Doğa tutkunlarının mutlaka görmesi gereken ormanlık yerler

Antalya, yaz aylarında dünyanın en çok ziyaret edilen kentlerinden bir tanesi… Temiz denizi, güzel plajları, doğal güzellikleri, tarihi değerleri ve elbette hareketli gece hayatı ile haklı bir üne sahip olan bu nadide kentte özellikle de ilk defa gideceklerin mutlaka görmesi gereken pek çok ünlü yer mevcut. Bunlardan bazılarını, Antalya’da Görmeniz Gereken Tarihi Yerler ve En Güzel Antalya Plajları yazılarımızda sizler için incelemiştik.  Peki ya size Antalya’da hala çok meşhur olmayan, keşfedilmeyi bekleyen yerler olduğunu söylesek?

Bu yazıda, ülkemizin turizm cennetinin nispeten gözlerden uzak kalmış, az bilinen güzelliklerinden bahsedeceğiz. Eğer alternatif destinasyonlar ilginizi çekiyorsa, okumaya devam edin!

Uçansu Şelaleleri

Özellikle de doğal güzellikleri keşfetmeye meraklıysanız, Uçansu Şelaleleri en azından bir kere görmeniz gereken bir yer. Antalya’ya 60 km mesafedeki Akçapınar Köyü’nde bulunan bölge; temiz havası, yüzülebilen göletleri ve sunduğu görsel şölen ile doğa tutkunları için ideal. Ayrıca, doğa sporlarına meraklı olanlar için, bölgede rafting alanları da bulunmakta.

doğa tutkunlarının mutlaka görmesi gereken ormanlık yerler

Sapadere Kanyonu

Sapadere Kanyonu, Antalya’nın Alanya ilçesinde yer alıyor. Burada, küçük doğal havuzlarda serinleyebilir, ahşap yollardan yürüyerek nefes kesici şelaleleri görebilirsiniz. Yanınıza fotoğraf makinenizi almayı unutmayın!

Dipsiz Göl

Dipsiz Göl, Antalya’nın Akseki ilçesi ile Konya’nın Bozkır ilçesi sınırında yer almaktadır. Doğal ortamlarda zaman geçirmeyi seviyorsanız, sızıntılar ile beslenen ve masmavi suları her mevsim aynı seviyede kalan bu güzel gölün etrafında bir piknik yapmanızı tavsiye ederiz.

doğa tutkunlarının mutlaka görmesi gereken ormanlık yerler

Oymapınar Gölü

Listedeki diğer gölümüz ise Oymapınar Gölü… Antalya’nın Manavgat ilçesinde yer alan bu göl, huzurlu bir gün geçirmek için ideal destinasyonlar arasında. Burada güzel bir doğa yürüyüşü ya da piknik yapabilir, dilerseniz dağ gezilerine de katılabilirsiniz.

Çığlıkara Ormanları

Çığlıkara ormanları, Batı Torosların yüksekliklerinde yer alan, etrafında yerleşim bulunmayan bir alan. Sedir ağaçları arasında doğayla baş başa huzurlu bir gün geçirmek istiyorsanız, Çığlıkara Ormanlarını da değerlendirebilirsiniz.

doğa tutkunlarının mutlaka görmesi gereken ormanlık yerler

Tilkiler Mağarası

Tilkiler Mağarası, ilk defa Oymapınar Barajı çalışmaları esnasında keşfedilmiş. 7 km uzunluğundaki mağara, yeni doğal güzellikler keşfetmek isteyenlerin mutlaka gitmesi gereken yerler arasında. İçindeki sarkıt ve dikitlerle son derece etkileyici kareler sunan Tilkiler Mağarası, bir fotoğraf gezisi için de değerlendirilebilir.

İstanbul’da Gezilecek Yerler Listesi | En Güzel 210 Yer!

Şehir hakkında: Asya ile Avrupa kıtasını birbirine bağlamasıyla oldukça önemli bir konumda yer alan İstanbul, Türkiye’nin ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, eğitim, kültür ve sanat merkezidir.

Türkiye’nin göz bebeği olan İstanbul, 15,07 milyonluk nüfusuyla aynı zamanda Avrupa’daki en kalabalık şehirdir. İstanbul, eski adıyla Konstantinopolis, dünyanın en eski şehirlerinden biri olarak Roma İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyete başkentlik yapmıştır.

Dolayısıyla şehirdeki tarihi hazine oldukça fazladır. Güzelliğiyle şarkılara ve şiirlere konu olan İstanbul’da gezilecek yerler rotaları için okumaya devam!

Kaç günde gezilir: Doğal güzelliği, tarihi zenginliği ve muhteşem mimari yapılarıyla İstanbul’un gezilecek yerleri, oldukça uzun bir listeden oluşuyor. Dolayısıyla İstanbul’u tam anlamıyla gezmek için 1 hafta ayırman gerekiyor!

Gidilecek en iyi zaman: Karadeniz iklimi ile Akdeniz iklimi arasında geçiş noktasında bulunan ve dolayısıyla Ilıman bir iklime sahip olan İstanbul’a gitmek için en uygun dönem, Mayıs-Haziran ve Eylül-Ekim‘dir. Zira İstanbul bahar mevsiminde, rengarenk laleleriyle cıvıl cıvıl, rengarenk bir görüntüye bürünüyor!

Şehir içi ulaşım: Kalabalık bir şehir olan İstanbul, tüm bu insan trafiğini idare edilmek adına oldukça gelişmiş bir ulaşım ağına sahiptir. İstanbul’da şehir içi ulaşım İETT bünyesinde hizmet veren, metrobüs, tramvay, belediye otobüsü, feribot, vapur ve metrolarla sağlanmaktadır.

Bunun yanı sıra farklı Otobüs A.Ş. firması bünyesinde hizmet veren minibüs ve dolmuşlar da İstanbul’da sıklıkla kullanılan vasıtalar arasında yer almaktadır. Şehir içi ulaşımda minibüs ve dolmuşların dışında kalan bütün toplu taşıma araçlarında AKBİL de denilen ‘İstanbulkart’lar kullanılmaktadır.

Havaalanlarından İstanbul’un merkezi ilçelerine ulaşım: Bu konuyla ilgili detaylıca bilgi verdiğimiz ‘Sabiha Gökçen Ulaşım Rehberi?’ ve “İstanbul Yeni Havalimanı Ulaşım” başlıklı yazımızı okuyarak, merak ettiğin her şeyi öğrenebilirsin!

You might be interested:  2017 yılını seyahat dolu geçirmek İçin 7 tavsiye

Yapmadan dönmeyin! Eminönü’nde balık ekmek ye, Ortaköy’de kumpirin tadına bak, Vefa’da boza iç, Kadıköy’de boğa heykelini gör, Taksim’de tramvaya bin, Kapalıçarşı’da alışveriş yap, Beşiktaş Kahvaltıcılar Sokağı’nda kahvaltı yap vs… İstanbul’da yapılması gereken o kadar çok şey var ki bunları bu küçücük alana sığdırmak oldukça zor… Lakin biz bunu da düşündük ve ‘İstanbul’da Yapılacak Şeyler’ başlıklı bir yazı hazırladık. Üstelik sadece bir tık mesafesinde!

İstanbul güvenli mi? Dünya’nın birçok şehrine göre daha güvenilir olan İstanbul’da, her metropolde olduğu gibi risk taşıyan ilçeler de bulunuyor. Dolayısıyla korkmana gerek yok; fakat yine de tedbiri elden bırakmamak lazım!

Bu içeriklerde Dikaktinizi Çekebilir.

*İstanbul’da Gezilecek En Popüler Yerler

– Korular ve Ormanlar

1. Belgrad Ormanı

doğa tutkunlarının mutlaka görmesi gereken ormanlık yerler

Burası Neresi? İstanbul’un Avrupa yakasında 5400 hektar kadar geniş bir alan üzerine yayılan Belgrad Ormanı; trafiği ve kalabalık nüfusuyla ünlü bu şehrin nefes almasını sağlıyor. Ormanın adı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1521 yılında, buraya yerleştirilen Belgrad halkından geliyor.

Neden Gitmeliyim? Ormanın bir yanından tarihi bentlere; diğer yol ayrımından ise Neşet Suyu Yürüyüş Parkuru’na çıkabilirsiniz.

Burada temiz havayı teneffüs etmek her zaman çok keyifli ancak yaz döneminde ve hafta sonu tatillerinde ormanın çok kalabalık olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Ormanın içinde yemek yiyebileceğiniz ve kahvaltı edebileceğiniz küçük kafeler olmakla birlikte; piknik sepetinizi de yanınıza alarak sakin bir gün geçirebilirsiniz.

Kaçırmayın! Belgrad Ormanı’nda keyifli zaman geçirmek için; Binbaşı Çeşmesi Mesire Alanı, Mehmet Akif Ersoy Mesire Alanı, Falih Rıfkı Atay Mesire Alanı, Fatih Çeşmesi Mesire Alanı, Neşet Suyu Mesire Alanı, Kurtkemeri Mesire Alanı ve Irmak Mesire Alanı gibi çok sayıda alternatifiniz var. Tüm bu alanlar yemyeşil bir yürüyüş rotasına dahil edilebilir

Hafta Sonu Gezilerinde Tekirdağ Çevresinde Görülmesi Gereken 6 Yer

Trakya bölgesinin belki de en çok dikkat çeken illerinden bir tanesi Tekirdağ’dır. Gerek coğrafi özellikleri gerekse turistik alanları ile kendisine has bir dokusunun olduğunu söylemek gerekiyor. Güneydoğu sınırı Marmara Denizi ile çevrili olan Tekirdağ Karadeniz’le de bağlantılıdır.

Bu sebeple farklı bölgelerden Tekirdağ ve çevresine günü birlik geziler sıklıkla yapılmaktadır. İstanbul, Edirne, Kırklareli ve Çanakkale ile komşudur.  Göçler dolayısıyla ticaret bu bölgede geliştiğinden farklı kültürlerinden etkiler görülmektedir.

Tekirdağ’da hem doğal hem de kültürel miras bakımından görülmesi gereken pek çok yer bulunuyor. Hem yurt içi hem de yurtdışından pek çok turist bu bölgeye senenin belirli zamanlarında ziyarette bulunuyor. İstanbul gibi büyük şehirlerden biraz kafa dinlemek, doğa ile buluşmak adına pek çok yerli turist bu bölgeye akın ediyor.

Şimdi özellikle corona virüsünden hepimizin bunaldığı bu dönemde Tekirdağ ve çevresinde gezip görülmeye değen yerleri teker teker ele alalım…

Hora Feneri

Tekirdağ’ı ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden bir tanesi hiç şüphesiz Hora Feneri’dir. Şarköy ilçesine sadece 20 km mesafede bulunuyor. Yapımı ise 1861’e dayanıyor.

Fransız müteahhitler tarafından yapılan Hora Feneri zamanında Abdülmecit tarafından Fransa'dan özel olarak getirtilmiş malzemeler kullanılarak yapılmıştır. Bu fener geceleri Marmara Denizi'nden geçen gemilere yol göstermesi maksadıyla inşa edilmiştir.

Yüksekliği 25 metre olan fenerim deniz seviyesinden yüksekliği ise 50 metredir. İlk zamanlar fitilli gaz yağı lambası kullanılan yapıda daha sonraları elektriğe geçilmiştir. Fenerin duruşu ve manzarası hem yerli hem de yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir.

Özellikle İstanbul’a yakın olması nedeniyle bu muhteşem fenerin çok sık yurt içi ziyaretçisi olmaktadır. İlk kurulduğundan bu yana tek bir aile tarafından çalıştırılmakta olan fener günümüzde ziyarete kapatılmış durumdadır. Ancak elbette fenerin manzarası görülmeye değerdir.

Fenerin kendi etrafında tam olarak bir dönüşü 20 saniyede tamamlanmaktadır. Bu dönüşler esnasında ise dört kez ışık ikazı yanmaktadır. Bu meşhur fener ayrıca pek çok film ve diziye de konu olmuştur.

İstanbul’a yakın olması ve doğal güzellikleri barındırması sebebi ile yapımcılar bu bölgeye akın etmektedir.  Hora Feneri, karşıdan bakıldığında yüksek bir tepede konumlanmaktadır. Tıpkı diğer fenerler gibi Osmanlı döneminde kaptanların seyir rotası bu fener ile belirlenmekteydi.

Günümüzde de hala kaptanlar için bir yön belirleyicidir. Fener 150 yıldır hala ayakta durmaktadır. Hoşköy mahallesine ise farklı bir hava kazandırmaktadır. Hoşköy mahallesi özellikle sakin ve huzurlu bir tatil arayanlar için en ideal yerlerden birisidir.

Belde olarak da ülkemizdeki en çok rağbet gören ve öne çıkan beldelerden bir tanesi olarak bilinmektedir.

Şarköy Sahili

Yaz mevsiminin en çok ilgi gören bölgelerinden bir tanesi de Şarköy Sahili oluyor. Marmara Bölgesi’nde denize girmek isteyenlerin en sık uğrak noktalarından bir tanesi olarak biliniyor.

Hem denizi hem sahili hem de gece hayatı olarak Şarköy ziyaretçilerini oldukça memnun eden bir yer. Ayrıca yamaç paraşütü ve rüzgâr sörfü gibi sporlara da imkân tanıyor. Şarköy’de Akdeniz ve Karadeniz iklim tipi görülmektedir.

Yazları oldukça sıcak ve kurak geçerken kışlar serin olmaktadır.  

Denizi oldukça temiz olmakla beraber tesisleri ve gezilip, görülecek yerleri ile Trakya’nın en gözde bölgelerinden bir tanesi oluyor. Ziyaretçiler için pek çok konaklama seçeneği de mevcut. Lüks otellerin yanı sıra nispeten daha uygun olan hostel ve pansiyonlar da hizmet veriyor. Son yıllarda iyice gelişen Şarköy ilkbahar ve yaz aylarında yoğun ziyaretçi akınına uğruyor.

You might be interested:  Uluslararası İstanbul bienali

Uçmakdere

Ganos Dağları eteklerinde yapılacak 20 km’lik bir yolculuk ile ulaşılan Uçmakdere özellikle yamaç paraşütü tutkunlarının bir numaralı uğrak noktalarından. Uçmakdere’ye varmak için Kumbağ üzerinden Ganos Dağları eteklerine ulaşmak gerekiyor. Bu yolculuk sırasında muhteşem manzaranın tadını çıkarmak da mümkün oluyor.

Özellikle Marmara Denizi’ne yukarıdan bakmak mutlaka deneyimlenmesi gereken bir tecrübe. Yollar bol dönemeçli olmakla birlikte yol boyunca Marmara adası ve Hayırsız ada ile karşılaşmak mümkün oluyor.

Özel aracınızla bölgeye ulaşabileceğiniz gibi araç kiralayarak ya da otobüs firmalarından bir tanesi ile de seyahat etmeniz mümkündür.

Hem maviye hem de yeşile doyabileceğiniz bu yer sizlere adeta sadece resimlerde görebileceğiniz bir manzarayı sunuyor. Eğer yamaç paraşütü tutkunuysanız ya da yamaç paraşütüne yeni başlamak istiyorsanız buradaki yamaç paraşütü kulübünden destek alabilirsiniz.

Paraşütün iniş alanında göz dolduran bir sahil şeridi mevcut. Eğer konaklamak isterseniz burada Marmara Adası manzaralı kamplarda konaklamanız mümkün. Köy ise adeta yeşil vadinin içerisinde gizlenmiş bir şekilde duruyor.

Denizi ile yeşili ile turistlerin en çok ilgi gösterdiği bölgelerden bir tanesi.

Uçmakdere’ye ziyarete gelenler karşılaştıkları doğal güzellik ile büyüleniyor. Ganos Dağları'nın yeşili ve Marmara Denizi'nin mavisini bir arada görmeye değer.

Yürüyüş yapma ya da paraşütle gökyüzünde buluşmak isteyenlerin en sık uğradığı yerlerin başında geliyor. Doğa ile buluşmuşken meşhur organik kahvaltının da tadına bakmak gerekiyor.

Sabahları organik ürünlerle kahvaltı sunan pek çok işletme bulunuyor. İl merkezine yakın oluşu ise bu yeri daha cazip bir hale getiriyor.

Kumbağ

Çam ormanları ile deniz manzarasını buluşturan Kumbağ, Tekirdağ’ın en çok rağbet gören bölgelerinden bir tanesidir. Antik dönem liman yerleşimlerinden Barbaros ile komşu durumdadır. Trakya bölgesindeki ziyaretçiler genellikle bu güzergâhtan Kumbağ’a ulaşmaktadırlar. Şarköy üzerinden sahil yolu kullanılarak da bölgeye varmak mümkündür.

Rumların zamanında bölgenin adı Kumbos idi. Ancak sonrasında Müslüman halkın yoğunluğu ile ismi Kumbağ olarak değiştirilmiştir. Bölgede tarımcılık, bağcılık, meyvecilik meşhurdur. Kumbağ yaz turizmi açısından oldukça renklidir. Deniz, kum ve güneş üçlüsü turistlerin beklentilerini boşa çıkarmamaktadır. Ayrıca Kumbağ’da gece hayatı da oldukça hızlıdır.

Pek çok kafe, bar ve restoran mevcuttur. Kumbağ’a uğrayanlar oldukça memnun bir şekilde ayrılmaktadırlar. Kumbağ’ın turizmi bir gelir kapısı olarak görmeye başlaması ise 15-20 yıllık bir döneme yayılıyor. Bu duruma beldede yer alan tesislerin artışı önemli bir yer tutuyor.

Sürekli olarak artan konaklama ve tesis alanları ile Kumbağ dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.

Yaz aylarının yanı sıra özellikle hafta sonu gezisine çıkanlar için en ideal uğrak yerlerdendir. Marmara kıyıları ile Ekinlik ve Avşa Adaları, Marmara Adası ile karşı kıyıdaki Kapıdağ Yarımadası’nın manzaraları görülesidir. Rumlar döneminden kalan özgün mimarilerden pek eser kalmamış olsa da ara sokaklarda birtakım yapılar dikkat çekmektedir.

Özellikle Rumlardan kalma taş şaraphane binası mutlaka ziyaret edilmelidir. Bölge doğa yürüyüşü ve fotoğraf tutkunları için biçilmiş kaftandır. Merkezden başlayarak Ganos Dağları’nın sırtları boyunca yapılan doğa yürüyüşleri meşhurdur. Bu doğa yürüyüşleri Yeniköy’de noktalanırdı. Yeniköy ise Tekirdağ’da turizm açısından hareketli bir diğer bölge konumunda.

Özellikle yamaç paraşütçülerinin sıklıkla uğradığı yerlerden. Yamaç paraşütü yapmak isteyenler Yeniköy’e mutlaka uğramalılar. Kumbağ’ın hemen dibindeki Naip Köyü ise geleneksel Kiraz Festivali’ne ev sahipliği yapmaktadır. Bölgeye gelenler bu köyü ziyaret ederek kiraz bahçelerini dolaşıyor ve kır bahçelerinde bölgeye özgü lezzetlerden tadabiliyor.

Bölgenin ayrıca kuzu-oğlak çevirmesi de meşhurdur.

Çamlıköy Kastro Plajı

Tekirdağ, Saray ilçesinde yer alan Çamlıköy, Karadeniz kıyılarında bulunur. Çamlıköy özellikle Tekirdağ ve çevresinde denize girmek isteyenler için en ideal alternatiflerden bir tanesi. Hem yemyeşil Karadeniz ormanlarını hem de gölü ile tatilcilerin en sık uğrak noktalarından oluyor. Tabiat parkı ile birlikte geniş bir plaja da sahip.

İlk zamanlar plajın adı Kastro idi ancak günümüzde Çamlıköy Plajı olarak bilinmektedir. Bir tarafında göz alabildiğine geniş ağaçlık alan diğer tarafta ise berrak renkli bir göl bulunuyor. Plaj, Saray ilçesine 15 km’lik bir mesafede yer alıyor. Yani ulaşım oldukça kolay. Bölgeye kendi aracınızla ulaşabileceğiniz gibi otobüslerle de ulaşım mümkündür.

Bölgede piknik yapmak isteyenler için piknik alanı bulunuyor. Konaklamak isteyenler için ise bölgede pek çok alternatif konaklama seçeneği bulunuyor. Aşırı kalabalık görülmediğinden özellikle sakin ve doğa ile baş başa kalacak bir yer arayanlar için en ideal alanlardan bir tanesi. Kamp tutkunları için ise çadırlarını kurabilecekleri kamp alanları yer alıyor.

Kastro bölgesini ziyaret etmek için en ideal aylar Mayıs ve Eylül ayları olarak lanse ediliyor. Özellikle Eylül ayında kumsalda yetişen kum zambaklarını da görmek mümkün oluyor. Zaten bu dönemde gidildiğinde kumsalda kokusunu duymamak elde olmuyor. Kastro Plajı ortamala 2500 metre boyunca uzanmaktadır. Tekirdağ ile Karadeniz’in tek kıyısı da yine burasıdır.

Çilingöz ve Kıyıköy arasında bulunmaktadır. İstanbul ile Kastro arası ise 160 km mesafededir.

You might be interested:  Cappadox: bambaşka bir kapadokya deneyimi

Kastro’da yapılabilecek pek çok şey bulunuyor. Yüzmek, balık tutmak, piknik yapmak, deniz bisikletine binmek ya da ormanda yürüyüş yapmak gibi. Hemen herkesin zevkine hitap edecek bir aktivite bulmak mümkündür. Karadeniz suları biraz tekinsiz olduğundan yüzmek isteyenlerin cankurtaranın olup olmadığını kontrol etmesi önerilmektedir.

Ormanda yürüyüş esnasında kaybolmamak adına bölgeyi bilen biri ile yürüyüşe çıkılması tavsiye edilmektedir. Bahçeköy deresinden ormanın derinliklerine doğru deniz bisikleti kiralayarak gezmek mümkün. Deniz bisikleti ile yapılacak keyifli yolculukta deniz kaplumbağalarına rastlamak da mümkün oluyor.

Bahçeköy deresi Tekirdağ ve Kırklareli sınırını da oluşturması ile biliniyor.

Çorlu Kalesi

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bulunan Çorlu Kalesi’nin VI. Yüzyıldan günümüze kadar geldiği düşünülmektedir. Kale, Bizans döneminde yapılmış olmakla beraber hem batı hem de doğu yakası dere yatakları ile çevrelenmiştir. Kalenin sur duvarları yuvarlak kuleler ile desteklenmiştir. Temeli ise kesme taşlarla oturtulmuştur.

Tarihi eser olarak kalenin tescili 19 Ekim 1990 yılında Edirne Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun kararıyla olmuştur. Bu tarihte ikinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. Ancak 1993 yılında yeniden değerlendirilmiş ve birinci derece arkeolojik sit alanı olarak ilan edilerek kazı ve çalışmalara yasak getirilmiştir.

Yapılan çalışmalar kalenin 3 bin yıllık bir tarihini gözler önüne sermektedir.

Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun önemli askeri merkezlerinden biri olduğu bilinmektedir. Hem İstanbul’u korumak hem de Trakya’nın kontrolünü sağlamak amacı ile merkezi bir yere konumlanmıştır.

Kale, Trakya’da Roma İmparatorluğu tarafından yapılan kale ve sur sisteminin bir parçasıydı. Osmanlı devletinin kuşatmasından sonra ise 1. Murat tarafından yıktırılmıştır. Kalenin yeniden Bizans imparatorluğu tarafına geçmesini engellemek adına her bir alanı özellikle yıkılmıştır.

Kale, Tekirdağ bölgesini ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden bir tanesi.

Ölmeden Önce Mutlaka Görmeniz Gereken Türkiye’deki Muhteşem Doğal Güzellikler

 1,435 Görüntülenme

Türkiye’deki muhteşem doğal güzellikler hem yabancılardan hem de ülkemiz insanından yakın ilgi görüyor. Bu nedenle de çok sayıda yerli ve yabancı turist doğal güzelliklerimizi görmek amacıyla yollara düşüyor.

Ancak öyle muhteşem doğal güzellikler var ki, herkesin ölmeden önce mutlaka bu güzellikleri görmesi gerekiyor. Biz de nesosyal.com olarak mutlaka görülmesi gereken 10 muhteşem doğal güzelliği listeledik.

İşte Türkiye’deki muhteşem doğal güzellikler.

1. Camili Efeler Tabiat Koruma Alanı – Artvin/Borçka

Camili Efeler Tabiat Parkı, Türkiye’deki muhteşem doğa güzellikler içinde aslında az bilinenlerinden biri. Efeler Köyü sınırları içerisindeki ormanlık alan, sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en değerli ekosistemleri arasında gösteriliyor. Ayrıca bu doğa harikası, yağış ve nem bakımından yağmur ormanı özelliği gösteriyor. Bu doğa harikasının derin vadilerinde yeşilin her tonunun tadını çıkarabilirsiniz.

2. Narman Peribacaları – Erzurum

Erzurum’un Narman ve Pasinler ilçelerini birbirine bağlayan yolun 7. kilometresindeki 6 bin hektarlık alana odaklanmayı tercih eden gezginler, kızıl renkli peribacalarını detaylıca inceleme fırsatına erişiyor.

3. Şehriban Kanyonu – Kastamonu

1997 yılında keşfedilen kanyon, dik yamaçları sayesinde deneyimli doğa tutkunlarının hemen radarına girmiş durumda. Kaya oluşumları gerçekten de büyüleyici görüntülerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

4. Kovada Gölü – Isparta/Eğirdir

Eğirdir Gölü‘nün de bulunduğu Eğirdir ilçe merkezine 29 kilometre uzaklıktaki göl etrafında kuş gözlemi, tırmanış, manzara seyretme ve kampçılık gibi aktivitelerle keyifli zaman geçirebilirsiniz. Hatta parkurları kullanıp, uzun bisiklet gezintilerine çıkabilirsiniz.

5. Akgöl – Sinop/Ayancık

İki çayın birleştirilmesi ile oluşmuş bir gölet olan Akçay’da gölün bulunduğu yaylada doğa yürüyüşü, piknik, bitki ve hayvan gözlemi gibi aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz. Hatta ışık kirliliği az olduğu için astrofotoğrafçılık aktiviteleri de gerçekleştirebilirsiniz.

6. Boraboy Gölü Tabiat Parkı – Amasya/Taşova

Taşova ilçesine 22 kilometre uzaklıktaki Boraboy Tabiat Parkı’nda eşsiz bir manzara sizleri bekliyor. Park, doğa fotoğrafçılığı açısından bölgedeki en güzel yerler arasında başı çekiyor. Tabii bir de işin canlı çeşitliliği boyutu bulunuyor.

7. Nadire Kanyonu – Karaman/Ermenek

Son yıllarda doğa tutkunlarının gözdesi olan kanyon, Toroslar’ın sarp yamaçları arasında bulunuyor. Fariske Çayı’nın hayat kattığı kanyon, belediye gözetiminde sefer yapan teknelerle gezilebiliyor.

8. Karacabey Longoz Ormanları – Bursa/Karacabey

İğneada ve Sakarya’nın ardından ülkemizin bir başka longoz ormanı da Karacabey’de bulunuyor. Maliç Deresi tarafından beslenen orman, yapısı itibarıyla eşsiz manzaralar yakalamak isteyen amatör ve profesyonel fotoğrafçıları kendisine çekiyor.

9. Dupnisa Mağarası – Kırklareli

Dört milyon yıldır gelişimini devam ettiren bir üçlü sistem olan Dupnisa’da farklı kaya oluşumlarına ek olarak bir yer altı nehri ile kimisinin derinliği 2 metreyi geçen göller bulunuyor. Gittiğinize asla pişman olmayacaksınız.

10. Ağlayan Mağara – İzmir/Dikili

Dikili’ye bağlı Nebiler Köyü’ndeki Âşıklar Şelalesi’ne yakın konumdaki mağara, adını yerel halk arasında yıllar içerisinde yaygınlaşmış bir hikayeden alıyor. Yeraltı oluşumunun 75 metrelik kısmı rahatlıkla gezilebiliyor.  

Kaynak: neredekal.com

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *