Yunan adaları arasında kozmopolitliği ile dikkat çeken Mikonos, sardunya ve zambakların süslediği mavi pencereli ve beyaz boyalı evleriyle hafızalarda yer ediyor. Son dönemlerde sosyal medyada sık sık paylaşılması nedeniyle de gitmeyen insanlar dahi Mikonos hakkında fikir sahibi.

Pırıl pırıl berrak denizi, lüks restoranları ve gün boyu eğlencenin asla son bulmadığı beach kulüpleriyle Mikonos, 1950 yılından itibaren turistik açıdan hızla gelişmeye devam ediyor. Kendini diğer adalardan ayıran en önemli özelliği ise Ege’nin büyülü güzelliğini içinde barındıran doğası ve geleneksel mimari yapısı.

Son yıllarda Mykonos’un eğlenceli gece atmosferi, Avrupa’nın enleri arasında yerini alıyor. Ege’nin ise en hareketleri geceleri tüm yaz boyunca Mykonos’da yaşanıyor. Santorini çiftler için daha uygun bulunurken Mykonos gece hayatının hareketliliğinden olsa gerek daha çok bekar tatilciler tarafından tercih ediliyor.

Mykonos’da Nereleri Gezmeli?

Mykonos adasının 10 binlik nüfusu temmuz, ağustos aylarında 100 binin üzerine yani 10 katına çıkıyor, önceki yazılarımızdan hatırlarsanız Alaçatı için bu rakam 60 bindi. Yani Mykonos Alaçatı’dan çok daha kalabalık oluyor. Adanın bu kalabalıklığından biraz olsun uzaklaşma ihtiyacı içine girerseniz Agiou Gerasimou, Kalogera, Malamatenias, Panachrato, Andronikou gibi daha tenha sokaklara yürüyebilirsiniz.

Yürümek demişken, ada içindeki tek ulaşım aracı ayaklarınız. Caddeler oldukça dar olduğundan dolayı araç kullanmak yasak. Yalnızca plajlara ulaşım sağlamak için Fabrica adındaki terminallerden otobüsler kalkıyor.

Mykonos adası bulundurduğu 15 adet plajla birlikte tatilcilerin uğrak noktası oluyor. Bu plajlardan en çok ilgi görenler ise Malalianos ve Tourlos Plajı. Mykonos limanından kalkan kayıklarla birlikte adanın en iyi plajları olan Paradise, Super Paradise, Agrari yada Elia’ya gitmek de mümkün. Super Paradise plajının konsepti çıplaklar kampı şeklinde ve Elia plajı adanın en sonunda olduğu için diğerlerine göre en sakin plaj.

Chora

Cyclades’e özgü Kikladik mimarisiyle dar sokaklı labirentlerin, limanı beyaz bir çerçeve içine alan evlerin ve kiliselerin bulunduğu geniş bir körfez olan Chora, sokaklarındaki sanat galerileriyle, şık bar ve restoranlarıyla, butikleriyle, küçük dükkanlarıyla adının kalbi Mykonos Town olarak da anılıyor. Adanın en güzel dükkanları Matoyianni Sokağı’nda bulunuyor.

Ada mimari açıdan hızlı bir gelişim gösteriyor olması rağmen kontrol altında tutulduğu için Cyclades’e özgü mimari karakterinden ödün vermemiş.

Chora’da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında eskiden kaptanların evlerinin olduğu Little Venice bölgesi ve Mykonos’un sembolü haline gelen yel değirmenleri bulunuyor.

Paraportiani Kilisesi

İsviçreli-Fransız mimar Le Corbusier’in en güzel eserlerinden biri olarak kabul gören Church of Paraportiani, Mykonos Adası’nın fotoğraflarda en çok görünen yeri.

Kastro mahallesinin girişinde yer alan ve Meryem Ana’ya adanan Paraportiani kilisesinin yapımına 13. yüzyılda başlansa da, inşasına 17. yüzyılın sonuna dek devam edilen son derece ilginç mimari yapıya sahip 5 küçük kilisenin tamamlanmasıyla son bulmuş.

Folklor Müzesi

Paraportiani kilisesinin hemen yakınında yer alan Mikanos Folkloer Museum, tarih severler tarafından mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden. 1700’lü yıllardan kalma bir malikaneden dönüştürülen müzinin içinde 19. yüzyıla ait klasik mobilyalar, gene o yıllara ait mutfak ve yatak odası, seramik eserler ve birçok antika eşyanın yanısıra geleneksel Mikonos nakliye gemilerinin gravürleri, geleneksel müzik aletleri ve döneme ait fotoğraflar da bulunuyor.

Dünya üzerindeki en güzel gün batımlarına sahne olan Mikonos tüm bunlarla sınırlı değil, oraya kadar gitmişken mutlaka gezilmesi gereken diğer lokasyonları bir sonraki yazımızda ele alacağız.

Rotamızın günün birinde kesişmesi dileğiyle, yolunuz açık olsun.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-Mail adresime kayıt olursanız haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz.

Bir yorum bırak

Yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın