Amsterdam, Hollanda‘nın başkenti ve Avrupa’nın en popüler ve en enteresan turistik şehirlerinden biri. Bir merkezden yelpaze şeklinde genişleyen kanalları ve bunun etrafında dizi dizi dizilmiş al tuğlalı şirin evleriyle ikonik bir kent burası. Şehrin adı renkli ve enteresan gece hayatıyla anılıyor, halbuki bu renkliliğin döndüğü Red Light District ile ilginiz olmasa dahi, geriye kalan tüm özellikleri ve güzellikleriyle dahi Avrupa gezinizde ilk görülecek ülkeler listesine mühim bir aday.

Çılgın ve bir o kadar renkli gece hayatı, nefis kanalları, hayranlık bırakan müzeleri, nefis çiçek pazarları ve uzayıp giden şahane bisiklet yollarıyla tanınan Amsterdam, sokaklarında eğlence ve keşfetme duygusunun sürat kesmediği bir şimal kenti. 12. yüzyılda ufak bir balıkçı kasabası iken şimdilerde şirin evleri, bisiklet yolları, kilometreler boyunca şehri sarmalayan su kanallarıyla duygusal ve bohem yaşam tarzını gözler önüne seriyor.

Amsterdam, parke taşlı güzel sokaklarını her sene ziyaret eden 4,5 milyon konuk ve 16 milyon günübirlikçi turistiyle Avrupa’nın en fazla ziyaret edilen şehirlerinden. Bu kadar fazla ziyaretçi ve bir o kadar da şehre âşık olan insanın sayısını görünce, tüm bu popülerlik nereden geliyor diye merak ediyorsanız, benim gibi bu şirin şehri rotanıza alın. Adı al ışıklar ve yeşil dumanlarla sık anılan şehirde bundan fazla daha fazlası var. En azından ben öyle düşünüyorum. Şimdiye kadar 2 kere ziyaret etme fırsatı buldum, ve her fırsatta da gitmeyi düşünüyorum.

Amsterdam Gezi Rehberi

Amstel Nehri kıyılarına kurulması nedeniyle Amstel-reddamme adıyla anılan Amsterdam’ın kuruluşu 1200’lere kadar uzanıyor. 1296’da Hollanda kontlarının egemenliği altına giren bölge birkaç surat yıla kalmadan Protestan ve Yahudilerin dini baskılardan kurtulmak için sığındığı kent olarak büyümeye ve 1600’lere varıldığında ekonomik refahın yükseldiği bir kent haline geldi.

Amsterdam, ticaretteki yenilikçi gelişmelerin sonucu olan Hollanda Altın Çağ olan 17. yüzyılda dünyanın en mühim limanlarından biri haline geldi. Bu yüzden 19. ve 20. yüzyıllarda kent daha da genişledi ve birçok yeni mahalle ve banliyöler eklendi. Toplam uzunluğu 100 km’den fazla olan ve çoğu 17. yüzyılda düzenlenen kanalları şehre fazla farklı ve güzel bir hava katıyor. Amsterdam’ın meşhur kanalları bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Bugün Amsterdam, 800 bin benlik nüfusuyla dünyanın ufak başkentlerinden biri olmasına karşın ülkenin turizm, kültür, sanat, iktisat merkezi olarak 180 farklı ülkeden misafirlerine ev sahipliği yapıyor. Bir şehirden beklenebilecek her şeyin tek bir yerde Amsterdam, Avrupa’nın en görülesi şehirlerinden biri. Hollanda’da sadece birkaç gününüz varsa şayet Amsterdam turun ana amacınız olsun.

Amsterdam Gezilecek Yerler

Görülmeye paha yerlerin en bilinenleri şehrin ana istasyonu olan Amsterdam Centraal Station‘a yürüme mesafesinde. En fazla belki yarım saat yürümeniz gerekiyor, belki daha az. Şehir merkezi oldukça ufak ve çoğu dar sokaklardan oluştuğundan yürüyerek gezilmesi pek bir güzel. Kitapçıların birçoğunda satılan kent haritalarından alın ve yürüyerek şehri keşfedin. Akan trafiğe bilhassa de bisiklet trafiğine itina gösterin. Amsterdam’da kaldırımdan inerken dikkatsizce kendinizi yola atarsanız başınıza bir bisiklet kazası gelmesi sürpriz olmaz. Aman dikkat!

Avrupa’nın en görülesi şehirlerinden biri olduğu kadar elliden fazla müzesiyle de Avrupa’nın en varlıklı kültür ve sanat merkezlerinden Amsterdam’da gezinizin bir bölümünü de müzelere ayırın. Eğer şehrin dışına çıkacak vaktiniz varsa harika yerler var. meşhur rüzgârgülleri ve ufak balıkçı kasabalarını da görebileceğiniz Hollanda kırsalında gezinmek isterseniz Zaanse Schans, Marken ve Volendam‘a gidin. Ben bu gezileri normal kamu otobüsüyle kendi başıma yapmış olsam da, Amsterdam’dan kalkan yarım veya tam günlük turlar da tercih edilebilir. Bol manzaralı turlarda, otobüsle ulaşım, balıkçı kasabaları arasında kısa bir bot turu, peynir fabrikası ve tahta pabuç üreticilerine ziyaret ve bir tarihi yel değirmenine ücretsiz girişi sunuluyor. Daha da fazla vaktiniz varsa günlük Brugge kaçın veya gidiş dönüş Brugge turuna katılın.

1. Dam Meydanı

Amsterdam’ın kalbi tam da burası. Hem yaz hem de kışın fazla canlı. Şöyle etrafınıza baktığınızda dünyanın her yanından gelmiş turistleri etrafta görüyorsunuz. Hünerlerini gösteren akrobatlar, müzisyenler, aşıklar, meraklı gözlerle etrafı inceleyenler, fotoğraf çekenler veya anın keyfini çıkaran sırt çantalı gezginler. Şehrin en cezbedici yerlerinden biri olamasa da yorucu bir kent turundan sonra, hoş ambiyansı ile biraz mola vermek isteyebileceğiniz bir yer. Tabi kalabalıktan oturacak yer bulabilirseniz. Meydanın yanı başında 1600’lü yıllarda belediye binası olarak kullanılmış Kraliyet Sarayı yer alıyor. 1808’de Kraliyet Sarayına dönüştürülen sarayın yanında bulunan ve 15. yüzyıla ait gotik bir kilise olan Niewe Kerk (Yeni Kilise) taç giyme törenlerinin yapıldığı mühim bir yapı.

Meydanın öbür tarafında ise 22 metre yüksekliğinde bir obelisk ile Ulusal Anıt yükseliyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra harp kurbanlarını anmak için ve özgürlüğün sembolü olarak dikilmiş. Savaşı temsil eden 4 erkek figür, barışı temsil eden kadın ve çocuk, direnişi temsil eden iki adam ve uluyan köpekler öbür sembollerin yanında tasvir edilmiş. Obeliske gömülmüş 11 vazonun içinde vilayetlere ait topraklar 12’nci vazoda ise Endonezya’daki Onur mezarlığından gelen Toprak var. Anıt dünyanın her tarafından insanların buluşma noktası olarak sıklıkla kullanılıyor.

2. The Royal Palace

 

Dam Meydanındaki Kraliyet Sarayı, kralın şehre geldiğinde kullandığı rezidans olarak hizmet veriyor. 1648’de 13.659 sütunun batırıldığı bir zeminin üzerine inşa edildi. Dış görünüşü Antik Roma dönemi öykünen klasik bir mimariye sahipken, içerisi muhteşem döşenmiş. Bolca kabartmalar, süslemeler, mermer heykeller, frizler ve Rembrandt’ın öğrencileri olan Ferdinand Bol ile Govert Flinck tarafından yapılan tavan resimleri ve fazlası. Zamanınız varsa gezin.

3. Nieuwe Kerk

Dam meydanında yer saha öbür mühim yer Nieuwe Kerk yani Yeni Kilise 1814’ten beri Hollanda monarşisinin resmi taç giyme kilisesi olarak Kraliyet Sarayı’nın yanında duruyor. Ayrıca bu 15. asır kilisesinde düzenli org konserleri de veriliyor. En göze çarpan yeri 1649’da yapılan vaiz kürsüsü. Dört İncil yazarını, inanç, umut, hayırseverlik, hak ve sağduyuyu sembolize eden figürleri, muhteşem Barok ahşap oymacılığı ile yapılmış. Kilisedeki 1670’den kalma org, bronzdan yapılmış eşsiz güzellikte koro sahnesi ve zarif koro taburelerini görün.

4. Amsterdam Kanalları

Amsterdam’ın UNESCO Dünya Mirası Listesindeki kanalları benim şehirde gördüğüm en benzersiz özellik. Amsterdam’ın sunduğu kanalları ve meydanları gezin, hem kültür-sanat sevenlere hem daha yaramaz insanlara aynı anda hitap edebilen şehrin tadını çıkarın. Yılda 3 milyon kişinin katıldığı Amsterdam Kanal turları, turistler için olmazsa olmaz aktivitelerden biri. Amsterdam’ın güzel mimarisinin içinde bir yolculukta buluyorsunuz kendinizi. İsteyene kısa süreli hop on/hop off taksiler, isteyene içki ve aş ikramları sunan lüks teknelere kadar hem de. Bütçenize müsait birisine katılın. 1 saatlik kanal turu 16€. Hop on-Hop off kanal bot turu günlük bilet 21€. Akşam yemekli kanal turu 79€. Kanal turlarında göreceğiniz tarihi Felemenk evleri ve su kanalları ile beraber güzel bir ortam oluşturuyor. 16 ve 18. yüzyıldan kalma 6750 civarında şahane mimariye sahip bina, toplamda 160 kanal ile beraber 8 kilometre karelik bir yere sıkışmış. Eşsiz güzellikteki birçok köprü şehrin 90 adasını birbirine bağlıyor. Bunlardan 8 tanesi eski, ahşap, baskül tarzındaki köprülerden oluşuyor. Baskül köprülerden Magere Brug, yani Mager Köprüsü en güzel olanı.

5. Red Light District

Red Light District, çok sayıda barları, seks shoplar, striptiz kulüpler ve aralarında üç Bulldog Coffee Shop olmak üzere her biri kendine has tarza sahip coffee shopları ile kendine münhasır bir yer. Gündüzün hoş kanalların ve nefis kafelerin görüldüğü bölgede tüm vaka 11:00’dan sonra başlıyor ve 03:00’a kadar devam ediyor. Derhal herkesin De Wallen, yani daha iyi bilinen adıyla Red Light District ile ilgili değişik fikirleri veya tolerans seviyeleri var. Bir yandan hiç kimse nakit için vücudunu satmak zorunda kalmamalı diye düşünülse de öbür yandan ise Amsterdam normalde gaddar olan endüstriye biraz hakkaniyet eklemeyi başardı. Minimum ödemeler, yasal koruma, mecburi HIV testleri ve mecburi prezervatif kullanımı iyileşmelerin sadece birkaçı. Red Light District hakkında ne düşünürseniz düşünün, sadece gerçekliğini anlamanıza yardım etmesi için bile olsa, fahişeliğin aleni sergilenişini bir kez olsun görün. Bazı insanlar elbette burada diğerlerinden biraz daha fazla vakit harcayabilir tabi. Amsterdam gece hayatı sadece Red Light District’ten ibaret değil tabi.

6. De Oude Kerk

De Oude Kerk yani Eski Kilise Hollanda’nın en eski kiliselerinden birisi. Red Light Distric’te yer saha ve 1306’da inşa edilen Eski Kilise’de 1500’lerden kalan bir kapı, belgelerin gösterdiğine göre 1275’de toplanan özgürlük bedelleri dâhil olmak üzere şehrin birçok imtiyazlarının kilitli tutulduğu Demir Şapele açılıyor. 16. yüzyılda eklenen ve harika bir kent manzarası sunan kulede, 1658’de yapılan ve ülkedeki en iyi örneklerinden biri olarak değerlendirilen bir çan seti bulunuyor.

7. Zeedijk

De Oude Kerk kilisesini gezdikten sonra köprünün karşısına, Amsterdam’ın en eski sokaklarından biri olan Zeedijk‘e doğru 2 dakikalık bir geziye çıkın. Yol boyunca sıralanan çoğu 15. yüzyıldan kalmış ve şehrin hayatta kalmış en eski binası olarak düşünülen 1 Nolu dikey binaya yaslanarak duruyor.

8. Rijksmuseum

Hollanda’nın milli sanat galerisi Rijksmuseum, Amsterdam’ın en mühim müzesi. Dünyaca meşhur sanatçılardan Rembrandt, Vermeer, Frans Hals ve Jacob van Ruysdael gibi ünlülerin eserleri sergileniyor. Hollandalı Mimar Pierre Cuypers tarafından 1885’te inşa edilen ve 2012’de Hollanda Kraliçesi Beatrix tarafından tekrar açılan Rijksmuseum’da 8 bin sanat eseri, heykel, gemi maketleri, antika objeler, yöresel kıyafetler gibi Hollanda’nın en mühim sanat koleksiyonları sergileniyor. Resimlerinin yanı dizi Rijksmuseum, 35 bin kitap ve el yazması içeren iyi donatılmış kütüphanesiyle oluğu kadar, Hollanda sanatı ile kültürünün gelişimini gösteren sayısız sergi eserleriyle de haklı övgüyü hakkediyor. Amsterdam’ın en popüler turistik aktivitelerinden birisi burayı görmek. En az 2 saat ayırmanız gerek, sanat düşkünüyseniz yarım gün dahi yetmez.

 

9. Van Gogh Müzesi

Dünyanın en meşhur ressamlarından Hollandalı sanatçı Van Gogh’un eserlerini sergileyen Van Gogh Müzesi kentin en fazla ziyaret edilen müzeleri arasında ilk sıralarda. Dünyanın en geniş Van Gogh koleksiyonu olan 200’den fazla resim, çizim ve name yer alıyor. İster trajik hayatından, isterse kayda paha yeteneğinden etkilenerek olsun, her sene bir buçuk milyon civarında ziyaretçi muhteşem Van Gogh Müzesi’ne geliyor.

10. Anne Frank Müzesi

Amsterdam’da Prinsengracht kanalına bakan Anne Frank Evi, II. Dünya Savaşını tuttuğu günlüklerde anlatan bir Yahudi kıza adanmış. Dünyanın en meşhur Nazi soykırımı kurbanlarının fazla kısa sürmüş hayatlarına adanan müzenin 1635′ tarihlenen binası eski bir tüccara ait. 1942’de Frankfurt’ta Nazilerden kaçan Yahudilerden Frank ve Van Pels aileleri, 25 ay boyunca bu binadaki saklı bir dairede saklanmışlar. Anne Frank 1942-1944 arasında burada saklandığı süre boyunca yaşadıklarını günlüğüne kaydetmiş. 15 yaşındaki ölümünden sadece birkaç sene sonrasında dünya çapında çok-satan bir kitaba dönüşen günlüğünü Anne Frank burada yazdı, ancak savaşın bitmesinden sadece 2 ay evvel öldü. Evin aka kısmı Anne’in yaşadığı dönemdeki gibi korunarak tarihin trajik bu dönemine ait dokunaklı bir abide olarak gezilebiliyor.

11.  Westerkerk

Westerkerk (Batı Kilisesi), Eski Kraliçe Beatrix’in 1966’da evlendiği kilise olarak ün salmış ve şehrin en popüler kilisesi. Gotik özellikler taşıyan mimarisiyle bir Rönesans kilisesi olarak 1630’da yapıldı. Amsterdam’ın en uzun yapısı olan Uzun John olarak bilinen 85 metrelik kulesi oldukça popüler. Kulenin içinde saatleri bildiren bir çan takımı var ve çan çekicinin ağırlığı tam 200 kilogram, 48 tane çanın en büyüğü ise 3,25 ton. Bir zamanlar kilisenin dışında bulunan Rembrandt’ın mezarı daha sonra kilisenin içine taşındı.

12. Rembrandt House Museum

Dünyaca meşhur Hollandalı ressam Rembrandt’ın 1639-1660 yılları arasında yaşadığı evin 1906’da restore edilerek müze haline getirilmesiyle oluşturulan Rembrandt’ın Evi Müzesi, Eski Amsterdam merkezde bulunuyor. Dam Meydanına 15 dakikalık yürüme mesafesinde yer saha müze 1909’dan bu yana ziyaretçi ağırlıyor. Ünlü ressamın evi ve atölyesi olan yapıda çizimleri, heykelleri ve tablolarından oluşan yaklaşık 250 yapıt yanında, kişisel eşyaları ve kullandığı aletler de yer alıyor. Orijinaline sadık kalınarak restore edilen müzede Rembrandt’a ait 290 gravürün tamamı sergileniyor. Müze severlerdenseniz listenize alın. Rembrandt Müze Evinden 2 dakikalık yürüyüş mesafesindeki Protestan Zuiderkerk Kilisesi (Güney Kilisesi) Rembrandt’ın üç çocuğu ve bir öğrencisinin mezarları var. Şehirde Rembrandt ile ilgili öbür gezilecek yerlerden birisi de sayısız kafe, restoranın yanı dizi meşhur ressamın heykeli ile meşhur Rembrandt Meydanı.

13. Begijnhof

Begijnhof birçok turistin eğlenceden eğlenceye koşarken kolayca ayrım edemedikleri, kent merkezinin huzurlu mekânlarından birisi. Yazık ki Amsterdam’ın bu eski ve çarpıcı köşesi gezilecek yerler listesinde kendine pek yer bulmuyor. Eski evlerin birçoğu kullanılıyor olsa da onları sarmalayan ufak ara sokaklar ve yollar halka açık. Bu yüzden keşfetmekten çekinmeyin. Amsterdam’ın 14. yüzyıldan bu yana ayakta kalan son kalan ahşap evi ve şehrin en eski evlerinin son radde bakımlı yeşil bahçeleri kesinlikle görmeye değer. Halen hizmet vermekte olan ufak şapelinde bölgenin eski sakinleri olan ve komün bir yaşam yaşamış olan koyu Katolik kadınların mezarları görülebilir.

14. Stedelijk Museum

Amsterdam Kent Müzesi Stedelijk Museum, 1895’de kurulmuş ve Avrupa’nın en etkileyici çağdaş sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. 19. ve 20. yüzyıl, Felemenk ve Fransız resimlerine odaklanarak, Van Doesburg, Mondrian ve Rietveld’e ait örneklerle De Stijl akımını; Rosenquist ve Warhol’un çalışmalarıyla Pop Art gibi muhtelif meşhur sanat akımlarını ön plana çıkartan müze, Chagall, Dubuffet, De Kooning ve Matisse gibi aka ressamlara da yer veriyor. Sanatseverlerlerin listesinde yer almalı.

15. Heineken Experience

Aslında müzeden fazla bir deneyim olan ve Heineken Experience olarak geçen Heineken Müzesi, ülkenin meşhur bira firması olan Heineken ile muhtelif eğlenceli sunumların yapıldığı bir nevi interaktif bir müze. 1988’e kadar Heineken’in umumi merkezi olarak kullanılan bina şimdilerde Heineken’in tarihçesi ve bira yapımı gibi bilgiler sunuyor. Turistler tarafından yoğun ilgiyle ziyaret edilen müzede ücretsiz bira ikramı da var.

Amsterdam yapılacak şeyler

Heineken Experience’te bira yapım aşamasını izleyip ücretsiz bira içinWaterlooplein’de ikinci el mağazalarını gezinNisan’da Keukenhof Flower Fields lale tarlalarına gidinGouda Peyniri almadan dönmeyinAmsterdam’ın Cihangir’i olan Jordaan Caddesinde ve Grachtengordel Kanallarında yürüyün.Red Light District’te gündüz fotoğraf çekip Oude Kerk’i gezin; gece neon ışıkları altında yürüyünBitpazarı ve Açık hava pazarlarındaki tezgâhları inceleyinNine Little Streets’teki minik kafeler ve butikleri gezin, hediyelik alınCoffe Shop‘larda kahve içinBloemenmarkt çiçek pazarında renklerin arasında kaybolunVondelpark‘ta çimlere yayılınİşkence ve Sex müzelerini gezinConcertgebouw‘da konser dinleyinWynand Focking likör evinde likör içinNehir ve kanallarda buz pateni yapınRembrandtplein ve Leidseplein meydanlarını görünİguana ve kertenkele heykellerini fotoğraflayınOba Kütüphanesinde Amsterdam manzarası izleyin ve ücretsiz wifi kullanınDe Looier antika pazarını gezinEye Film Instituut‘te film izleyinSunday Markt ve Noordermarkt‘tı görünBlijburg plajında denize girin

Amsterdam şehrin ortasında olmasına karşın doğadan hiç kopmuyor. Şehrin en gözde parklarından Vondelpark, tek kelimeyle huzur vadeden bir yer. Amsterdam’ın en geniş parkı Vondelpark, yolda 10 milyondan fazla ziyaretçi alıyor. Duygusal çiftler listesine almalı.

Şehrin botanik bahçesi, Hortus Botanicus Amsterdam dünyanın en eskilerinden biri. Buraya 5 dakikadan kısa bir yürüyüş mesafesinde bulunan Natura Artis Astra, dünyanın her yerinden alaka çekici hayvanları ile tarihi binalarla donatılmış gölgeli bir bahçede Amsterdam’ın muhteşem hayvanat bahçesini oluşturuyor. Çocuklu aileler gezilecek yerler listesine alabilir.

Kukla Sureyya Vondelpark’ta

Amsterdam gezilecek noktalar listenize, aleni denizden yaklaşık 19 km içerde, eski adıyla Ij olarak bilinen koyda yer saha Amsterdam Limanı; Özellikle evlerin ve köprülerin aydınlatıldığı akşam saatlerinde, liman ve kanallarda bir tekne turuna katılmak bir iki saatinizi keyifli geçirebileceğiniz bir yer.

Oosterdok üzerindeki eski bir gemi antreposunda bulunan model gemiler, yer küreler, navigasyon enstrümanları ve resimlerden oluşan etkileyici bir koleksiyona sahip olan Ulusal Denizcilik Müzesi‘ni gezinize eklemeyi unutmayın. Aka bir geminin gövdesini andıran birinci derslik bir ilim müzesi Nemo Ilim Merkezi alaka çekici gezilecek yerler listesine aday.

Nerede ne faaliyet var bulabilmek için Amsterdam portalı iamsterdam.com sitesinde “What’s On” sayfasına bakın. Merkez İstasyonun tam karşısındaki information ofice, Amsterdam aktivitelerini öğrenmek, harita ve broşür almanın yanında müsait fiyatlı turlar ve biletler için uğranılması gereken yer.

Amsterdam Gece Hayatı

Birçok insan Amsterdam’ı seçeneği bol ve uç noktalardaki gece hayatı için ziyaret ediyor. Amsterdam’da gece hayatının iki ana bölgesi Rembdandtplein ve Leidseplein ve her ikisi de meşhur kulüplere sahip. Her şeyi sizin ne aradığınıza bağlı olsa da en popüler mekânlar arasında Paradiso, Sugar Factory, Escape, Panama ve Studio80’i not edin.Sabaha kadar dans etmek niyetindeyseniz Rembrantsplein-Leidseplein Bölgesi’ne gidin, daha ucuz aktiviteler peşindeyseniz Walletjes etrafında dolaşın. Hostel veya otelinizden de tavsiye alın. Amsterdam’da hafif uyuşturucu satışı ve kullanımı “Coffee Shop” adı verilen sigara kahvehaneleri çevresinde serbest. Bu mekânlar genellikle değişik tesir gücü çeşitleriyle kenevir menüsü sunuyor.

Amsterdam’da yeme ve içme

Amsterdam’ın çeşitliliği fazla değişken restoranlarına da yansıyor. Birçok Asya restoranı, falafel barları (Her yerde!), Surinam mutfakları ve gece aş servis eden Eatcafe gibi yerlerden bolca var. Aynı zamanda her zamanki turist barları ve restoranlarından da bulabilirsiniz; bazıları harika, bazıları ise o kadar değil.

Waffle ve dondurma stantları fazla fazla, bu yüzden tatlıya veya atıştırmaya benim gibi düşkünlüğünüz varsa, pek güzel! Gerçek Hollanda peynirini deneyin ve süpermarkette sosislere, kuru ve tütsülenmiş et çeşitlerine bir bakın. Duvarda asılı slot makinesi şeklindeki “fast food” makinalarında bulunan burgerlerden ırak durun, bir süre sonra çöp yediğinizi ayrım ettiğinizde tüm ilginçliği kayboluyor. Ama tatları güzel ve fiyatları uygun.

Amsterdam’da alışveriş

Amsterdam bir Avrupa şehrinden bekleyebileceğiniz her türlü alışveriş imkânına sahip. Keyifli bir alışveriş gezintisi için fazla sayıdaki pazar yerleri son radde sevimli seçenek. Şehrin farklı bölgelerinde kurulan, etnik çeşitliliğini ortaya koyan ve genelde aka çaplı indirimleri olan pazarları arayıp bulun. Pijp Bölgesindeki Albert Cuypmarkt en bilinenlerinden bir tanesi. 1886’dan beri kurulan Amsterdam’ın bitpazarına, Vlooienmarkt’a gidin. Çok daha fazla bitpazarı, organik gıda pazarı, antika tezgâhları ve doğal ki meşhur Çiçek Pazarı tekrar burada.

Alışveriş yapılacak en iyi sokakların aka çoğunluğu 15. yüzyılda koyun pazarı olarak kullanılan Muntplein Meydanı’na serpilmiş. Amsterdam’daki en meşhur alışveriş sokağı ise şimendifer istasyonundan Dam Meydanı’na doğru ilerleyen ana cadde Damark’a enlem uzayan Kalverstraat. Dam Meydanı da aynı zamanda kalburüstü Beijenkorf perakende zincirlerinin amiral mağazasına ev sahipliği yapıyor.

Amsterdam’a ne zaman gidilir

Amsterdam’da tipik Hollanda iklimi hâkim., yani ne vakit ne olacağı bilinmez özetle. Mavi gökyüzünü görebiliyorsanız şanslısınız. İkinci gittiğimde hava normalken sonraki 2 gün bolca yağmur yağdı, ertesi gün masmavi sema görebilenlerden olduğumdan şanslıydım. Yaz aylarında 20 derecenin biraz üstünde ılık günler sizi bekliyor. Ama yaz dışında yağmur, yel ve soğukla yüzleşmeye amade olun. Havanın genelde kuru ve güneşli olduğu, yaz aylarının kalabalığından kaçınabileceğiniz bahar ayları Amsterdam’ı ziyaret etmek için iyi bir zaman. Günler biraz daha kısa olsa da Ekim civarı da iyi bir dönem.

Amsterdam otelleri

Rembrandtplein Meydanı

Amsterdam her sene milyonlarca insan tarafından ziyaret edilen popüler bir şehir. Dolayısıyla şehirde ve çevresindeki her bütçeye müsait konaklama bulmak da fazla kolay. Amsterdam’ın en tanınmış yerlerinden bir tanesi üç şubesinden biri şehre yakın bir plajda bulunan Flying Pig. Şehirde birçok yer bulunmasına karşın The Flying Pig Downtown Hostel genç sırt çantalıların en fazla tercih ettiği yerlerin başında. Red Light Dsitric’te yer alan Budget Hostel Heart of Amsterdam hostel de gayet güzel.

Geceliği 15 Euro’dan başlayan hostel fiyatları, yaz dönemin hafta sonlarında 90 Euro’ya kadar çıkabiliyor. Doğru okudunuz, bir hostel için! Basit olsa da kahvaltı derhal hepsinde veriliyor. 1-2 yıldızlı oteller de derhal derhal aynı fiyatlara sahip. Biraz daha fazla lüks arıyorsanız Amsterdam, 1-2 yıldızlı olanlardan Avrupa’nın en pahalı otellerine kadar, 400’den fazla otel ile konaklama için pek fazla seçenek sunuyor.

Bunun yanında 5 yıldızlı otellerin geceliği 150 ile 400 Euro arasında. Son gidişimde kaldığım 4 yıldızlı NH Amsterdam Schiller otel hem şehrin karmaşasından ırak hem Amsterdam merkeze 15 dakika yürüme mesafesinde gayet güzel bir otel. Rembrandtplein Meydanında ve etrafta fazla şirin kafe ve bar var. Özellikle yaz aylarında erken rezervasyon kesinlikle fazla önemli. Airbnb ile günlük kiralık ev turmak da iyi fikir.

Amsterdam’a nasıl gidilir

Amsterdam Nationaal Monument

Amsterdam Schiphol Uluslararası Havaalanı, dünyanın derhal her yerinden yüzlerce uçuşun gerçekleştirildiği, Avrupa’nın aka aktarma merkezlerinden biri ve kent merkezinin 17,5 kilometre güneybatısında yer alıyor. Amsterdam merkez istasyonuna 20 dakikalık bir şimendifer yolculuğu ile kolayca ulaşılıyor. Türk Hava Yolları, KLM, Atlas Global, Onur Air ve Pegasus direk seferler düzenliyor. Başlıktaki Amsterdam’a nasıl gidilir linkine tıklayın, orada havalimanından Amsterdam merkeze nasıl gidilir bilgilerini detaylıca paylaştım. şayet Avrupa’nın öbür bir şehrinden buraya gitmeyi düşünüyorsanız sayısız uçuş ve gayet güzel demiryolu bağlantısı var. Bir defasında Rotterdam gidiş ve Amsterdam dönüş şeklinde Hollanda’ya seyahat etmiştim. Daha ucuza gitmek için civardaki havalimanlarına da bakın. Utrecht, Rotterdam ve Hague gibi şehirlerle arası maksimum 1 saat.

Merkez İstasyon Shiphol Havalimanına direkt trenle bağlı. Sonrasında şehri keşfetmek için yürüyün derim. Şehir merkezinde fazla vakit geçirmeyi düşünüyorsanız bir bisiklet fazla daha eğlenceli. Çok kullanışlı olan tramvay, otobüs ve metro sistemi Amsterdam içi ulaşımı fazlasıyla basit hale getiriyor. Çarpık ve köşegen sokaklarda bisiklet kesinlikle işleri fazla kolaylaştırıyor. Merkez İstasyonu, Leidseplein ve Dam Meydanı gibi turistik mekânların civarında bisiklet kiralayabileceğiniz, bazıları aka ve sayısız ufak mağaza var.

Amsterdam gezi rehberi şimdiye kadar yazdığım en uzun blog gezi rehberi içeriklerinden biri oldu. Amsterdam hakkında bilgilerimin tümünü yazarsam sanırım bunun 3-5 misli bir ova çıkar. Amsterdam ile ilgili blogdaki öbür yazılara da göz atın. Ya da boşverin, atın kendinizi bu al tuğlalı şehrin sokaklarına sadece içinizdeki sesi dinleyin. Amsterdam gerçekten güzel bir şehir.

SON YAZILARIMDAN HABERDAR OL

E-Mail adresime kayıt olursanız haftalık yazılarımdan haberdar olabilirsiniz.

Bir yorum bırak

Yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın