Bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

1-Türkiye’yi ya da herhangi bir başka ülkeyi boydan boya araba sürerek gez.2-Semtinde kurulan bütün pazarları sırayla gez. Mümkün olan her şeyi kıyasla: Hangisinde organik yumurta daha ucuz, kimin domatesi daha lezzetli…3- Bir sahafa girip en az 50 yıl önce basılmış bir kitap/dergi al. Kendine aromalı bir çay ya da özel bir kahve yapıp bütün pazar sayfalarında kaybol. 4- Bir yakınından sana hayatının şakasını hazırlamasını iste. Süre sınırı koyma ama en fazla beş yıl sonra affet.5-Gece kafanı kaldır ve uzun uzun aya bak. Ve ona senden önce kimlerin baktığını düşün: Nazım Hikmet, Sezen Aksu, Naim Süleymanoğlu…

6- Bu sırrını saklayacak biriyle ıssız bir ormanda ya da bir dağ başında yarım saat boyunca avazın çıktığı kadar bağırarak ya da şarkı söyleyerek rahatla. Bir TV programında anlatmıştı; Perran Kutman Belgrad Ormanı’nı tercih ediyormuş.

7-“Tek başına, hiç plan yapmadan, bilmediğin uzak bir ülkeye git.”

bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

Oyuncu Gonca Vuslateri

8- Kötü giden bir işyerinden ayrıl. Eğer sen ayrılmadan onlar seni kovarsa, patronuna gülerek teşekkür et.9- “Okudum” deyip okumadığın, “İzledim” deyip izlemediğin kitap/filmlerden birini seç ve oku/seyret. Ama ‘Aşkı Memnu’ olmasın.10-Bir gece dışarıda uyu. Çadırsız, tentesiz. Kuzey ışıklarının altında yahut çöl safarisinde. Çok mu pahalı? En yakın ve güvenli plajdaki bir şezlong da olur.

11- Bir keçiyle gireceğin kararlılık savaşından muzaffer çık ve kovayı devirmeden onun sütünü sağ.

12-Yazın ateşböceği avına çık. Bir düzine olunca hepsini sal.

13-Çok yüksek olmayan bir teknenin güvertesinden Ege’nin masmavi sularına atla. Mutlaka resim çektir.14- Bir yavru şempanzeye, papağana ya da köpeğe bir numara öğret. Unutmayacağından emin olmak için onu mutlu edip ödüllendir.

bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

15- “Oğlum-kızım oldu” gibi bir mazerete ihtiyaç yok. Küçük-büyük fark etmez. Bir mekândaki tanıdık-tanımadık herkese bir şey ısmarla. Bak nasıl sosyalleşiyorsun.

 16- “Nobel alsın almasın, al eline kalemi, arkanda bir roman bırak.”

bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

Yönetmen Onur Ünlü

 17- Bir denizkaplumbağasıyla birlikte yüz. Haziran-eylül arası bir Caretta caretta’ya rastlama ihtimalinin çok yüksek olduğu Dalyan İztuzu Plajı’na merkezdeki PTT’den kalkan dolmuşlarla 20, küçük nehir tekneleriyle yarım saatte ulaşabilirsin. 18- Senin için değerli olan bir şeyi göm. Yerinin haritasını yap ve sonraki kuşaklara bir sürpriz bırak.

19-Gizemli bir yeri ziyaret et. Mesela Romanya’da Drakula’nın şatosu. Yahut Mersin’deki Yedi Uyurlar Mağarası…

20- Aynı listeyi senden 20 yaş genç ve 20 yaş yaşlı insanlar için yap.21-Eski Türk filmlerini tekrar tekrar izlemekten mutlu oluyorsan, üstelik de Yeşiçam artisti değilsen, o havayı biraz solumak için, Taksim’de oyuncuların hâlâ gittiği Çiçek Bar’da kendine bir akşamüstü birası/kahvesi ısmarla. (0543) 317 12 2722-  “Kutupta, yüzlerce yıllık buzullardan kopardığın parçalarla kokteyl hazırla.”

Doğa yazarı Yücel Sönmez

Çocuğum Nasılsa Uzar Diye Zaman Kaybetmeyin | Yeditepe Üniversitesi Hastanesi

Çocuğum Nasılsa Uzar Diye Zaman Kaybetmeyin

bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

Mutlu Çocuk Sağlıklı Büyür!

Çocukların büyüme seyirlerinin sağlıklı olup olmadığı, ebeveynlerin en çok merak ettiği konuların başında geliyor.

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı ilk bir yaş ve ergenlik döneminin büyümenin en hızlı olduğu ve arttığı dönemler olduğunu belirtti.

Özellikle, boyu kısa olan çocuklar için ‘ergenlikte nasılsa uzar!’ diye zaman yitirmemek ve büyümeyle ilgili bir şüphe oluşması halinde hekime başvurmak gerektiğine işaret etti.

Fiziksel büyüme, anne karnından başlayan ve kemiklerdeki büyüme plaklarının kapandığı döneme kadar devam eden bir süreç olarak gösteriliyor. Normal büyüme için sağlıklı ve mutlu olmak, doğru beslenmek ve normal hormon dengesine sahip olmak gerekiyor. Bu etkenlerden herhangi birinde problem olması durumunda yetersiz büyüme görülüyor.

Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı, beslenme yetersizlikleri, kronik hastalıklar, büyüme hormonu ve tiroid hormonunda eksiklikler gibi sorunların da çocuklarda büyüme eksikliğine neden olduğunu söyledi.

İlk Bir Yıl Önemli

Yaşamın ilk yılının büyümenin en hızlı dönemi olduğunu belirten uzmanımız, “Bu dönem bebeğin boyu 25 cm kadar uzar, ağırlığı da yaklaşık olarak üçe katlanır. Bir yaşından sonra büyüme yavaşlar ve iki yaşından sonra da nispeten sabit bir hızla devam eder” diye konuştu.

Her çocuğun boyunun yaşıtından farklı olsa da, belli bir istikrarla büyüyen çocukların normal olarak kabul edildiğini söyleyen Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı  sözlerine şöyle devam etti: “Sabit büyüme dönemi ergenliğin başına kadar devam eder. 10-12 yaş dönemine gelene kadar erkekler ve kızlar neredeyse aynı oranda büyür.

Ergenlik dönemine girişle birlikte büyüme hızlanır. Bu durum kızlarda erkeklerden daha önce olur. Ergenliğin ilk belirtileri kızlarda ortalama 10 yaş, erkeklerde ise 11 yaş civarında ortaya çıkmaya başlar. Ancak bu belirtilerin de her çocukta farklı olabileceği unutulmamalı.

Ergenlik erken veya geç başlayabilir, genellikle de anne veya baba özelliklerine benzer özellik gösterir.”

Kontroller Ergenlik Bitmeden Yapılmalı

Hormonlar, genetik ve çevresel faktörler gibi birçok unsur büyümeyi etkileyebiliyor. Aileler, çocukların düzenli ve yeterli uyumalarına, dengeli beslenmelerine ve düzenli sıçrama-zıplama egzersizlerine dikkat ederek değiştirilebilir çevresel faktörlere müdahale edebilir ve çocuklarının büyüme sürecine olumlu etki sağlayabilirler.

 Boyu kısa olan çocuklar için ailelerin çoğunlukla ‘ergenlikte nasılsa uzar, boy atar’ diye düşündüklerini ve bu nedenle hekime geç başvurduklarını söyleyen Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı, “Kemikteki büyüme plakları ergenlik bitince kapandığından, böyle bir durumda tedavi edilecek bir sorun olsa bile maalesef boy uzamasına müdahale edemiyoruz” diye konuştu.

You might be interested:  Kaliteli Şarabın İstanbuldaki 10 adresi

Kronik Hastalıklar Büyümeyi Etkileyebiliyor

Son yıllarda çocuklarda da artış gösteren kronik hastalıkların da büyüme sürecini olumsuz etkileyebildiğini anlatan Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı şu bilgileri verdi:

“Büyüme hormonu, kortizol, ergenlik hormonları (östrojen ve testosteron), tiroid hormonları gibi hormonların eksikliği veya fazlalığı büyümeyi direk etkiler. Bununla birlikte, çocuklarda diyabet, böbrek yetmezliği gibi farklı kronik hastalıkların kontrol edilememesi durumunda da çocukta büyüme sorunlarıyla karşılaşılabiliyor.”

Büyüme Geriliği Nasıl Teşhis Edilir?

Büyüme geriliğinin olup olmadığı büyüme eğrilerine bakarak karar veriliyor. Eğrideki sapma veya en alttaki 3.

persantilin altında bir boya sahip olma durumuna büyüme geriliği tanısının konduğunu belirten Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı,  “Tedavi yaklaşımı altta yatan sebebe göre değişir.

Çünkü sadece hormonal problemler değil böbrek, karaciğer, kalp gibi birçok organa bağlı hastalıklarda da ilk belirti olarak büyüme geriliği gözlenebiliyor. Bu nedenle büyüme geriliği olan çocukların çok ayrıntılı şekilde incelenmesi önem taşır” diye konuştu.

bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

Ailesel Boy Kısalığı Büyüme Geriliği Değildir

Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı, ailesel boy kısalığının tıbbi olarak patolojik kabul edilen bir durum olmadığını, normalin yansıması olduğunu söyleyerek “Ancak bu tanıyı söyleyebilmek için önce boy kısalığının altta yatan bir sebebe bağlı olmadığından emin olmak gerekir yani tüm tetkikler yapıldıktan sonra ailevi diyebiliriz” dedi.

Her çocuğun anne ve babasının boyuna göre tahmini bir boy hedef aralığı olduğunu hatırlatan Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı,  sözlerine şöyle devam etti: “Çocukların yaklaşık yüzde 70-75’i bu aralığı yakalar. Ancak bazı çocuklar altta bir problem olmadan da beklenen boydan daha uzun veya daha kısa olabilir.

İşte bu noktada genetik alt yapı önem taşır. Çocuklar akrabaları arasındaki uzun boylu veya kısa boylu bir kişiye çekebilse de bu durumlarda nadir de olsa altta bir problem olabiliyor.

Bu nedenle normal eğrisinin dışında veya anne-babasına göre beklenen boyun dışında olan çocukların en azından bir kez çocuk endokrinoloji hekimlerine görünmeleri önemlidir.”

Ebeveynler İçin Öneriler…

Çocuklarının normal büyümesini sağlamak isteyen ebeveynlerin dikkat edilmesi gerekenler konusunda Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı şunları anlattı: “Çocuklar ağır travmatik stresten uzak tutulmalı. İkincisi ise erken ve yeterli süre uyku çok önemli.

Ve tabi düzenli ve dengeli beslenmeye özellikle süt ve süt ürünlerine dikkat edilmeli.

Boyu daha uzun yapmak açısından bilimsel olarak kanıtlanmış tek şey ise düzenli egzersiz… Voleybol ve basketbol gibi sıçrayıcı-zıplayıcı egzersizleri, vücudu geren jimnastik egzersizleri ne kadar düzenli ve ne kadar sık yapılırsa boya katlısı o kadar fazla olmaktadır.”

Basın Yansımaları: mynet.com | milliyet.com | star.com | sabah.com | hurriyetaile.com | cnnturk.com | ntv.com

 Kullanıcılar bunları da aradı:

Yayın Tarihi : 01/04/2021

7 grafikte, iklim krizinin neresindeyiz? – BBC News Türkçe

17 Ocak 2020

bir kere gelinen hayatta en az 1 kere yapılması gereken Şeyler

Kaynak, Getty Images

İklim değişikliğinin dünyada çok büyük değişikliklere yol açması kaçınılmaz.

Deniz seviyesi yükselebilir, gıda üretimi azalabilir ve bazı canlı türlerinin soyu tükenebilir.

Birleşmiş Milletler dünyanın, iklim değişikliğini, sanayi üretimine geçilmeden önceki dönemin ortalama sıcaklıklarının 1,5 santigrad derece üzeri ile sınırlaması gerektiğini söylüyor.

Fakat bilim insanları ısı artışını bu düzeyde tutabilmek için insanlığın, toplumsal yaşamın her alanında çok hızlı, çok kapsamlı ve daha önce örneği görülmemiş değişiklikler yapması gerektiği uyarısında bulunuyorlar.

Öyleyse, dünya ne ölçüde ısınıyor ve ne yapabiliriz?

1. Dünyanın iklimi bir süredir ısınıyor

Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) raporuna göre gezegenimiz şu anda yaygın sanayileşme dönemi öncesindeki sıcaklık ortalamasından 1 santigrad derece daha sıcak.

Birbirinden bağımsız beş ayrı kurum tarafından tutulan küresel sıcaklık kayıtlarına göre, 2018 yılının ilk 10 ayında ortalama küresel ısı, 1850-1900 yılları arasındaki ortalama ısının yaklaşık 1 derece (0.98) üzerindeydi.

2019'da kırılan sıcaklık rekorları

  • En sıcak 10 yıl
  • En soğuk 10 yıl
  • 20. yüzyılda ortalama ısı
  • Daha sıcak
  • Daha soğuk
  1. 1
  2. 2
  3. 3
  4. 4
  5. 5
  6. 6
  7. 7
  8. 8
  9. 9
  10. 10
  11. 11
  12. 12

Kaynak: ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi

Dünya Meteoroloji Örgütü'ne göre sıcaklık ölçümlerinin başladığı yıllardan bu zamana, gezegenin en sıcak yılları son 22 yılda yaşanmış ve ilk dört sırada da 2015 ile 2018 arasındaki yıllar var.

Bu eğilim aynı şekilde devam edecek olursa 2100 yılına gelindiğinde dünyada ortalama yıllık sıcaklık 3 ila 5 santigrad artabilir.

Çocuklar için Şimdiden Yakalamamız Gereken Beş Fırsat

COVID-19, yaşadığımız süre içinde tanık olduğumuz gerçek anlamdaki ilk küresel kriz. Bulunduğumuz yerden bağımsız olarak, küresel salgın herkesi, en fazla da çocukları etkiliyor.

Milyonlarca kişi, sırf yoksul bir ailede doğdukları için ya da kökenleri, dinleri ya da ırkları nedeniyle temel sağlık, eğitim ve koruma hizmetlerinden mahrum kalıyor. COVID-19 ise, bu eşitsizlik uçurumunu daha da büyüttü.

Bu nedenle küresel salgının sosyal, ekonomik ve sağlık konusundaki etkileri uzun yıllar boyunca yankılanmaya devam edecek.

Zaman bu zorluklar yüzünden yılma zamanı değil. UNICEF’in 75. yıldönümünü kutladığımız bu günlerde, bu kuruluşun 2. Dünya Savaşının hemen sonrasında, başka bir tarihi krizin tam ortasında kurulduğunu hatırlıyoruz.

O tarihte, savaşın harap ettiği bir dünyada çocukların karşı karşıya kaldığı sorunların büyüklüğünden yılmak da kolaya kaçmak olurdu. Ama nelerin mümkün olabileceğini yeniden hayal ettik. Dünya çapında yeni sağlık ve refah sistemleri kurduk.

Çiçek ve çocuk felcini hastalığını yenebildik. Birleşmiş Milletleri kurduk.

Tarih bize bir kez daha sesleniyor. Dünya savaşlarından küresel salgınlara kadar daha önceki büyük çaplı krizlerde liderler; barışı tesis etmek, toparlanmak ve dünyayı yeniden inşa etmek amacıyla bir araya gelerek antlaşmalar yapmış, işbirliği içinde hareket etmişlerdir.

Çocuklarımızı korumak için tüm dünyayı kapsayacak somut bir plan geliştirmeliyiz. Gelecek nesiller için sağlık ve eğitime yatırım yapmalı, tüm çocukların erişebileceği daha dayanıklı sistemler ve hizmetler sunmalı ve bütçe kısıtlamaları ile ekonomik gerilemenin çocukları etkilememesi için çalışmalıyız.

Dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldığı zorlukların boyutlarını biliyoruz. Geçmiş tecrübelerimize dayanarak, ortaklık ve dayanışma içinde ilerleyebilir, güvenli bir gelecek inşa edebiliriz.

Fakat bu, her şeyin eski haline dönmesi ile ilgili bir girişim değil. Çünkü dünya genelinde yüz milyonlarca çocuk için salgın öncesi “normal” de yeterince iyi değildi.

You might be interested:  Mudanya yenikapı feribot seferleri

Bu yazıda COVID-19 küresel salgınının dünya çocukları için sunduğu beş fırsat ele alınıyor. Ayrıca gençler için daha iyi bir geleceği nasıl yeniden hayal edebileceğimize dair beş derse yer veriliyor.

1: AŞILARIN işe yaraması için güven tesis etmeliyiz

“Giderek artan aşı karşıtı söylemler, bizleri içinde bulunduğumuz günde ve çağda aslında tamamen yok edilmiş olması gereken ölümcül hastalıklara karşı riske maruz bırakmakta. Hiç kimse, aşıların emniyetli bir şekilde önleyebileceği hastalıklardan dolayı mağdur olmamalıdır.” Ridhi, Tayland

Tarih ve bilim, bize bu virüsü sona erdirmek, hayatlarımızı ve geçim kaynaklarımızı tekrar inşa etmek konusunda en iyi umut kaynağının aşı olduğunu söylüyor.

Yine de Ridhi’nin bizlere hatırlattığı üzere, COVID-19 aşılarının bu aşılara ihtiyaç duyan herkese ulaşamayacağı riskigerçek bir risk.

Aşı konusundaki tereddütlerin, COVID-19'u yenme kabiliyetimiz üzerinde derin bir etkisi olacaktır. 27 ülkeden yaklaşık 20.

000 yetişkin ile yapılan bir çalışmaya göre, bu kişilerin yaklaşık dörtte biri COVID-19 aşısı yaptırmayacağını ifade etmiş.

Amerika Birleşik Devletleri’nden bir grup ile yapılan benzer bir çalışma ise, halk sağlığı yetkililerinin ve siyasetçilerin belirsiz ve tutarsız mesajlarının, aşı kullanımını azaltabileceğini göstermiştir.

Gökyüzünde sessiz uçuş

Motor yok, sadece rüzgar var. Bir vinç yardımıyla göklere tırmanıp sonrasında sınırsız bir özgürlük yaşıyorsunuz.

Biz de bu deneyimi yaşamak için Türk Hava Kurumunun (THK) Eskişehir İnönü’ndeki Havacılık Eğitim Merkezine gittik. Burası, pek çok insanın hem ‘uçmak’ hayalini gerçekleştiriyor, hem de geleceğin pilotlarını yetiştiriyor.

Bindiğimiz planörlerin motoru yok, itici veya çekici bir güce de sahip değiller. Sadece hava durumunun uçmaya elverişli olması gerekiyor.

Biz de bu deneyimi, THK Planör Uçuş Eğitim Okulu Müdürü Ali Açan ile yaşadık.

Emniyet hayati önemde

Planöre binmeden önceki hazırlık aşamasında gerekli tüm emniyet önlemleri alınıyor. Planör hangardayken kurumun teknisyenleri tarafından bakımdan geçiriliyor.

Pist başına gelindiğinde de eğitmen pilotlar hem elle hem gözle en kritik noktalara kadar kontrol ediyor. Ardından uçuş formu imzalanıyor ve uçuşa geçiliyor. Pilot Ali Açan, emniyetin öncelikli olduğunun altını çiziyor.

“İlk başta planörde öğrencinin hangi dersi uçtuğunu öğretmen bilmek zorunda. O dersle ilgili uçuş öncesi bilgilendirmelerimizi yapıyoruz. Arkasından öğrenci planör başında paraşütünü kuşanıyor ki emniyetlerin en büyüklerinden biri bu.

Paraşütünü kuşandıktan sonra planöre oturuyor, emniyet kemerlerini bağlıyor, kontrollerini yapıyor ve uçuşa hazır olduğunu beyan ediyor. Öğretmen de paraşütünü bağlayıp arka tarafa tandem şeklinde oturuyor planöre, tandem şeklinde oturulduğu için arkadan zaten bütün kontrollerini yapıyor.

Radyo aracılığıyla vinçle irtibata geçip kalkışa hazır olduğumuzu bildirip kalkış pozisyonumuzu alıyoruz.”

  • Planörün apayrı bir meziyet olduğu ve havacılığın temeli olarak kabul edildiğine değinen Açan, diğer uçaklardan daha az riskli bir uçak olduğunu söylüyor.

“Planörün diğer uçaklardan farkı motorsuz olması. Planör kanatlarının aerodinamik yapısı sayesinde havada tutunabilme ve süzülebilme kabiliyetine sahip bir hava aracı. Motorsuz olması bunu tabii ki farklı bir boyuta geçiriyor. Planörün diğer uçaklardan riski çok fazla yok.

Hatta riski daha az bir hava aracı. Çünkü sadece duracak bir motorunuz yok ama planörün sadece bir iniş hakkı var. Yani pas geçme gibi bir lüksümüz yok.

Kişi öğrenmeye başlarken zorlansa da öğrendikten sonra diğer hava araçlarına geçtiği zaman ne kadar faydalı ve büyük bir meziyete sahip olduğunu anlamaya başlıyor.”

“Bir kartal gibi gökyüzünde süzülüyorsunuz”

“Planörcülük anlatılmaz yaşanır. Sanki kanatlarınız varmış gibi hissettiğiniz bir hava aracı” diyen Ali Açan, “Sadece şunu düşünün; bir kartalın gökyüzünde nasıl süzüldüğünü düşünüyorsanız aynı şekilde siz de süzülebiliyorsunuz.

Herhangi bir motor gücü, itici ve çekici güç olmadan hava içerisinde tamamen meteorolojik olayları kullanarak, binlerce metre yükselip binlerce kilometre mesafe gidebilen bir hava aracı.

Tabii bunu yapabilen tek bir şey var, o da içinde oturan pilot” şeklinde devam ediyor.

  1. “Planörcülük bir sevda ve tutkuysa ben onun için buradayım”
  2. 16 yaşında nizamiyeden içeri giren ve 34 yıldır bu mesleği yapan Ali Açan, 27 yıldır profesyonel olarak uçuşa devam ediyor.
  3. Son 6 yıldır da Planör Uçuş Okulu Müdürlüğü yapıyor. Bugüne kadar çok fazla öğrenci yetiştiren Açan, mesleğine olan tutkusunu şu sözlerle anlatıyor:
  4. “Planörcülük bir sevda ve tutkuysa ben onun için buradayım.”
  5. Planörle havada kalma rekoru ilk kez İnönü’de kırıldı
  6. Dünyada ilk planör rekoru havada kalma zamanı olarak 16 saat 35 dakika ile İnönü Havacılık eğitim Merkezinde kırılmış.
  7. Hatta hava karardığı için tepelerin üstüne ateş yakılıp o ateşlerin arasında kuzey rüzgarıyla burada uçuş yapılmış.
  8. Ama günümüzde teknolojinin, projelerin gelişmesiyle şu anda ABD’de Airbus firmasının desteklediği bir proje kapsamında özel yapım planörle 79 bin feet (24 bin metre)  irtifayla dünya rekoru kırıldı ABD’de.
  9. Planör dünya mesafe rekoru ise Alman pilot Klaus Ohlmann tarafından 2003 yılında 3 bin 9 kilometre mesafe ile kırıldı.
  10. Eğitim başvuruları nasıl oluyor?
  11. Planör Uçuş Okulunda şu anda lisans ve amatör havacılık olmak üzere 2 eğitim programı var.
  12. Lisans eğitimi başvuruları hem THK Genel Başkanlığının il ve ilçelerdeki şubelerinden hem de THK’nın internet sitesi üzerinden yapılabiliyor.
  13. Amatör havacılık kursunda 4 saatlik özendirme uçuşları ve 25 saatlik teorik eğitimler var.

Ancak lisans eğitimi daha içerikli. Eğitim sonunda sivil havacılık onaylı uluslararası lisans veriliyor. Alınan bu lisansla Avrupa’nın herhangi bir ülkesinde planör kulübünde uçuş yapılabiliyor. Lisans eğitiminde de yaklaşık 16 buçuk saat uçuş eğitimi, 20 saatlik de teorik eğitim veriliyor.

  • Başvurular ise yılın herhangi bir zamanı yapılabiliyor.
  • “İlk uçuşumda mutluluktan ağlamıştım”
  • THK Planör Uçuş Eğitimi lisans öğrencisi olan 24 yaşındaki İrem Erden, pilotluğun çocukluk hayali olduğunu anlatıyor.
You might be interested:  Ekim ayında kaçırmamanız gereken 10 etkinlik

“Pilotluk benim çocukluk hayalimdi. Havacı bir aileden geliyorum. Uçaklarla büyüdüm. Bunun için de hep aklımdaydı.

Havada uçak gördüğüm an sürekli anne-babamın elini çekiştirip ‘Bir gün ben de böyle uçacağım’ diyordum. Üniversiteden mezun olduktan sonra 2019 yılında THK’nın planör başlangıç eğitimiyle havacılığa adım attım.

Eğitimim bittikten sonra lisansımı alıp planör pilot olarak eğitmenlik yapmak istiyorum.

İlk uçuşumda mutluluktan ağlamıştım. Gerçekten çok istemeniz gerekiyor. Havada duygulu bir şekilde uçmak gerekiyor. Planöre hakimiyetiniz ne kadar artarsa gerçekten o zaman uçmaya başlıyorsunuz. Motorumuz da olmadığı için her şey hissiyatla alakalı. Sanki vücudunuz planörle bütünleşiyor, siz uçuyorsunuz aslında planör değil. İnanılmaz tatmin edici bir duygu.”

“Herkes hayatında en az bir kere planöre binmeli”

Beyza Yaren İşkol da ilk uçuşunu 16 yaşındayken yaptığını ve çok küçük yaşlardan beri pilot olmanın hayalini kurduğunu dile getiriyor.

“Babamın teşvikiyle planörü keşfettim. Zaten anaokulundan beri hayalim pilot olmaktı. İlk uçuşumdan sonra buraya ait olduğumu anladım. Eğitimlerimi tamamladıktan sonra mesleğimi havacılıkta sürdürmek istiyorum. Bulunmaz bir araziye ve imkanlara sahibiz. Burada eğitim alabiliyor olmak beni çok mutlu ediyor.

Bu mesleği yapmak isteyen insanlara tavsiyem, her şeyden önce planörü deneyimlemeliler. Çünkü planör, bu işi yapmak isteyen insanlar için atılması gereken ilk adım. Eğer planörden keyif alıyorlarsa her hava aracını rahatlıkla kullanabilirler. Ve herkes hayatında en az bir kere planöre binmeli.”

Ölmeden Önce Yapılması Gereken 50 Şey

Zaman ne kadar da hızla akıp gidiyor, değil mi? Belirli bir yaşa geldikten sonra vakit adeta birkaç kat daha hızlı geçmeye başlıyor. Bir kenarda durmuş geçen günleri sayarken, bir bakıyoruz ki koca seneyi devirmişiz. Oysaki çocukken hiç büyümeyeceğimizi düşünürdük. Sonra üzülür, yılların bir an önce geçmesini isterdik.

Çünkü büyümenin istediğimiz her şeyi yapabilmek olduğuna inanırdık. Ama o zamanlar değil yıllar, günler hatta saatler bile geçmek bilmezdi. Bir haftayı sanki bir aymış gibi yaşar, beklediğimiz yıl sonu tatilini daha asırlarca beklemek zorundaymışız gibi hissederdik.

Ailemizdeki ya da mahallemizdeki büyüklere bakar, ne zaman onlar gibi “hür” olabileceğimizi düşünürdük.

Evet, hemen hepimiz çocukken benzer düşüncelere kapılırdık. Biz zamanın hiç geçmediğini zannederdik belki ama o hep yaptığı gibi tıkır tıkır ilerlemeye devam ederdi. İşte böyle böyle ilkokulu, ortaokulu ve liseyi bitirdik. Üniversite yılları gelip çattığında ise zamanın nasıl ilerlediğini az çok anlamaya başladık.

Ama yine de tam olarak bilmiyorduk her geçen günün ömrümüzden biraz daha eksilttiğini. Sadece yaşamın ciddiyetini anlamaya başlamıştık. Çocukluktan çıkmış, yetişkinliğin o kasvetli halinden az biraz da olsa payımıza düşeni almıştık. Oysaki çocukken düşlediğimiz yetişkinliğe erişmiştik.

Yani istediğimiz her şeyi yapabilecektik.

Aslında dünyanın en mutlu insanı olmamız gerekirken, yaşadığımız şey hiç de en mutlu sıfatına yaraşacak nitelikte şeylerden oluşmuyordu. Kısacası; büyümüştük.

Ama o büyüklük yıllar öncesinde düşündüğümüz gibi eğlenceli bir şey değildi. Ve sadece bazılarımız bunun farkındaydık.

Pek çoğu ise zamanın hızına ayak uydurmuş, büyümenin kişiye kattığı yeni nitelikleri yeni hayatına kolaylıkla eklemişti.

Evet, zaman… Hiç durmayan, biz çabuk geçsin desek de dursun desek de hiç değişmeyen zaman.

Çocukluğumuzda çok yavaş olduğunu düşündüğümüz, yetişkinlikte ise acımasız denilecek kadar hızlı olduğuna karar verdiğimiz zaman! Bakış açısına göre farklılık gösterse de aslında çizgisini hiç bozmayan o meşhur zaman! Özetlemek gerekirse, bir saniyesini bile size vermeyecek olan ve kesinlikle akıllıca kullanılması gereken zaman!

İnceleyebilirsiniz:
Ölmeden Önce Yapılacaklar Listesi Hazırlamak için 4 Küçük Öneri

Peki, biz zamanımızı gerçekten akıllıca kullanmayı biliyor muyuz? Tamam, yetişkinliğe eriştikten sonra “keşke çocuk olsam” diyoruz. Yıllar öncesinde kalan o güzelim hatıralarımızı özlemle anıyoruz.

Ama aynı durumu hatta belki daha da kötüsünü ileride yaşamamak için bir şeyler yapıyor muyuz? Yani ileride geçmişe dönüp baktığımızda “iyi ki yapmışım” diyebileceğimiz şeyler yapıyor muyuz? Yoksa iş güç aile derken pek çok kişi gibi hakkını vererek yaşamayı unutuyor, istediğimiz şeyleri yapmayı hep daha sonraya erteliyor muyuz? Evet, diyorum ki acaba yaşantılarımızdan gerçekten hoşnut muyuz? Yoksa etrafımızda olup bitenlerle oradan oraya savrularak mı ömür tüketiyoruz? Büyük ihtimalle, siz de ikinci soruya evet yanıtını verenlerdensiniz. Diğer pek çok kişi gibi! Siz de zamanınızı hiç bitmeyecekmiş gibi cömertçe kullanıyor, hayallerinizi gerçeğe dönüştürmeyi hep bir sonraya bırakıyorsunuz. Oysaki o bir sonra için yeteri kadar vaktiniz olmayacağı gerçeğini artık görmelisiniz. İşte bu nedenle size kendiniz için bir ölmeden önce yapılacaklar listesi hazırlamanızı ve bu listeyi bir kenarda durması için değil gerçekten yapmak için hazırlamanızı söylüyorum.

Ölmeden önce yapılacaklar listenizde yer vermek isteyeceğiniz bazı öneriler:

1 İstediğiniz Hayatı Yaşayın!

Evet, ilk olarak bunu yapın! Üzerinizdeki bütün baskılardan kurtulun ve hemen şimdi hayalini kurduğunuz hayatı yaşamak için ilk adımınızı atın. Yaşı 40’a ulaşmış birçok insan, istediği gibi bir hayat yaşayamadığından şikayet eder.

Bu durumu ise bakması gereken bir ailesi olduğuna, çalışıp para kazanmak gerektiğine gibi birçok nedene bağlar. Aslında bu sadece bir bahane bulmaktır. İstediğiniz hayatı yaşama cesaretine nail olamamışsınız demektir. Bu yüzden bunu ne zaman derseniz, hemen silkelenin ve kendinizi değiştirin.

Cesaretlenin ve istediğiniz hayata doğru yelken açın.

Tamamen farklı bir yıl geçirmek istiyorsanız, izlemeniz gereken yolu buradan öğrenin!

2 “Asla Yapamam” Dediğiniz Bir Şeyleri Yapın

Günlük hayatta karşılaştığınız veya TV izlerken gördüğünüz herhangi bir şey için ‘ben yapamam’ dediğiniz elbette olmuştur.

İşte ölmeden önce mutlaka bir kere bu yapamam dediğiniz şeyleri yapın. Örneğin belgeselciler size bu yönde fikir verebilir.

Tek başlarına bırakıldıkları bir dağda verdikleri yaşam mücadelesini, siz de yaşamaya çalışın. Elbette bunu yaparken ölmemeye de dikkat edin!

3 Motosiklet Gezisi Yapın

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *