Adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotaları

Doğu Anadolu’dan Ege kıyılarına Türkiye, her zevke ve her zorluk derecesine uygun doğayla iç içe muhteşem rotalar sunuyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Altay Özcan

İnsanlığın yaptığı en eski aktivitelerden biridir yürüyüş… Üstelik büyük bir teknik bilgi ve fazla ekipman gerektirmez; bu özelliğinden hareketle de sadeliği ön plana çıkardığı söylenebilir. Kendi hızınızda hareket ettikçe (ki modern zamanlarda çok zor yaptığımız bir şey aslında bu) algılarınızın da yavaş yavaş değiştiğini fark edersiniz.

Sanki kentte bıraktığınız o hayat gürül gürül akarken birden zamanı yavaş çekime almışsınız gibi çiçekleri, kuşları, ağaçları ve doğayı fark etmeye başlarsınız. Bir çiçeğin birden hayatınızda önemli bir yere sahip olması şaşırtabilir sizi. Kendi çevrenizi algılamakla başlayan süreç sonrasında daha uzaklarda neler olduğu sorusunu da akla getirir.

 

Yıllar içerisinde kız arkadaşımla birlikte Türkiye’de birçok bölgede yürüyüş yapma olanağı yakaladık. Yürüdükçe ve gezdikçe görülecek ne kadar çok yer olduğunu daha da iyi anladık. Bunların hepsini görmek bir ömürde mümkün olur mu? Zor gibi. Dolayısıyla aşağıdaki listeyi oluştururken atlamış olduğumuz yerler olacaktır elbette.

Listemizi oluştururken kullandığımız en önemli kriterlerden biri, bölge coğrafyasının kendine has yapısıyla ön plana çıkmasıydı. Ancak kimi kez içinde bulunan veya ulaşılan yer çok özel olsa da, rota o kadar da etkileyici olmayabiliyor.

Dolayısıyla rotanın takip edilebilirliği, tüm rota boyunca doğada olmanın keyfini yaşatıp yaşatmadığı, mesafe gibi kriterleri de dahil ederek genel bir sonuca varmak istedik. Süreç içinde yürüyüş deneyiminiz çoğaldıkça, herkesin kendi kafasında yeni bir liste oluşturduğunu da fark edeceksiniz.

Rota önerileri bizden, mevsim ve cezbedicilik kriterleri açısından sizce öne çıkanlarla bir liste hazırlayıp yola düşmek sizden. Önemli olan yollarda olmak, bir adımın ardından bir adım daha atmak ve içinde bulunduğunuz doğayı keşfetmek!

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıKaçkar Dağları yalnızca Doğu Karadeniz’in değil, tüm Türkiye’nin en etkileyici coğrafyalarından birini sunuyor.

KAÇKAR DAĞLARI (Olgunlar–Lanetleme Geçidi–Yukarı Kavrun; 13,8 km) Kaçkar Dağları’na giden birçok kişinin uğrak yerlerinden biridir Artvin Yusufeli’ne bağlı Olgunlar Yaylası.

2140 metre yükseklikteki bu yayladan başlayan yürüyüş Dobedüzü mevkiine, oradan da 3200 metredeki Lanetleme Geçidi’ne çıktıktan sonra Küçükdeniz Gölü üzerinden Aşağı Kavrun Yaylası’na iniyor.

Akan suları, çayırlardan gelen baştan çıkarıcı kokuları, Kaçkar Dağı’nın sarp kayalıkları arasında uzanan patikaları ile dağın en etkileyici rotalarından biri kesinlikle.

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıAladağlar, Türkiye’nin doğa sporları merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.

ALADAĞLAR (Eznevit Yaylası–Emli Vadisi; 16,1 km)  Türkiye dağcılığının en önemli yerlerinden biri kuşkusuz Niğde –Adana–Kayseri illeri arasında bulunan Aladağlar.

Çamardı ilçesi yakınlarındaki Sokullupınar kamp yerinden başlayan rota, Eznevit Yaylası’na yükseldikten sonra dağın en ihtişamlı zirvelerinin manzarası eşliğinde ilerleyip Akşampınarı’na, ardından da diğer bir popüler kamp noktası olan Emli Vadisi’ne iniyor.

Sıradağların büyüsünü kesintisiz olarak yaşayacağınız, panoramik manzaralarla dolu enfes bir rota. Tam bir görsel şölen! Hemen burada, bu yürüyüş için Haziran ayının en iyi zaman olduğunu hatırlatalım.

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıKaria ve Likya yollarının pek çok yerinde yorgun yürüyüşçüleri muhteşem bir deniz bekliyor.

KARİA YOLU (Bağarcık–Kapıkırı arasındaki bölüm; 18,4 km)  Türkiye’deki etkileyici yerlerden söz ediliyorsa, Beşparmak Dağı’nı akla getirmemek neredeyse olanaksız.

Dağın kuzey yamaçlarındaki Bağarcık köyünden başlayan yürüyüş zaman zaman antik yolları takip ederek Kovanalan mevkiine, ardından da Kral Yolu üzerinden Kapıkırı köyüne ulaşıyor.

Devasa kaya blokları, upuzun fıstık çamı ağaçları arasında ilerleyen rotada fantastik bir gezegende yürüyormuş hissine kapıldığınızda şaşırmayın. Rotayı yürümek için en güzel zaman ilkbahar ve sonbahar ayları.

KARİA YOLU (Kargı–Domuzçukuru–Hayıtbükü bölümü; 14,8 km) Şöyle ıssız koylarla dolu bir yürüyüş yapalım diye aklınıza gelirse eğer, listenin en başına bu rotayı yazmayı unutmayın. Öyle ki denize girmekten rotayı bitirememe olasılığı dahi söz konusu.

Datça yakınlarındaki Kargı Koyu’ndan başlayan rota, Domuzçukuru ve Kızılbük koylarını, ardından isimsiz birçok koyu geçtikten sonra Hayıtbükü’nde son buluyor.

Bahar ayları yürüyüş için en tercih edilen zaman, ancak hem deniz hem de yürüyüş için kasım ayının tadı bambaşka!

FARALYA (Kabak–Alınca; 16,1 km) Türkiye’nin en etkileyici kıyı manzaralarını tek güne sığdırmak istediğinizde adres belli sayılır. Faralya, Kelebekler Vadisi, Aktaş Koyu, Kabak Koyu, Alınca ve muhteşem manzaraların hepsi bu rotada.

Fethiye biletinizi aldıktan sonra Faralya köyüne ulaşıp yürümeye başlayabilirsiniz. Fethiye Alternatif Rotaları’nı takip eden güzergâh, Aktaş Koyu’na uğradıktan sonra Kabak’a ulaşıyor. Sonrasında Likya Yolu’nun vadi içinden giden rotasını takip ederek Alınca köyünde son buluyor.

Gün sonunda ayaklarınız yorgun olsa da zihniniz bambaşka boyutta olacak.

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıAdrasan (Antalya) yakınlarındaki Gelidonya Feneri, Likya Yolu’nun en ikonik manzaralarından birini sunuyor.

LİKYA YOLU (Adrasan–Gelidonya Feneri–Korsan Koyu; 18,1 km) Türkiye’de “Doğa Yürüyüşüne Başlangıç” diye bir ders olsaydı eğer bu dersin ilk konusu Likya Yolu, ilk rota ise Adrasan–Gelidonya Feneri olurdu.

Öyle ki, doğa yürüyüşü yapanların “yapılacaklar listesi”nde her zaman ana hedef olarak durur bu ikonik yürüyüş: Adrasan Koyu, manzaralar, Gelidonya Feneri, Beş Adalar, Korsan Koyu ile birleştiğinde… Özetle, anlatılmaz yaşanır bir rota demek yeterli olur herhalde.

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıNemrut Krateri’ndeki yürüyüşünüze en güzel manzaraların eşlik etmesi için yürüyüşünüzü bahar aylarına denk getirebilirsiniz.

NEMRUT DAĞI (Çekmece köyü, Nemrut Krateri–Ilıgöl; 21 km)Aktif bir yanardağın içerisinde yapacağınız bir yürüyüşten daha sıradışı ne olabilir ki? Tatvan’ın Çekmece köyünden krater sırtlarına çıkıp, gölün güneydoğu kıyısına inen ve Ilıgöl’de son bulan muhteşem bir rota bu. Çekmece köylülerinin eskiden kraterin içindeki yaylalarına gitmek için kullandığı güzergâh uzun süredir kullanılmadığı için yolu bulmak zaman zaman zor olabilir. Dolayısıyla yerel bir rehber eşliğinde veya GPS koordinatlarıyla yürümenizi öneririz.

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıKarçal Dağları’na ulaşmak zor olsa da burada geçirilen zaman bu zahmete değiyor.

KARÇAL DAĞLARI (Çikunet Yaylası–Şırata Gölü–Gorgit –Efeler; 13,2 km) Uzak kavramını derinden yaşayacağınız, ulaşımı zor ama doğası inanılmaz güzel yerlerden biri Karçal Dağları. Bu dağ Şavşat, Camili (Maçahel) ve Artvin arasında yer alıyor.

Çikunet Yaylası’ndan başlayan rota eski bir patikayı takip ederek 2900 metredeki bele ulaşıp, Şırata Gölü’ne, oradan da Gorgit Yaylası’na inip Efeler köyünde son buluyor.

Rota başı ve sonuna ulaşmanın dahi başlı başına bir görsel şölen olduğu inanılmaz bir güzergâh!

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıDoğa yürüyüşleri Kapadokya’yı bambaşka bir biçimde keşfetmeyi sağlıyor.

KAPADOKYA (Meskendir–Kızıl Vadi–Çavuşin; 7,2 km) Her biri farklı peribacalarına ve kaya formasyonlarına ev sahipliği yapan, gerçeküstü manzaralarla dolu vadilerden oluşuyor Kapadokya.

Hepsinin de ayrı birer adı var: Zemi, Güvercinlik, Bağlıdere, Ihlara, Meskendir, Kızıl Vadi, Balkanderesi ve diğerleri… Sizin için oluşturduğumuz rota Meskendir Vadisi’nden aşağı inip, Kızıl Vadi’den yukarı çıktıktan sonra Balkon rotası üzerinden Çavuşin’e iniyor.

Rota üzerinde birçok ayrım göreceksiniz; panik yapmayın, kaybolsanız da her biri bambaşka bir güzelliğe çıkaracak sizi. Göreceğiniz manzaraların yanı sıra güvercinlikler, kiliseler, şapeller, eski arılıklar, kayaya oyulmuş evler de rotaların artıları.

Unutmayın, vadilerinde yürünmemiş bir Kapadokya gezisi kesinlikle eksik kalmış demektir. 

ST. PAUL YOLU (Selge–Adamkayalar–Çaltepe; 15 km)Aziz Paul’un Hıristiyanlığı yaymak amacıyla Anadolu’da yaptığı yolculuklardan esinlenerek oluşturulmuş olan St. Paul Yolu’nun en güzel parkurlarından biri.

İçinde kalıntıların, manzaraların, köylerin ve döşeme yolların bulunduğu unutulmaz bir yürüyüş rotası.

Onu diğer rotalardan farklı kılan yanı ise Bozburun Dağı eteklerinde yer alan Selge antik kentinin kalıntıları ve insan heykellerine benzediği için Adamkayalar olarak bilinen kaya oluşumları.

Yazar, rehber ve fotoğrafçı Altay Özcan, üç yıldır karavanda yaşayarak Türkiye’yi dolaşıyor. Özcan’ın son kitabı Karia Yolu: Datça Yarımadası Yürüyüş ve Gezi Rehberi geçtiğimiz yıl piyasaya çıktı.

Bu yazı, National Geographic Türkiye Ekim 2020 sayısında yer aldı.

Contents

You might be interested:  Sokağa Çıkma Yasağı Seyahat Izni Nasıl Alınır?

Türkiye’nin En Gözde Yürüyüş Rotaları

Türkiye’de yapabileceğin doğa sporları arasında doğa yürüyüşleri önde geliyor. Oksijen depolayarak enerji tazeleyeceğin, eşsiz manzaralarla haftanın yorgunluğunu atacağın en keyifli yürüyüş rotalarını senin için derledik.

Kadın veya erkek outdoor ayakkabı, çanta ve spor kıyafetlerin hazırsa beraber uzun bir yürüyüşe çıkabiliriz. En iyi yürüyüş rotalarını inceleyip seçtikten sonra, yürüyüş çantasında neler olması gerektiğine dair listemizi okuyabilir, son hazırlıklarını tamamlayabilirsin.

Hazırsan başlıyoruz, işte Türkiye’nin en gözde yürüyüş rotaları: 

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotaları

İstanbul Yürüyüş Rotaları

İstanbul Yürüyüş Rotaları

  • Kartal Aydos Ormanı: Anadolu Yakası’nın en sevilen yürüyüş rotalarından biri olan Aydos, sana yemyeşil bir gezinin müjdesini veriyor. 5 kilometrelik parkur ile gölete ulaşılabiliyor. 
  • Beykoz Polonezköy Tabiat Parkı: Kuşların yürüyüşünde sana eşlik etmesini, yeşil alanların içinde, şehir gürültüsünden uzak doğayı deneyimlemek istersen Polonezköy Tabiat Parkı seni bekliyor. 
  • Sarıyer Belgrad Ormanı: Avrupa Yakası’nın en gözde yürüyüş alanı olan Belgrad Ormanı, uzun yürüyüş alanı ve geniş ormanı ile etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Su kemeri ve orman ile doğayı keşfedebilirsin. 
  • Üsküdar Validebağ Korusu: Şehrin içinde ancak şehirden çok uzakta hissetmek ister misin? Validebağ Korusu, yürüyüşün en sakin halini yaşamaya fırsat veriyor. Alanda bulunan Adile Sultan Kasrı ve Hababam Sınıfı Müzesi’ni de ziyaret edebilirsin. 

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotaları

Trakya Yürüyüş Rotaları

Trakya Yürüyüş Rotaları

  • Tekirdağ Şarköy Uçmakdere: Ganos Dağı’nın eteklerinde yer alan Uçmakdere, yamaç paraşütü ile adını duyursa da aynı zamanda iyi bir yürüyüş rotası sunuyor. Mavi ve yeşilin kucaklaştığı bölgeden Ganos Dağı’nın tepesine doğru zorlu bir parkur seni bekliyor. 
  • Kırklareli Istranca Dağları: Biyolojik çeşitliliği, doğal kaynakları, seçkin bitki örtüsü ile doğa hazinelerini saklayan Istranca Dağları, eşsiz bir yürüyüş rotası oluşturuyor. Trakya’nın en yüksek noktası Mahya Tepe de bu alanda bulunuyor. Eşsiz manzaraları keşfetmek için Istranca’yı ziyaret edebilirsin.  Monopetra kayalıkları ve cehennem şelaleleri de yürüyüş rotasında yer alıyor. 
  • Yayla – Ayı Deresi Parkuru: Hafif inişli kolay bir parkur olan Yayla-Ayı Deresi, Milli Park sınırları içinde yer alıyor. Bu nedenle rehberli yürüyüşler yapılıyor. Fotoğraf, trekking ve kamp tutkunlarının gözdesi olan alan, dört mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor. 
  • Şahindere Parkurları: Şahindere Kanyonu olarak da bilinen parkur, sonunda bir şelale ile seni karşılıyor. Altınoluk’ta yer alan yürüyüş alanı, doğanın kucağında oksijen dolu bir yürüyüş vadediyor.
  • Tahtakuşlar-Kapaklı-Dumanlı-Tavşanoynağı-Sarıkız Tepe: Zorlu bir parkur olan Tahtakuşlar-Kapaklı-Dumanlı-Tavşanoynağı-Sarıkız Tepe, kondisyonu iyi olan ziyaretçilerini bekliyor. Doğanın kalbinde, keyifli ve temiz hava dolu yürüyüş rotası, dağ deneyimi olan yürüyüşçülerin kalp atışlarını hızlandırıyor. 

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotaları

Mersin Yürüyüş Rotaları

  • Mersin Kent Ormanı: Enfes Mersin manzarası yürüyüş parkurunda seni karşılıyor. Doğa ile iç içe ve yemyeşil olan alanda, piknik için tercih edilebilen bölgeler de yer alıyor. Şehre oldukça yakın olan kent oranında ailece yürüyüş yapabilir, keyifli bir gün geçirebilirsin. 
  • Lamos Kanyonu: Mersin sınırları içinde yer alan kanyon, rehberli yürüyüşler için ideal görülüyor. Performansa dayalı yürüyüş etkinlikleri için tercih edilecek kanyonda, orman içi ve kanyon içi iki yol tercih edilebiliyor. Kayacı Vadisi içindeki patika yollardan geçilerek ulaşılan doğa harikası bölge için 10 kilometrelik yürüyüşü gözden çıkarman gerekiyor. 
  • Cennet Cehennem Obrukları: Yeşil doğası, akan suyu ile tanınan Cennet Obruğu, yüzlerce basamakla tamamlanıyor. Tabanda yer alan Meryem Ana Kilisesi ziyaretçileri bekliyor. Tarihi mağara bulunan bölgede Cehennem obruğu için de seyir terası hazırlanıyor. 

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotaları

Karadeniz Yürüyüş Rotaları

  • Kaçkar Dağları Milli Parkı: Rize’den Artvin’e dek uzanan milli park doğa yürüyüşü için mükemmel fırsatlar yaratıyor. Doğayı keşfetmek, Karadeniz’in güzelliklerini görmek isteyenler için 8 ayrı yürüyüş parkuru bulunuyor. Çevre illerden ve uzak şehirlerden gelenler, her hafta sonu erkek / kadın outdoor ayakkabı ve çantalarını alıp yürüyüşe başlıyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında kalabalıklaşan park, bölgenin cennetleri arasında sayılıyor. 
  • Pokut Yaylası – Sal Yaylası: İki yayla arasında 2 kilometrelik bir mesafe bulunuyor. Mükemmel bir yürüyüş yolu olan parkur, kolay yürüyüş alanları arasında sıralanıyor. Yemyeşil bir doğa, huzurlu ve sakin ormanlar arasından bulutların indiği yaylaları selamlamak için Karadeniz’e bekleniyorsun. 
  • Hazindak Yaylaları; Trovit, Karunç, Elevit: Bir günde dört yayla gezmek için bu rotayı takip etmen gerekiyor. Şelalelerin, geniş yaylaların, ormanların ve yükselen dağ manzaralarının benzersiz bir deneyim yaşattığı yürüyüş rotası, kendine hayran bırakıyor. Gezi sırasında Karadeniz yağmurlarına karşı yanında bir şişme yelek veya yağmurluk bulundurman önemle hatırlatılıyor. 

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotaları

Türkiye’nin En Gözde Yürüyüş Rotaları

  • Likya Yolu: Tam 535 kilometrelik Türkiye’nin en bilinen yürüyüş rotası Akdeniz’de yer alıyor. Fethiye’den Antalya’ya ulaşan parkur, Teke yarımadasındaki patikalarla tamamlanıyor. Oldukça uzun bir yürüyüş gerektiren parkur üzerinde yollar, kırmızı ve beyaz çizgilerle işaretlenerek yürüyüşçülere yol gösteriliyor. Yerli ve yabancı milyonlarca kişinin uğrak yeri olan Likya Yolu, eşsiz manzaralarla Akdeniz’i keşfetmeye imkan tanıyor. 
  • Karia Yolu: Akdeniz’den Ege’ye doğru yol alan parkur, adını eski medeniyetlerden alıyor. El değmemiş koyları, antik kentleri içine alan yürüyüş yolu, gezginlere doğa ve kültür dolu bir seyahat armağan ediyor. 

Eğer yürüyüş yapıp yapmamak konusunda tereddüt yaşıyorsan yürüyüşün faydaları nelerdir öğrenmek için yazımıza başvurabilirsin. Yürüyüş rotalarını keşfetmeye vakit bulamıyorsan evde yürüyüş yaparak zayıflayabilir, ilk fırsatta Türkiye’yi keşfe çıkabilirsin. 

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotaları

Yürüyüş Rotalarına Adım Atmadan Yanına Alman Gerekenler

Yürüyüş Rotalarına Adım Atmadan Yanına Alman Gerekenler 

Doğa yürüyüşü, birçok spor gibi özel hazırlıklar gerektiriyor. Doğa yürüyüşüne çıkmadan önce çantanın gerekli olacak eşyalarla dolu olduğundan emin olmalısın. 

  • İhtiyacın olanların başında su geliyor. Yürüyüş rotalarının birçoğunda ihtiyaçlarını karşılayabileceğin tesisler yer alırken bazılarında herhangi bir kaynak bulunmuyor. Mümkünse yanına en az 1 gün sana yetecek kadar su alarak yola çıkmalısın. 
  • İlk yardım çantası her yürüyüşçünün temel gereksinimini oluşturuyor. Küçük bir ilk yardım kitini yanına alarak ufak kazalara karşı hazırlıklı olabilirsin. 
  • Fener: Doğada yaşanacak olası aksiliklere karşı fener bulundurmak öneriliyor. Günübirlik yürüyüşlerde bile çantanda küçük bir fener bulundurmalısın. 
  • Kibrit, Çakmak: Ateş yakmayacak olsan da her ihtimalleri gözeterek çantana bir kibrit atabilirsin. 
  • Çakı: Yeme içme sırasında ihtiyaç duyabileceği gibi bir şeyleri kesmek için de çakı kullanman gerekebiliyor. Yanına almayı unutmamalısın. 
  • Poşet: Gezerken çıkan çöpleri toplamak için yanına bir poşet almalısın. Ayrıca çantanda su geçmesini istemediğin eşyaları da, eğer çantan suya dayanıklı değilse, yine poşete koyarak taşımalısın. 
  • Düdük: Olası sorunlarda yanında düdük olması hayatını kurtarabiliyor. Çıkardığı sesle uzağa bile acil durum çağrısı yapabilirsin. Bağırarak kendini zorlamak yerine bir düdük alarak her ihtimale karşı hazırlıklı olabilirsin. 

Yürüyüş öncesi eşyalarını hazırlarken tüm malzemelerin tam olduğundan, hafifliğinden ve kullanışlılığından emin olmalısın. Geniş bir sırt çantası, konforlu ve dayanıklı bir ayakkabı, uygun giysilerle engel tanımadan Türkiye’nin dört bir yanındaki yürüyüş rotalarının keyfini çıkarabilirsin. 

Skechers, en zorlu rotalarda, en keyifli manzaralarda konfor sağlamak için yanında.

Birbirinden şık ve rahat Skechers ürünleri ile sen de kadın spor giyim ve erkek spor giyim ürünlerinden ayakkabıya, aksesuara kadar her türlü ihtiyacında kaliteyi tercih edebilirsin.

Skechers koleksiyonunu inceleyerek hemen sipariş vermen mümkün. Türkiye’nin en güzel yürüyüş rotaları bu yaz seni bekliyor, acele et! 

Peki kilo vermek için nasıl yürüyüş yapmalıyız biliyor musun? Yanıtın hayırsa Skechers Blog’un diğer yazılarına bekleniyorsun. 

Yürümeye Doyamayacağınız Türkiye’nin En Güzel Antik Yürüyüş Yolları

Anadolu, pek çok antik medeniyete ev sahipliği yapmış, her biri birbirinden güzel kültürel ve doğal kalıntılarına sahip zengin bir coğrafya.

You might be interested:  Bilimsel Makale Ne Tür Bir Kaynaktır?

İç Anadolu’dan Karadeniz’e Ege’den Akdeniz’e her bölgede antik dönemde aktif olarak kullanılmış farklı zorluk derecelerinde yürüyüş rotaları bu antik kentleri birbirine bağlıyor.

Bahar aylarına girmişken doğa severler, kimi zaman birkaç gün, kimi zaman günübirlik kimi zaman ise birkaç hafta süren yürüyüş yolların için gezginler, keşfetmeyi sevenler planlarını yapmaya başladı.

Bu yazıda, en bilinen yürüyüş rotası Likya Yolu, en uzun yürüyüş rotası Karya Yolu ve doğrusal olarak devam etmeyen Frig Yolu’nu anlatacağız. Tarih, kültür, arkeoloji ve doğa ile iç içe uzun süreli yürüyüşler yapmak isteyenler, Türkiye’nin en güzel antik yürüyüş rotalarını keşfetmek için hazır olun! 

En çok bilinen Likya, Karya ve Frig Yolları dışında ülkemizde; Hitit Yolu, Aziz Paul Yolu, Pisidya Yolu, Leleg Yolu, Efes-Mimas Yolu da antik yürüyüş yolları listesine eklenebilir, onlar da sonraki yazılarımızın konusu olsun. 

Antik Yürüyüş Rotalarını Yürümek için En İyi Zaman

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıAntik Yürüyüş Rotalarını Yürümek için En İyi Zaman

Bu yazıda paylaşacağım rotaları yürüyüş için en iyi zamanları gözetecek şekilde sıraladım. Havaların ilk ısındığı yer olan Akdeniz Bölgesinde yer alan Likya Yolu bu nedenle ilk sıra, Mart ayından itibaren Haziran ayı sonuna kadar yürüyebilirsiniz. Ege Bölgesi’nde yer alan Karya Yolu için havaların biraz daha ısınmasını beklemek en iyisi olur. Nisan ayından itibaren bu yolu yürüyebilirsiniz. İç Ege ve İç Anadolu Bölgesinde yer alan Frig Yolu için ise güneşin biraz daha ısıtması en iyisi olacaktır. Mayıs’tan itibaren yürüyüş planı yapabilirsiniz. Frig Yolu’nu az aylarında da yürüyebilirsiniz, gündüz sıcak olsa da akşam saatleri serin oluyor. Likya ve Karya yürüyüşleri için ise Temmuz ve Ağustos ayları gündüz hava sıcaklığı yüksek olacağından tercih etmenizi önermem. Antik rota olmadığı için bu yazıda yer almayan Karadeniz Yaylaları yaz aylarında yürümek için en uygun rotalar. Yani ülkemizde yürüyüş yolu çok, antik veya değil yılın hemen her mevsimi yürüyecek bir rota mutlaka bulursunuz. 

1. Dünyanın En Güzel Doğa Yürüyüşü Rotalarından Biri: Likya Yolu

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıLikya Yolu

Likya Yolu, Fethiye’den başlayarak Antalya’da sona eren, son yapılan eklemelerle 530 kilometre uzunluğa ulaşan, Türkiye’nin ilk yürüyüş uzun mesafe yürüyüş rotası. Sadece ülkemizin değil dünyanın en güzel uzun mesafe yürüyüş rotaları arasında sayılan yol Teke Yöresi diye bilinen bölge ve antik Likya Medeniyeti’nin yaşadığı bölgeyi kapsıyor. Likya Yolu’nun en güzel yanlarından biri yürüyüş rotasının hemen tamamı boyunca bir yanınızda Akdeniz manzarası diğer yanınızda ise Toros Dağları’nın zirveleri yürüyüşçülere eşlik ediyor. Yorulduğunuz bir anda başınızı çevirdiğinizde muhteşem güzellikle ve bakir bir koy manzarası görebilir ve o koya yüzmeye inebilirsiniz. Yüzme molası vererek uzun mesafe yürüyüş yapabileceğiniz dünyada başka bir örnek bildiğim kadarıyla yok. Üstelik 19 farklı antik kentin içinden geçiyor rota. Xanthos, Patara, Olympos, Antiphellos, Sdyma, Apollonia, Myra, Letoon, Limyra, Simena bu şehirlerden sadece birkaçı. Ayrıca ülkemizin en popüler tatil rotalarının bir kısmı da rota üzerinde; Kaş, Kalkan, Olimpos, Demre, Çıralı, Fethiye ilk aklıma gelenler. Likya Yolu’nun tamamı yürüyüş yapmak isteyenler için işaretlenmiş durumda, işaretleri veya mobil uygulamaları kullanarak herhangi bir rehbere ihtiyaç duymadan rotayı yürüyebilirsiniz. 

Dünyanın En İyi Yürüyüş Yollarından Biri Likya Yolu

Likya Yolu’nun ülkemizdeki en eski yürüyüş rotası olması sayesinde kaynak kitap sayısı artıyor. Yolu yürümeyi planlıyorsanız aşağıdaki kitaplardan biri veya birkaçını edinmenizi tavsiye ederim. 

  • Altuğ Şenel’in Adım Adım Likya Yolu kitabı,
  • Metin Tüzün’ün Likya Yolu Rehberi,
  • Bu rotayı ilk kez işaretleyerek turizme kazandıran Kate Clow’un Likya Yolu kitabı. 

Likya Yolu’nun tamamını tek seferde yürümek isterseniz 28-29 gün gibi bir zaman ayırmanız gerekiyor. Ancak hepsini tek seferde yürümek zorunda da değilsiniz. Belli rotaları seçenerek günübirlik, 3-4 günlük, haftalık rotalar yapabilir, ister çadır ister pansiyon konaklamalı olarak rotayı yürüyebilirsiniz. 

2. Türkiye’nin En Uzun Doğa Yürüyüş Rotası: Karya Yolu

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıKarya Yolu

Karya Yolu, Aydın ve Muğla illerini kapsayan antik dönemdeki Karia Uygarlığı’nın yaşadığı bölgede yer alıyor. Karya Yolu, 820 kilometrelik uzunluğu ile ülkemizin en uzun doğa yürüyüş rotasıdır. Bu rota da büyük oranda, Likya Yolu gibi, mavinin her tonunu görebileceğiniz deniz manzaraları eşliğinde ilerliyor. Dağ köyleri, kervan yolları, antik kentler yürüyüş boyunca size eşlik ediyor. Yükseklerde çam, Datça yarımadasında badem, yamaçlarda zeytin ağaçları en sık göreceğiniz ağaçlar.

Maalesef Karya Yolu’nda işaretlemeler Likya Yolu kadar düzgün ve düzenli değil.

Bu nedenle yürüyüşün tamamını yapmayı planlıyorsanız, ki tek seferde hepsini yürümek çok zor, mutlaka yanınızda GPS veya pusula bulundurmanız, mobil uygulamalar üzerinden rotayı takip etmenizi öneririm.

Ayrıca yol üzerinde tüm rotalarda pansiyon konaklaması imkanı yok, bu nedenle kendi çadırınızı taşımanız gerekeceğini düşünerek yürüyüş planlamanızı yapın. 

Karya yolu; Bozburun Yarımadası, Datça Yarımadası, Gökova Körfezi ve Milas-Beşparmak Dağları olmak üzere 4 ana bölümden oluşuyor. Rotanın en popüler kısmı Datça Yarımadası bölümü.

İçmeler, Bayır, Bozburun, Selimiye, Hisarönü, Eski Datça, Palamutbükü, Knidos, Akyaka, Ören, Bozalan, Bodrum, Milas, Labranda, Çomakdağ, Kapıkırı yürüyüş rotası üzerinde bulunan popüler turistik destinasyonlardan bazıları. 

Deepseasailing ile Göcek Yelkenli Tekne Turu

Karya Yolu için hazırlanmış olan rehber kitaplardan edinmeniz yolu yürürken hayatınızı kolaylaştıracaktır. Altay Özcan tarafından yazılmış olan Karia Yolu Bozburun Yarımadası-Yürüyüş ve Gezi Rehberi kitabını edinebilirsiniz. 

3. Midas’ın İzinde Üç Farklı Rotadan Oluşan Frig Yolu 

adım adım keşfetmek İçin can atacağınız antik yürüyüş rotalarıFrig Yolu 

Antik dönemde Friglerin yaşadığı bölge bugün Kütahya, Afyon ve Eskişehir illerimizi kapsayan geniş bir alan. Frig Yolu toplam 506 kilometrelik yürüyüş rotası ile tamamını yürümek isteyenler için neredeyse 20 günlük bir rota. Rotanın tamamını tek seferde yürümeye çalışmak yerine belli bölümlerini yürüyecek şekilde bir plan yapabilir, hem Friglerden kalan eserleri görebilir hem de yürüyüşün tadını çıkarabilirsiniz. Rotanın tamamı işaretlenmiş durumda. 

Frigya Coğrafyasında Frig Yolu Yürüyüşü ve Frig Vadileri

Frig Yolu’nda Üç Gün

Frig Yolu, diğer antik yürüyüş yollarından farklı olarak tek bir hat üzerinde bulunmuyor. Yolun kesişme noktası Friglerin dini merkezi olan Midas’ın şehri Yazılıkaya Anıtı’nın bulunduğu yer. Midas’ı merkez alan üç ayrı kolda yürüyüş rotaları bulunuyor. 

  1. Birinci rota Afyonkarahisar (Seydiler-Yazılıkaya): Afyonkarahisar rotası toplam 140 km’lik yürüyüş parkuruna sahip.
  2. İkinci rota Kütahya (Yenice – Yazılıkaya): Kütahya rotası 147 km’lik yürüyüş parkuruna sahip.
  3. Üçüncü rota Eskişehir – Ankara (Yazılıkaya-Gordion): Eskişehir rotası 219 km yürüyüş parkuruna sahip.

Bu üç rota üzerinde Yazılıkaya Vadisi’ndeki Yazılıkaya-Midas Anıtı; Köhnüş Vadisi’ndeki Aslantaş, Yılantaş ve Maltaş; Avdalaz Vadisi’nde yer alan Avdalaz Kalesi, yerleşkesi ve kiliseleri mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Rota üzerinde çok fazla konaklama seçeneği olmadığı için tüm rotayı yürümeyi düşünüyorsanız çadır konaklaması yapacak şekilde yürüyüş planınızı yapabilir veya bir noktayı merkez alarak araç ile yürüyüş noktalarına gidip günü sonunda konaklama yerinize dönecek şekilde bir plan yapabilirsiniz. 

Frig Yolu’nu kendiniz yürümek isterseniz detaylı hazırlanmış bir rehber kitap veya mobil uygulamadan faydalanabilirsiniz.

  • Hüseyin Sarı’nın yazdığı Frig Yolu kitabı, detaylı rota açıklamaları, tarihi eserlerin detaylı anlatımı ile tatmin edici bir rehber. 
  • Bilge Umar‘ın Frigya kitabı detaylı tarih bilgisi içeren başka bir alternatif kitap.
  • Ayrıca hem android hem de ios telefonlar için hazırlanmış olan “Frig Yolu Mobil Uygulaması” da kalacak yerlerden tarihi eserleri, rotalardan haritalara kadar pek çok malzeme sağlıyor.

Yukarıda anlattığım yürüyüş rotaları içinde işaretlenmiş bisiklet rotaları da bulunuyor. Bu yollarda yürürken bisiklet ile geçen kimseye rastlamadım ama düşünen varsa bisiklet rotalarına özel bir araştırma yapabilir. Her rotanın ayrı güzellikleri olduğunu, hepsinin başka tadı olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

You might be interested:  Sakız adası gezilecek yerler

Bahar aylarında Likya yolu’nu yürürken sıcaktan bunalıp serin sulara kendini bırakmak, yaz aylarında Frig Yolu’nu yürüyüp İç Ege ve İç Anadolu’da bu kadar yeşil rotalar olduğuna şaşırmak, Karya Yolu’nu yürürken ülkemizde hala bakir, insan görmeden gezilebilecek yerler olduğunu görmek paha biçilmez.

Bu muhteşem yürüyüş rotalarımız maalesef yeterli ilgiyi görmüyor, daha fazla ilgi görse daha çok insan yürüse hem işaretlemeler sık güncellenir, hem yeme-içme hatta su kaynakları ve konaklama seçenekleri artar.

Yürüyüş rotalarımız daha iyi tanıtılabilirse dünyadan da doğa severler, macera düşkünleri, aktivite tatili sevenler tarafında da ciddi talep görecekleri şüphesiz. İşte burada biz gezgin ve seyahat yazarlarına iş düşüyor, daha çok yazalım, daha çok paylaşalım ki daha çok insana ulaşsın. 

Yolda kalın, sağlıkla kalın. 

Visit Aydın

Hafta sonunda tarihle doğanın iç içe geçtiği harika rotalar bizi bekliyor Aydın’da. Haydi başlayalım…

Priene-Güllübahçe-Milet-Doğanbey-Karina

Sabah ilk durağımız Güllübahçe. Önce Aziz Nikolas, nam-ı diğer Noel Baba’nın kilisesi eşliğinde muazzam bir kahvaltı yaparız. Çeşidi bol, doyumu zor kahvaltının ardından çok uzakta olmayan Priene antik kentine gider, bu güzel turu hep hatırlaman için hediyelik eşyalar alırız.

Tarihiyle ve doğasıyla harika olan antik kentimizle ilgili bilgi aldıktan sonra Doğanbey Köyü’ne gideriz. Mimarisi ile büyüleyen bu köyün sokaklarında çekindiğimiz fotoğraflar bu anı ölümsüzleştirir. ölümsüzleşiriz. Ardından Karina’ya götürmek isterim seni. Burada göl kenarında balık yemeden gidilmez üstelik.

Harika manzaraya karşı hem karnımızı hem ruhumuzu doyururuz seninle. Öte yandan bu kadar yakınına gelmişken Milet antik kentine gitmek için bir sürü sebebimiz var. Hemen yanı başında koruma altına alınmış doğal alanı görmeni tavsiye ederim çünkü, yolun bittiği yerdir burası.

Daha sonra böyle güzel bir gün geçirmiş olmanın tatlı yorgunluğuyla yolcu ederim seni. Senden isteğim gelirken yanında şapka getirmeyi unutma. Özellikle yazın Zira güneş hep tepemizde olacak. 🙂

  • Afrodisias- Yenipazar – Yörük Ali Efe
  • Atça Gölbaşı’nda tadı damakta kalan bir kahvaltı yapsak mesela, nasıl olur?

Gün boyunca o kadar çok gezeceğiz ki önce enerjini depoladığından emin olmak istiyorum. Sonrasında Afrodisias antik kentine doğru yola çıkacağız seninle. Harika bir antik kent burası. Kentin destansı tarihinden, zengin kültüründen örnekler taşıyan müzesini de görmelisin.

Müzeden çıktığımızda emin ol ki öğle yemeği için düşünmeye başlamış olacağız. Minik bir yolculuğun sonunda Yenipazar’a varırız. Burada dillere destan meşhur Yenipazar Pidesi ve köpüğü bol yayık ayranın tadına bakarız. Sonra Yörük Ali Efe’nin, mezarının da içinde olduğu müzeyi gezeceğiz.

Gezimiz bittiğinde yeni rotalarda tekrar görüşeceğimizi bilmenin rahatlığıyla yolcu edeceğim seni. O zamana dek hoşçakal.

Arpaz Kalesi – Arapapıştı Kanyonu – Bozdoğan Kemer

Bozdoğan Kemer Barajı var burada. Daha önce görmüş müydün bilmiyorum. Dağların arasında saklı serap sanki.. İşte kahvaltımızı yapmalıyız dediğim yer tam olarak burası. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Arapapıştı Kanyonu’na doğru gidelim. Kanyonda tekne turu da yapabiliriz belki.

Ama ne yaparsak yapalım kanyona adım attığımız andan itibaren kanyonun suyunun un özel renginin verdiği muhteşem manzaraya karşı selfiemizi çektikten sonra, sıradaki ziyaret mekânımız olan Arpaz Kalesi’ne geçelim.

Kalenin yapısı bey konağını, güvenlik kulesini ya da tahıl ambarını andırıyor. Kale II. Mahmut zamanında Arpazlı Hacı Hasan Bey tarafından yaptırıldığı için onun adıyla anılıyor.

Burası için neden özel zaman ayrılması gerektiğini kaleyi gezerken ve hikâyesini dinlerken daha iyi anlıyor insan. Daha sonra seni yeni ufuklara yelken açmanı dileyerek seni uğurlayacağım.

Kirazlı/Ağaçlı-Kuşadası Kadı Kalesi-Güvercinada-Değirmen Zeytinyağı Müzesi

En şirin köylerimizden olan Kirazlı mevkiinde aklına gelebilecek her türlü lezzeti sofralara taşıyan birbirinden otantik mekanlardan birinde köy kahvaltısı yapalım önce. Mekân seçimini gözün kapalı yapabilirsin. Çünkü hepsi gidilesi, oturulası sofralar. Sonra Kuşadası’na doğru yola çıkacağız.

İlk olarak en uzak durağımızdan başlayıp Değirmen Zeytinyağı Müzesini gezeceğiz. Burası Türkiye’nin en büyük zeytinyağı müzelerinden biridir. Kutsal kitaplara, efsanelere konu olan zeytinin hikâyesini yerinde öğrenmen için görülmeye değer bulacaksın burayı.

Sonra Kuşadası merkeze doğru çevireceğiz rotamızı ve Türkiye’nin uğrak yerleri listesine kazandırılan Kadıkalesi’ne gideceğiz. Burası Anaia Antik Kenti olarak ya da Anaia Liman Kalesi olarak da bilinir. Tarihin tozlu sayfalarına konu olmuş bu kaleyi ziyaretimizden sonra Kuşadası merkezine geçeceğiz.

Burada Güvercinada’ya çıkıp eşsiz manzaraya karşı çaylarımızı yudumlayacağız. Ve tekrar görüşmek için can atacağımız yeni gezilerin düşleriyle vedalaşacağız.

Kavşit Yaylası Kahvaltı-Çine Kuvay-ı Milliye Müzesi-Çine Köftesi-Karpuzlu- Alinda

Sabah kahvaltımızı yapmak üzere oksijenin bolluğuyla başımızı döndürecek olan Kavşit Yaylasına çıkacağız. Burada midemizin bayram ettiği bir kahvaltı yapacağız. Yayladan ayrılmak istemeyeceğimize eminim.

Ardından Çine Kuvay-i Milliye Parkı’na gideceğiz, yine parkla aynı adı taşıyan ve Kurtuluş Savaşı’nda toplanma yeri olarak kullanılan Çine Askerlik Şubesi, yeni adıyla Kuva-i Milliye Müzesi’ni ziyaret edeceğiz. Efelerimizin yiğitliklerini, düşmana karşı gösterdikleri destansı kurtuluş mücadelelerini dinleyeceğiz.

Peki Çine’nin efsaneleri bunlarla bitecek mi? Tabiki hayır  Bir tadanın bir daha tatmak için can attığı o meşhur Çine Köftesi’yle tanışmak için adımlarımızı hızlandıracağız. Sonra Karpuzlu ilçemizdeki Alinda Antik Kenti’ne doğru yola koyulacağız.

Bu Antik Çağ kenti, kalıntılarının boyutu ve göz alabildiğine uzanan Karpuzlu Ovası’nın manzarasıyla seni oldukça etkileyecek. Aklından çıkaramayacağın görüntülerle seni yolcu edeceğim, yeni efsanevi rotalara açılmak dileğiyle.

Latmos-Bafa Gölü-Serçin Didim Apollo

Sabah Bafa Gölü kenarında, cennetten yeryüzüne düşmüş bir manzaraya karşı kahvaltımızı yapacağız. Ardından, Anadolu’nun eşsiz topraklarında bütün gizemi ve heybetiyle batıdan doğuya uzanan Beşparmak Dağları, antik adıyla Latmos, sonraki durağımız olacak.

Tarihle doğanın birleştiği mükemmel bir yer olan Latmos’tan sonra her geçen gün yeni ziyaretçilerin uğramadan geçmedikleri Serçin’e gideceğiz. Sonra Ege’nin berrak sularına yaklaşmanın etkisiyle, Didim’e geçeceğiz. Merkezde bulunan görülmeye değer Apollon Tapınağı’nı ziyaret edeceğiz birlikte.

Buradayken “efsaneye göre, Tanrı Apollon bir gün Didyma yöresinde çobanlık yapan Brankhos'a rastlar…”gibi cümleleri çokça duyacaksın. Buraya kadar gelmişken biraz serinlemenin vakti geldi deyip dünyaca ünlü Altınkum Plajı’nda deniz, kum, güneş üçlüsüyle buluşacağız.

Gökyüzünden çalınmış maviyi kalbinde saklayan denizin eşsiz manzarasında yorgunluk kahvemizi içeceğiz ve kırk yıl hatırda kalması umuduyla seni yolcu edeceğim.

Sultanhisar/ Nysa – Tarihi Kavaklı Köyü – Köşk Ovacık Yaylası

Sabah seni karşıladığım gibi soluğu Sultanhisar’da alacağız. Adını Nysa Antik Kenti’nden alan mekânda kahvaltımızı yapacağız. Ardından zamanın Nysa Antik Kenti’ni adım adım arşınlayacağız. Sonra tarihi Kavaklı Köyü’ne doğru yola koyuluyoruz.

Burada köy pazarını ziyaret edip yöre halkının yetiştirip pazara getirdiği ürünleri, organik olduğunun da bilinciyle al al bitiremeyeceğiz. Aynı zamanda Yörük Ali Efe’nin köyü olan Kavaklı Köyü’nden sonra Köşk Ovacık Yaylası’na çıkacağız.

Oksijen oranı çok yüksek olan yaylada soluklanırken keyifli sohbetler edeceğiz seninle. Sonra seni en güzel temennilerimle yolcu edeceğim.

Magnesia- Ortaklar – Kuşadası

Yol üstündeki farklı rotalardaki onlarca köy üzerinde rahatça bulabileceğiniz leziz kahvaltı sofrasından kalkmayı başarabildiğimizde, ülke turizminde popüler bir ilçe olan Kuşadası’na doğru yol alacağız.

Tepeden baktığında, bayraklı plajların denizle kucaklaşmasını, bu güzelliğin içinde sakin yaşamın tadını çıkaran sakinleri göreceksin. Yol seni Güzelçamlı Milli parka götürecek. Burada Dilek Yarımadası’nın harika doğasında, ister bir koyda denize gir, ister, yürüyüşünü yap, harika bir gün geçireceksin.

Dönüş yolunda Zeus Mağarası’nı ziyaret ediyoruz. Aydın merkeze dönüş yolumuzda, meşhur Ortaklar Çöp Şişi’yle kendimizi şımartmak için mola veriyoruz ardından yolumuzun üzerinde bizi karşılayan Magnesia Antik Kenti’ni ziyaret edip az zamanda çok yer gördüğümüz gezimizi sonlandırıyoruz.

Gez gez bitirilemeyen Aydın’ın yeni yerlerini, yeni tatlarını keşfettiğimiz yeni rotalarda görüşmek umuduyla.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *