Dalyan Kaunos Nerededir?

Dalyan Kaunos, Dalyan Çayının sağ kıyısında yer alır. Dalyan Kasabası karşısındaki Çandır Köyünün sınırları içerisinde bulunur. Şehir, döneminde bir liman kenti olarak kullanılmıştır. Dalyan Deltası oluşmuştur ve bu nedenle günümüzde deniz kıyısından uzaklaşmıştır. Kaunos, denizden 152 m. yüksekliğindeki Akropolis ile onun güneybatısındaki, yüksekliği yaklaşık 50 m. olan Küçük Kalenin üzerinde kurulmuştur. Ayrıca bu iki yüksek tepenin kuzeybatı eteklerinin oluşturduğu, denize bir dil gibi uzanan yarımada üzerine konumlandırılmıştır. Kaunos’un ismi, yazılı belgelerde ilk kez Pers savaşları esnasında İÖ 546 yılında geçmiştir. Kaunos antik kentin yeri ilk olarak 1842 yılında belirlenmiştir. Yeri belirleyen kişi; İngiliz Arkeolog Hoskyn’dır.

Byblisin Gözyaşları – Kaunos’un Kuruluş Efsanesi

Karya Kralı Miletos’un ikiz bebekleri olur. Miletos, Apollo’nun oğludur. Erkeğe Kaunos, kıza ise Byblis adı verilir. İkizler, büyüdüklerinde Byblis, erkek ikizine âşık olur. Bu aşk, kardeş sevgisinin çok ötesindedir. Ancak ikizinden karşılık bulamaz. Bu gizli aşkı öğrenen Miletos, Kaunos’u ülkeden kovar. O da kendisini sevenlerle birlikte gider. Lidya sınırındaki, şimdiki Dalyan’ın karşısında kendi adını taşıyan kenti kurar.  Byblis’e ne olmuş? İşte orası hüzünlüdür. Byblis, hakaretlere maruz kalmıştır. Genç kız, sevdiği kardeşinden ayrı kaldığı için çok üzülmüştür. Byblis, yıllar boyu gözyaşı dökmüştür ve sonunda bu üzüntüye dayanamaz, bir kayadan atlayarak canına kıyar. Dalyan’da bir labirenti andıran kanallar vardır. Efsaneye göre, bu kanallar Byblis’in gözyaşlarından oluşmuştur. İşte böyle hüzünlüdür Kaunos’un kuruluş efsanesi.

Kaunos’ta Nereleri Ziyaret Edebilirsiniz?

Kaunos, engebeli bir araziye kurulmuştur. Kaunos’ta, görülebilecek başlıca yapılar aşağıdaki gibidir:

  • Akropol (kale ve surlar)
  • Şehir surları, tiyatro, kilise
  • Hamam, depo, çeşme, agora, stoa
  • Kent içi yolları, tapınaklar ve kutsal alan, liman ve mezarlık
  • Günümüze ulaşamayan askeri liman, tersaneler,
  • Spor merkezi, konutlar
  • Henüz çıkartılmamış toprak altındaki eserler

Antik kentin ne derece büyük ve önemli bir yerleşim alanı olduğu içerisinde bulundurduğu değerlerden anlaşılmaktadır. Kaunos, kendi adına para bastırmıştır. Kaunos’un bir dönem bağımsız devlet olduğu bilinmektedir. Sultaniye (Köyceğiz Gölü kenarında), Pisilis (Sarıgerme’de) ve çevredeki pek çok küçük antik kentin kendisine bağlı olduğu da bilinmektedir. Kaunos’ta şimdiye kadarki kazılarda mimari eserlerin haricinde çok sayıda heykel, sikke, amfora, heykel kaideleri, alınlık (diadem), süs eşyaları, figürler, vazolar, kandiller, çanak ve çömlek bulunmuştur.

Kaunos’a Ulaşım

Kaunos’a ulaşım 3 şekilde sağlanabiliyor. Bu yöntemler aşağıdaki gibidir;

  • Karşı kıyıya kral mezarlarının hizasından sandalla geçiş yapmak. Bu en kolay yöntem olarak biliniyor. Burada Dalyanlı hanımların sahibi olduğu sandallar bekliyor. Dalyan Kanalında karşıdan karşıya yolcu taşıyorlar. Bu yolu seçerseniz, karşıya geçtiğiniz yerde kral mezarlarını yakından görebilirsiniz. Kaya mezarlarından 10 dakikalık bir yürüyüş sizi Kaunos’un üst girişine götürür.
  • Tekne ile arkeologlar evinin yanına gitmek. 5 dakikalık yürüyüşle yine üst girişe ulaşılabiliyor.
  • Tekneyle Dalyandaki Su Ürünleri Kooperatifinin yanında gitmek. Oradan da şehrin alt kısmındaki giriş iskelesine ulaşmak.

Kaunos’ta ziyaretçiler için gezilecek yerleri gösteren panolar, ihtiyaçların karşılanabileceği büfe, tuvalet ve kafeterya bulunmaktadır.

Limanlar

Arkaik Çağ’dan başlayarak Hellenistik Dönem içlerine kadar iki limana sahiptir.

  • Küçük Kale’nin güneydoğusundaki Güney Limanı
  • Kuzeybatısındaki İç Liman (bugünkü Sülüklü Göl)

Akropol – Kale Ve Kent Surları

Bir kalker kayalık kütlesi olan Akropolis’in denizden yüksekliği 152 metredir. Güneydoğu, güney ve doğu yüzü diktir. Kuzeybatı ve batı cephesi ise sarptır. Tiyatro’nun doğusundaki yamaçta yer alan patika, antik çağlarda da Akropolis’in tek çıkış yolu olarak kullanılıyordu. Patika, yukarıda bir terasa açılır. Bugün siperliklerine kadar korunmuş olan Bizans Çağı teras duvarlarının üzerinde yüksekliği iri polygonal bloklarla örülmüş duvar kalıntıları bulunur. Alt terasa girişi sağlayan kapının doğusunda ve biraz yukarıdaki sarnıç, daha eski dönemlerin izleridir. Zirve, batıya doğru kırılgan bir eğimle inen yalın bir kayalık tepe görünümündedir. Üzerinde nirengi noktasının bulunduğu tepe düzlüğün doğusunda, güney-kuzey doğrultusunda uzanan duvar kalıntısı ve hem güney ve hem de kuzey kenardaki blok yuvaları, zirvede 15×35 m. boyutunda bir açık hava tapınağının bulunduğuna işaret etmektedir.

Tiyatro

Akropolis’in batı yamacına oturtulmuş ve en az 5000 oturma kapasitelidir. Anadolu geleneğine uygun olarak güneybatıya dönüktür. Plan olarak Hellen tiyatrolarının geleneğini sürdürür. Büyük bir bölümüyle arkasındaki yamaca yaslanmaktadır. Orkestra yarım yuvarlak formdadır ve alt oturma sırasıyla aynı düzlemdedir. Sahne binası alçaktır. Üzeri açık olan yan girişler orkestraya dik açılmamaktadır.

Kubbeli Kilise

Kubbeli kilise, kentin en önemli noktasında yer alıyor. Roma Hamamı ile Tiyatro arasında kalan Palaestra düzlüğünün merkezine inşa edilmiştir.

Roma Hamamı

İmparatorluk Dönemi hamam binaları içinde en iyi korunmuş olanlarından biridir. Güneybatı-kuzey-doğu doğrultusunda ve aynı aks üzerinde iki büyük kompleks olarak tasarlanmıştır. Avlu (Palaestra) ve Ana Mekândan oluşur. Yalnızca temelleri korunmuş olan avlu, 56.80×31.40 m. boyutundadır ve üç yandan birer sütunlu galeriyle çevrelenmiştir. Yalnızca karşılıklı yan galeriler odalara bölünmüştür.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-Mail adresime kayıt olursanız haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz.

Bir yorum bırak

Yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın