu bir yapının ortaya çıktığını kaydetti.

Asal, şöyle devam etti: “Yapı, kalenin en üst noktasında, orta bölümde, doğu-batı doğrultulu, yerel taş ve yassı tuğla örgülü, horasan harç bağlayıcılı 20×13.50 metre boyutlarında bir kiliseydi. Doğu uçtaki küçük odaların kalıntılarını bulduk.

Bu küçük mekanlar, ayinlerle ilgili objelerin muhafaza edildiği odalar olarak biliniyor. Kilisenin kuzey bitişiğine daha sonra 10×5 metre boyutunda bir mekân daha eklendiği anlaşıldı.”

aydos kalesi

  1. 11. yüzyılda inşa edilen kale, 7 yıllık çalışma ile turizme sunulacak hale getirildi

Asal, şu bilgileri verdi: “Kalenin doğu kısmında horasan harcıyla yapılmış 3 odacık tespit edildi. Bizans döneminde silo olarak kullanıldığı belirlenen dikdörtgen planlı odacıklarda, yoğun miktarda karbonlaşmış buğday ve baklagil kalıntısı bulundu. Buluntular, bize o dönemin beslenme alışkanlığını da gösterecek. Bunlar analiz edilecek.”

aydos kalesi

  • ‘KALENİN 3 KAPISI VAR’

İç surun güneyinde, doğusunda ve batısında olmak üzere toplam 3 kapı bulunduğunu da belirten Asal, “Güneydoğudaki kapı daha özenli olarak inşa edildiği için buranın ana kapı olduğu izlenimi doğdu. Kalede, güneydoğu-kuzeybatı doğrultulu bir mezar da ortaya çıkartıldı.

Basit gömü şeklinde yapılan mezarda, sırtüstü yatırılmış olan iskeletin kafasının her iki yanının büyük taşlarla desteklendiği görüldü. Bu tür gömü şekillerine, Pendik höyük kazılarındaki Bizans dönemi mezarlarda da rastlandı.

Antropolojik incelemede, mezarın yaklaşık 20-29 yaşları arasında bir kadına ait olduğu tespit edildi” ifadesini kullandı.

Aydos Kalesi’nin restorasyonu tamamlandı; çevre düzenlemesi başlıyor

Doğu Roma İmparatorluğu döneminde 11 ve 12’nci yüzyılda inşa edildiği tahmin edilen Aydos Kalesi’nin restorasyonu tamamlandı, çevre düzenlemesi başlatılıp, turizme kazandırılacak. Tarihçi Prof. Dr.

Halil İnalcık’ın ‘İstanbul’un fethinin başladığı yer’ olarak tanımladığı tarihi kaleyi ziyaret eden Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin burada yaptığı açıklamada, restorasyonu tamamlanan Aydos Kalesi’nin çevre düzenlemesiyle ilgili hazırlanan projenin ön hazırlık çalışmalarının bittiğini söyledi.

Projeyi inceleyen Keskin, bisiklet yolları, seyir mekanları ve dinlenme alanlarıyla uluslararası kültür mirasının İstanbullulara kazandırılacağını vurguladı.

aydos kalesi

“İÇ VE DIŞ SUR RESTORASYONU TAMAMLANDI”

Kültür dünyasına büyük bir miras bırakacaklarını belirten Keskin, “İç ve dış sur restorasyonu tamamlandı. Burada büyük bir tarih var, İstanbul için çok kıymetlidir. Aydos Kalesi uzun yıllar kaderine terk edilmişti. Burayı yeniden canlandırıp başta halkımıza sonra kültür dünyamıza büyük bir miras bırakmak istiyoruz. Doğal zenginlikler ve çevrenin korunması çok kıymetlidir. Kurulların vermiş olduğu kararlar doğrultusunda çalışmalarımızı tamamladık. Çevre düzenlemesini bitirip, halkımızın hizmetine sunmuş olacağız. Kültür mirasına zarar vermek, restoran, kafe açmak gibi bir derdimiz hiçbir zaman olmadı. Uzun bir zamandır üzerinde çalıştığımız büyük bir projeydi, tamamlandı” dedi.aydos kalesi

RESTORSYON ÇALIŞMASININ DETAYLARI

2010 yılında bugüne tüm alanda bitki raporu hazırlanarak bitki temizliği yapıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde sur duvarları ve sur içi arkeolojik kazıları tamamlandı. Arkeolojik kazı yapılan alanlardan çıkan mimari yapıların röleve ve restorasyon projeleri hazırlanıp İstanbul 5 numaralı kültür varlıklarını koruma bölge kurulu tarafından onaylandı. Onaylanan yapıların restorasyonu bitirildi.aydos kalesi

Aydos Kalesi ile ilgili tüm çalışmalarda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili müdürlükleri ile koordineli ve iş birliği içerisinde çalışıldı.

Çalışmada oluşan maliyetin bir kısmı İstanbul Valiliği tarafından karşılandı.

 Başkan Keskin, Aydos Kalesi’nden sonra ilçede bulunan bir çocuk parkının açılışına katılarak, millet bahçesi ve mesire alanı projelerini ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.

Aydos Kalesi Ve Bir Aşk Hikayesi » Bilgiustam

Aydos Kalesinin Yapısı:

Aydos Kalesi, diğer adıyla Keçi Kalesi, Sultanbeyli ilçesindeki Aydos Tepesi’nin 325 metrelik uzantısında yer almaktadır. Aydos Kalesi’nin, Bizans İmparatorluğu’nun topraklarını yavaş yavaş kaybetmeye başladığı bir dönemde hem Osmanlılar hem de Bizanslılar için çok önemli bir yere sahip olduğu gerçeği yadsınamaz.

aydos kalesi

Kale, dış surlar temel alındığında 26.000 metrekare üzerine kurulu bir yapıdadır. Kalenin tam olarak bilinmemekle beraber 11. Yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kale ve inşa edildiği yer olan Sultanbeyli Ovası, o dönemlerde Anadolu’yu İstanbul’a bağlayan bir istasyon görevi görmekte olup konum olarak stratejik bir öneme sahiptir.

You might be interested:  Ülkemizin en popüler dalış yerleri

Aydos Kalesi iç sur ve dış sur olmak üzere iki surdan meydana gelir. İç savunma duvarında altı, dıştakinde ise yedi burcu olmak üzere toplamda 13 burçtan oluşur. İç surlar ile dış surlar arasındaki mesafe yaklaşık olarak 20 metre kadardır.

Benzeri diğer kaleler gibi Sultanbeyli bölgesine hâkim bir konumda olan kale, kaya üzerine inşa edilmiş ve kalenin yapımı sırasında yapıldığı tepenin üstü düzleştirilmiştir. Aydos Kalesi’nin doğu tarafı derin bir vadiye bakmaktadır.

Bu yönden kale’ye çıkmak çok güç olduğu için doğu kısmında burç sayısı bir adet olarak tasarlanmıştır.

Kale Kapıları: Kalede yapılan arkeolojik çalışmalarda, iç surlarda toplam üç kapı ortaya çıkartılmıştır. Güneydoğu kısmında bulunan kapının her iki yanında inşa edilen kulelerin izlerini açıkça görmek mümkündür.

Genelde kale kapılarının her iki yanında kulelerinin inşa edildiği düşünüldüğünde, bu kapının kalenin giriş kapısı olduğu tahmin edilmektedir.

Kalenin doğusunda bulunan taban kısmında mermer ve sütun kalıntılarının olduğu, geniş açıklığın ise yine kale kapılarından bir tanesinin de burada olduğu izlenimi vermektedir.

Burçlar:�Aydos Kalesi’nde yapılan yenileme çalışmalarında ortaya çıkartılan burçların yarım daire biçiminde yöresel taşlardan yapıldığı görülmektedir. Kalenin güney batısındaki burcun dış duvarında kaplama bir yapı ortaya çıkartılmıştır. Bu kaplama yapı 13-14. yüzyılın mimari stilini çok açık bir şekilde taşımaktadır.

Kalenin fethinden doğan bir aşk hikâyesi:

Kale İstanbul’un fethedilmesinden yaklaşık 125 yıl önce 1328 yılında Orhan Gazi’nin emriyle Abdurrahman Gazi ve Konur Alp komutasındaki Osmanlı Ordusu tarafından fetih edilmiştir.

Orhan Gazi tarafından görevlendirilen Abdurrahman Gazi’nin planı öncelikle Gebze kalesini fethederek Bizans’a gelen askeri yardımı kesmek ve kalenin fethedilmesini kolaylaştırmaktı. Bu amaçla ilk önce Gebze Kalesi fethedilmiş ve ardından Aydos Kalesi kuşatılmıştır.

Bu kuşatma nesiller boyu anlatılacak bir aşk hikâyesine de zemin hazırlamıştır.

Şöyle ki; Aydos Kalesi Tekfuru’nun kızı rüyasında ateşli bir kuyuya düşer. Kuyudan kendisini Osmanlı askerlerinden biri çıkarır. Tekfurun kızının rüyasında gördüğü Osmanlı askeri, Abdurrahman Gazi’dir.

aydos kalesi

Tekfurun kızı, bu rüyadan o kadar etkilenir ki kaleyi kuşatan Abdurrahman Gazi’ye yardım etmeye karar verir. Taşa sarılı bir kâğıda rüyasında Abdurrahman Gaziyi gördüğünü ve ona yardım edeceğini yazarak surların dışına atar.

Tekfurun kızının sızdırdığı bilgilere göre gece yarısı aniden kaleye baskın yapan Abdurrahman Gazi, tekfurun kızının surdan aşağıya sarkıttığı bir halat sayesinde surdan tırmanarak kale içine girer ve kale kapısını içeriden açarak kalenin fethedilmesi sağlar.

Fetihten sonra Abdurrahman Gazi Aydos Kalesi Tekfurunun kızı ile evlenmiştir. Böylece Türkler ve Rumlar arasında uzun yıllar anlatılacak olan bir aşk hikâyesi doğmuş olur.

Kale Niye Terkedildi?

Kale ele geçirildikten kısa bir süre sonra terkedilmiştir. Bunun nedeni 1337 yılında İzmit’in fethedilmesi ile birlikte Orhan Gazi Aydos Kalesi’nin yıkılarak İzmit�Kalesi’ne geçilmesini ister bu nedenle Aydos Kalesi 1337 yılında yıkılır. Yapılan kazı çalışmalarında Aydos Kalesinden günümüze Osmanlı�Dönemi’ne ait pek fazla kalıntı kalmamasının sebebi de burada yatmaktadır.

Kaynakça:

Aydos Kalesi 2010 Yılı Kazı Çalışmaları, http://www.istanbularkeoloji.gov.tr/web/41-227-1-1/…/aydos_kazisi

Yazar:Ensar Türkoğlu

"Aydos Kalesi ne şekilde fetholundu, onu anlatır"

Hikaye beni buldu. Hani bazen iyi adamlar sizi bulur veya siz onları bulursunuz, hikayeler ve içindeki kahramanlar da böyle oluyor.

  İstanbul'a Türklerin liderliğindeki ilk akının komutanı  Battal Gazi torunu Turasan Bey'i yazdığımda, aynı güzellikte bir başka kahramanlık öyküsünün beni beklediğini bilmiyordum.

Büyük Osmanlı'nın İstanbul yakınlarına ilk ayak basan komutanı kim? İstanbul'da anneler onun adıyla çocuklarını korkutup, uyuturmuş.

Turasan Bey'in kahramanlık öyküsü, İstanbul'daki kaleler ve İstanbul'un fetih serüveni üzerine daha yoğun düşünmeme neden oldu.

Acaba o dönemden sonra başka kimler fetih için İstanbul'a geldi? Bu topraklar nasıl fethedildi, hangi yiğitler bu topraklarda derin izler bıraktı? İnsan ister istemez merak ediyor.

Mesela, İstanbul'da kaç kale var, hiç merak ettiniz mi?

Osman Gazi'nin, Orhan Gazi'yi emanet ettiği alplerden biri

Geçen gün dostlarımdan biri İstanbul'a iş ziyareti vesilesiyle geldi. Dostumun zamanı dar olduğu için ben onun kaldığı muhite gittim. Salı günü Ataşehir civarındaki işlerimi bitirip dostum ile buluşacağım Sultanbeyli'ye doğru yola çıktım.

Buluşma vaktimiz olan saat 18:30'a kadar üç saatlik vakit bana kaldı. İnternette kayıtlı seyahat haritamda işaretlenmiş; fakat gitmenin nasip olmadığı Aydos Kalesi yolumun üzerindeydi ve ziyaret fırsatını kaçırmadım.

Seyyahlık öğrenilebilen meslektir diye boşuna demiyoruz. Her an yola hazırlıklı olmalı.

Güzel bir orman yürüyüşü ile Aydos Kalesi'ne kadar geldim. Tadilat nedeniyle kale içini  gezemedim;fakat yanındaki tepeye çıkarak yukarıdan kale içini ve çevresini temaşa ettim. Böylece kalenin hikayesini araştırmak vacip oldu.

Kaynaklar beni kalenin fatihine, Samandıra mevkiinde kabri bulunan Abdurrahman Gazi'ye ulaştırdı. Bir yiğit Osmanlı alpereni, Orhan Gazi'nin yoldaşı gazilerden biri.

Osman Gazi'nin, Orhan Gazi'yi emanet ettiği alplerden biri de diyebiliriz: “Osman; Samsa Çavuş, Akça Koca, ve Gazi Abdurrahman'ı Sakarya seferinde Orhan'ın yanına verdi, yarar yoldaşıdur diye” (Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye I, İş Bankası Yayınları 2009, s27)

Lideri lider yapan yanındaki yiğit vezirlerdir. Rabbim bir insanı severse işini kolay kılar, onu yiğit vezirlerle destekler. Bazen bana soruyorlar, şunu nasıl bilirsin diye.

Çevresine bakın diyorum; çevresinde yiğit iyi adamlar var ise o yanlışa bile düşse onu istikamete getirecek yiğitler yanındadır. Bir adamın yanında dalkavuk, yalaka, çıkarcı zümre çoğaldığında o adam iyi bile olsa bir süre sonra bozulacaktır.

Rabbim bizleri, yöneticilerimizi, nesillerimizi yiğit liderlerle desteklesin. Amin.

You might be interested:  İsveç gezisinde tatmanız gereken lezzetler

aydos kalesi

“Aydos Hisarı ne şekilde fetholundu, onu anlatır”

Aşık Paşazade tarihinde Aydos Kalesi'nin fethi güzel bir hikaye ile anlatılıyor. Bir kız, kale tekfurun kızı, rüyasında Peygamber Efendimizi görür.

Bir yiğit onu düştüğü çukurdan kurtarır, yıkar, temiz elbiseler giydirir ve artık o yeni biri olmuştur. Hikayede İslam ile müşerref olma ne güzel anlatılmış. Biz çocuklarımıza ve dahi kendimize hangi elbiseyi giydiyoruz.

Hepimizin tekrar tekrar arınmaya ihtiyacı var.

Gökkubbe Yayınları’nın hazırladığı Aşık Paşazade Tarihi’nin 26. bölümü, “Aydos hisarı ne şekilde feth oldu onu anlatır.” başlığı ile başlıyor. “Meğer tekfurun kızı var imiş. Bir gece Hazret-i Peygamber'i, selam onun üzerine olsun, o kız düşünde görmüş, ne görmüş? Kendisini bir derin çukura düşmüş görür.

Bu halde iken ansızın güzel yüzlü, ahlakı güzel bir kişi gelip çukurdan çıkarır. Üzerindeki giyisileri çıkarıp atar, vücudunu yıkar, sonra da ipekten elbiseler giydirir. Kız ürpererek şaşkın bir şekilde uyanıp düşünmeye başlar. Gördüğü rüyaya şaşırır, ancak düşünde gördüğü kişinin hayali kızın aklını alır.

Gece gündüz gözünden ve gönlünden gitmez olur ve hayrete düşer.

  • Onun can gözü açılıp sevgiliyi görünce
  • Hemen, gördüğü gibi varlığını dosta verdi.
  • Gönül şehrinde kalan yalnız o sevgili oldu.
  • Düşüncesi dağıldı, aklını da yele verdi.
  • Ey sevgili dostlar buna şaşırmayınız
  • Ve bunu kınamayınız, onu gören yalnız can gözü olmuştur.
  • Aşıki aşka iki hikmet verilmiştir, birisi görünen yüzü
  • Diğeri ise sevgilinin hikmetle dolu tarafıdır.

… Taş gelip Gazi Rahman'ın önüne düştü. Gazi Rahman, taş üzerine bir mektubun sarılmış olduğunu gördü…”

Kızın kale kuşatması sırasında rüyasında gördüğü yiğidi tanıması zor olmaz; çünkü bu ordunun komutanıdır.

Kız komutana bir pusula yazar, şimdilik geri çekilmelerini gece belirlenen vakitte belli sayıda yiğitle tekrar gelmesini söyler. Ve kız dediğini yapar, kale kapısı açılır, fetih gerçekleşir.

Daha sonra Orhan Gazi, bu kızı Abdurrahman Gazi ile evlendirir. Rüya tamam olur. Osmanlı da bir rüya ile başlamadı mı?

Rüya dikkatlice incelenmeli, bu dünyanın kirinden pasından arınma, İslam'la müşerref olmanın hikâyesidir. Fetih gönülleri İslam'a açmaktır, zalimin zulmünü kesip insanları adaletle yönetmektir, yeryüzünde adaletin tesis edilmesidir. Zulüm ve baskıdan kurtulan ve nasibi olan gönüller İslam'a koşacaktır.

Samandıra, Aydos Kalesi derken Üsküdar artık İslam toprağı olmuştur. Alemdar Turasan Bey'in diktiği sancak, Abdurrahman Gazi gibi yiğitler elinde tekrar yerine dikilmiş ve şehitlerin ruhu şad olmuştur.

Hangi rüyaları görüyoruz?

Tarihi böyle tematik konular üzerinden anlatmak daha kalıcı öğrenme sağlayabilir. Gençlere bu kahramanlık hikayeleri anlatılmalı; fotoromanlar, romanlar yazılmalı; diziler, filmler çekilmeli ki şükür çekiliyor. Artık Ertuğrul Gazi'yi daha iyi tanıyoruz. Oğlum isminin önüne Ertuğrul ekliyor.

Kendi değerlerimizi veremediğimiz, anlatamadığımız nesillerden yolumuzdan gitmesini bekleyemeyiz. Tarihimizi konu alan ve değerlerimize saygılı çalışmaların önemi büyük. Oğlumun kitapçı rafında Osman Gazi'yi anlatan kitap gördüğünde heyecanlanması beni mutlu ediyor.

Bu vesileyle bu tarz yapımlara emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Çıtanın yükselerek devam etmesini temenni ediyoruz. Kendi kahramanlarımız ve değerlerimiz söz konusu olunca gavurun korkması da rahatsız olması da normal.

Turasan Bey ve Abdurrahman Gazi senaryoları da hazır; biri Danişmendname digeri Aşık Paşazade Tarihi'nde.

Benim kahramanım kim? Çocuğumun kahramanı kim? Hangi rüyaları görüyoruz? Muhabbetlerimizi, gündemimizi neler şekillendiriyor? İyi adamlar defteri tutalım, nesillerimizi iyilerle ve değerlerimizle buluşturalım.

Cihad Meriç

İstanbul’un fethinin başladığı yer: Aydos Kalesi

  • Anasayfa
  • Galeri
  • Tarih
  • İstanbul'un fethinin başladığı yer: Aydos Kalesi

???? İstanbul'un en yüksek noktası, 537 metre ile Aydos Tepesi'dir. Adını ise içerisinde barındırdığı kaleden alır. Prof. Dr. Halil İnalcık Aydos Kalesi'ni “İstanbul'un fethinin başladığı yer” olarak tanımlar.

???? Keçi Kalesi olarak da bilinen Aydos Kalesi, İstanbul'u Anadolu'ya bağlayan yol üzerinde yer alır. Tarih içerisinde önemli bir rol oynayan kalenin alınması ile İstanbul'un fethine giden yolda ilk adım atılmış olur.

Dünyayı geziyoruz: En büyük 10 kale

???? İstanbul, her dönem Müslümanlar için büyük öneme sahipti. İslam'ın tarihinden ilk yıllarından itibaren Peygamber Efendimizin müjdesine nail olmak isteyen bütün Müslümanlar, yönlerini buraya çevirdi.

???? İstanbul'un fethi, diğer Müslümanlar gibi Osmanlıların da gayesi oldu ve şehre karşı ilk hareketler Aydos Kalesi'nden başladı.

İstanbul'un fethi tarihi hakkında 12 bilgi

???? Aydos Kalesi, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde 11 ve 12. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilir. O dönemde ismi “kartal” anlamına gelen “Aetos” idi. Adını üzerinde konumlandığı Aydos dağından alır.

???? Kale, dış duvarlarından itibaren 26.000 metrekarelik bir alanı kaplar. 325 metre yüksekliğinde, bulunduğu bölgeye hakim bir noktadadır. İç ve dış olmak üzere iki suru; iç savunma duvarında altı, dıştakinde ise yedi burcu bulunmaktadır.

???? Kale önemli bir stratejik konuma sahipti. İstanbul ile Anadolu'yu birbirine bağlayan bir savunma kalesiydi. Osmanlı'nın İstanbul'a gaza hareketleri başlamasıyla önemi daha da arttı.

???? 11. yüzyılda bölgeye Türklerin akını olsa da Haçlı Seferleri'nden dolayı ara verildi. 13. yüzyılın son kısımlarına gelindiğinde buraya yeniden gaza hareketleri başladı. 1326-1328 seneleri arasında Kocaeli Yarımadası'nın büyük bir bölümü Osmanlı'nın kontrolü altına girdi. Bizans ile Osmanlı arasındaki sınırda Aydos Kalesi vardı.

You might be interested:  Bu yaz tatil Çantalarında neler var?

Türkiye'nin ihtişamlı 5 tarihi kalesi

???? Âşık Paşazade Tarihi'nde anlatıldığına göre, Orhan Gazi, kalenin fethedilmesi amacıyla Abdurrahman Gazi, Akça Koca ve Konur Alp'e görev verdi. Abdurrahman Akçakoca'nın emrinde genç ve atılgan bir uç gazisiydi.

???? İlk olarak günümüzde Samandra'da Kalesi'ni fethetti. Ardından Osmanlı kuvvetleri Aydos Kalesi'ne akınlar başlattı.

???? Aydos tepede, erişilmesi oldukça güç bir kaleydi. Bizans için burası çok önemli bir bölge olduğundan, imparatorluk kaleyi savunmak için asker gönderdi. Osmanlılara karşı Bizans'ın Mesothenia valisi Kontofre ile savaştı.

Aydos Kalesi

Kalenin bulunduğu Aydos Tepesi.

Aydos Kalesi veya diğer adıyla Keçi Kalesi,[1] Türkiye'nin İstanbul ilinin Sultanbeyli ilçesindeki Aydos Tepesi'nin 325 metrelik uzantısında bulunan kale. Çevresiyle birlikte birinci derecede arkeolojik sit ilan edilmiştir.[1]

Tarihi

Kale, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde inşa edildi.[1] O zamanki adı olan “Aetos” (Αετός), Yunancada “kartal” anlamına gelmekteydi. Bu isim, günümüze kadar çok ufak değişiklikle korunmuştur.[1] 11.

yüzyılda Türklerin Konstantinopolis'e (günümüzde İstanbul) yaklaşmaları üzerine kalenin önemi arttı; ancak Haçlı Seferleri'nin başlamasıyla Türkler bölgeden ayrıldılar.[1] 13. yüzyılın sonlarında bölgede, yeniden mücadeleler baş göstermeye başladı.

[1] 1326-1328 yıllarında Kocaeli Yarımadası'nın büyük bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmişti. Bu dönemde iki devlet arasındaki sınır, Aetos-Pentikion (günümüzde Pendik) hattı üzerindeydi.[1]

Âşıkpaşazâde Tarihi'nde yer alan bilgilere göre Osmanlı Padişahı Orhan Gazi, kalenin alınması için Abdurrahman Gazi, Akça Koca ve Konur Alp'i görevlendirmişti. Önce Semendra Kalesi'ni (günümüzde Samandıra) ele geçiren Osmanlı kuvvetleri, daha sonra Aydos Kalesi'ni kuşattı.

[1] Âşıkpaşazâde'ye göre, kale tekfurunun kızı kuşatmadan önce rüyasında, yakışıklı bir kahraman gördü, sonrasında ise kendini bir çukurda buldu. Bu kahraman onu kurtardı, giysilerini çıkardı yıkadı ve kıza yeni giysiler giydirdi.

Kız, kısa süre sonra kaleyi kuşatan Osmanlıların arasında gördüğü Abdurrahman Gazi'yi rüyasındaki kahraman olarak tanıdı ve kaleyi ona teslim edeceğini yazdığı notu bir taşa sarıp askerlere fırlattı. Notta, Türklerin geri çekiliyormuş gibi yapmaları, gece geri gelmeleri ve kendisinin onları kaleye alacağı yazılıydı.

Gece olunca kız, kale bedeninden bir kement attı ve Abdurrahman Gazi buna tutunarak kalenin içine girdi. Kapıyı içeriden açmasının ardından içeri giren Osmanlı askerleriyle birlikte kale, Osmanlı egemenliğine girdi.[1] Bu hikâye daha sonraları, başka yazarlar tarafından farklı biçemlerde dile getirildi.

Neşrî'nın kaleminde yaşananlar bir aşk öyküsüne, Hoca Sadettin Efendi'nin anlatımında dinî bir öyküye dönüştü.[2] Bir versiyonda tekfur kızı, rüyasında İslam peygamberi Muhammed'i görüyordu.

[1] Sonraki yıllarda kızın rüyası; Hadidî, İbn-i Kemal, Katip Çelebi, Solakzade Mehmet Hemdemi Efendi gibi isimler tarafından, farklı şekillerde anlatılırken, Joseph von Hammer-Purgstall ve Alphonse de Lamartine de olayı kendi kitaplarına taşıdı.[2] 1558 tarihli Osmannâme'de yer alan, Arifî'nin bir minyatüründe tekfur kızı, Abdurrahman Gazi'yi uzun saç örgüsünü kaleden sarkıtarak kaleye çıkardığı tasvir edilmiştir.[2]

Fetihten sonra kaleye yerleşen Abdurrahman Gazi önderliğinde Scutari (günümüzde Üsküdar) taraflarına akınlar düzenlendi.[3] Ancak bir müddet sonra kale önemini kaybetti.

[2] Hoca Sadettin Efendi'nin Tâcü't-Tevârîh adlı eserinde İzmit'in 1337 yılındaki fethinden sonra Orhan Gazi'nin şehri çok beğendiği ve buranın yakınlarındaki Aydos Kalesi'ne artık ihtiyaç olmadığından kaleyi yıktırdığı, muhafızları ve kalenin içinde yaşayanları İzmit'e getirdiği ifade edilmektedir.[4]

Arkeolojik çalışmalar

Kale için yapılması hedeflenen rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarının ilk ayağı olan arkeoloji kazılar 13 Eylül 2010'da, Sultanbeyli Belediyesi tarafından, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan'ın başkanlığında başlatıldı.[4] Alan sorumlusu Müze Müdür Yardımcısı Gülbahar Baran Çelik tarafından yapılan kazıların ilk aşaması ise 17 Şubat 2011'de tamamlandı.[4]

Konumu ve mimari özellikleri

Dış duvarlarından itibaren 26.000 m2lik bir alanı kaplayan kale, Aydos Tepesi'nin 325 m yüksekliğindeki uzantısında yer almaktadır.[5] Kalenin imarının ilk evresinin 11.-12. yüzyılda olduğu düşünülmektedir.[4] İç ve dış olmak üzere iki suru; iç savunma duvarında altı, dıştakinde ise yedi burcu bulunmaktadır.[4]

Popüler kültüre etkileri

Kalede yapılan arkeolojik çalışmalar, danışmanlığını Halil İnalcık'ın, yönetmenliğini ise Emine Çaykara'nın yaptığı İstanbul'a Açılan Kapı: Aydos adlı belgesele konu oldu.[6]

Kaynakça

  • Yılmaz, Hayri Fehmi (Eylül 2012). “Aşka teslim olan kale: İstanbul'daki Rapunzel efsanesi”. NTV Tarih, 44. ISSN 1308-7878. 
  1. ^ a b c d e f g h i j Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 68
  2. ^ a b c d Yılmaz, Hayri Fehmi; sf.

    69

  3. ^ İnalcık, Halil. İstanbul'a Açılan Kapı: Aydos-I. Erişim tarihi: 21 Şubat 2013. 
  4. ^ a b c d e Yılmaz, Hayri Fehmi; sf. 70
  5. ^ “Aydos Kalesi 2010 yılı kazı çalışmaları”. İstanbul Arkeoloji Müzeleri.

    15 Şubat 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Şubat 2013. 

  6. ^ “Aydos Kalesi'nin tarihi anlatılıyor”. 26 Ocak 2012. 21 Şubat 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Şubat 2013. 

Konuyla ilgili yayınlar

  • İstanbul portali
  • Demir, Uğur; Mazak, Mehmet, (Edl.) (2011). Aydos Kalesi ve İstanbul'un Fethi. İstanbul: Sultanbeyli Belediyesi. ISBN 6054052330. 
  • Öztürk, Necdet (2018). “Kocaeli'nin fethinde stratejik değeri olan ve fethi aşk rüyası ile renklendirilen kale: Aydos”. Selvi, Haluk; Şirin, İbrahim; Çelik, M. Bilal; Yeşildal, Ali; Narin, Resül (Edl.). Uluslararası Orhan Gazi ve Kocaeli Tarihi-Kültürü Sempozyumu-V bildirileri (PDF). 1. İzmit: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Yayınları. ss. 315-322. ISBN 9786055116705. 

“https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Aydos_Kalesi&oldid=25565762” sayfasından alınmıştır

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *