Arles, Provence olarak bilinen, Fransa’nın güney bölgesinin en nadide şehirlerinden biri. Birçok film, roman ve tiyatroda adı sıklıkla geçen bu şehir, “ Yaa! Bu da mı buradaymış diyeceğiniz birçok tarihi ve  turistik mekana sahip. Parisle mesafesi 400 km olan bu eşsiz diyarlarda yapılacak o kadar şey var ki, hemen bavulunuzu hazırlamak ve bu rüya şehre tatile çıkmak isteyeceğinize eminiz.

Van Gogh’un birçok tablosunu yaptığı ve çenesinin yaralandığı tabloyu resmettiği Arles, tarihi ve dini figürlerle, turistlerin ilgisini kolaylıkla çekmektedir. İlkbahar ve yaz başlangıcında giderseniz, yol boyunca uzanan lavanta ve gelincik bahçelerine rastlayacaksınız ki, bunu hiçbir şeye değişmeyeceğinize bahse girerim. Ayrıca, Arles’in Avrupa’nın en kutsal mabetlerine, kiliselerine, sinagoglarına ve havralarına sahip olduğunu da belirtelim. Kule Bazilikaları, St. Tropez tapınağı ve birçok tarikatın farklı izlerini gözlemleyebileceğiniz Arles’te, gün batımının daha iyi olduğu hiçbir yere rastlamadığınıza şahit olacaksınız.

Lezzetli yemekleri, botanik bahçeleri, tarihi kalıntıları, gemi müzesi, sarnıçlar, kaplıcalar ve daha birçok zenginliği ile Arles, sizleri bekliyor olacak. Şehirle ismi anılan Van Gogh müzesine uğrayabilir ve burada sergilenen en ünlü tabloları görebilirsiniz. Ardından Van Gogh cafesinde yorgunluk kahvesi içebilir, turunuza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

Amphitheatre Amfi tiyatrosunda, eski Gladyo ve Arena savaşlarına tanıklık edeceksiniz. Buranın dönemin en eski Amfi tiyatrolarından biri olduğunu söylemek gerekir. Her yıl yüz binlerce kişi bu amfi tiyatroda kısa da olsa bir sahnenin icra edilmesi için 12 saate kadar beklemektedir. Sadece 5 dakika için bu değer mi, sorusunun cevabını kendiniz vermeniz dilediği ile. Bu arada, Eglise St-Trophime tapınağına da uğramadan asla gelmeyin.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-Mail adresime kayıt olursanız haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz.

Bir yorum bırak

Yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın